İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yalçıntaş."Fransa Senatosu'nun 1915 Olaylarıyla...
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Fransa Senatosu'nun 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etmesinin en önemli nedeni, 500 bin Ermeni"...
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Fransa Senatosu'nun 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etmesinin en önemli nedeni, 500 bin Ermeni vatandaşından oy almaktır" dedi.
Yalçıntaş, MÜSİAD tarafından Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye ekonomisinin dünü, bugünü, yarını" konferansında yaptığı konuşmada, 1915 olaylarına ilişkin yasa tasarısı görüşmelerini Fransız Senatosu'nda takip ettiğini anımsattı.
Avrupa'da yaşayan Türklerin birlik ve beraberlik konusunda daha duyarlı olması gerektiğini belirten Yalçıntaş, şunları kaydetti:
"Fransa Senatosu'nun 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını öngören yasa teklifini kabul etmesinin en önemli nedeni, 500 bin Ermeni vatandaşından oy almaktır. Fransa'da yaşayan Türk vatandaşlarının tasarının geçmesinde günahı vardır. Birliktelik sağlayıp yeterince lobi oluşturamadılar. Belçika'da yaşayan Türk vatandaşlarının bu konuda örnek alınması gerekiyor. Belçika'da Güneydoğuyla ilgili çıkarılmak istenen yasa tasarısı oradaki Türklerin birlik ve beraberlik içerisinde lobi çalışması yapmasıyla iki gün içerisinde meclisten çekildi ve tasarıyı hazırlayan milletvekili bir aylık tatile çıkmak zorunda kaldı. Fransa'daki büyükelçi önemli bir tespitte bulunarak, bu mesele sayesinde Fransa'daki derneklerin bir araya geldiğini söyledi."
Fransızların tümünün Türk düşmanı olmadığını vurgulayan Murat Yalçıntaş,
"Bir tepki koyarken tüm Fransızları buna dahil etmemeliyiz. 'Su uyur düşman uyumaz' sözünü de aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizler bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
-"Dış parametreler etkili"-
Bir ülkenin ekonomisinin iki temel parametreye bağımlı olduğunu belirten Yalçıntaş, şöyle konuştu:
"Bunlardan ilki iç parametreler, diğeri de dış parametrelerdir. İç parametrelerden kastımız ülkenin kendi iç dengeleri, uyguladığı makro ve mikro politikalar, siyasi iktidarı gibi etkenlerdir. Bir de kontrol edemediğimiz dış parametreler var. Mesela bugün dünyaya bakarsak ekonomi açısından olumsuz olabilecek birçok dış parametre var. ABD'nin yavaşlaması gibi. Dünya tüketiminin yüzde 25'ini tek başına ABD yapıyor. Dolayısıyla ABD yavaşladı mı herkes yavaşlıyor, hızlandığı zaman da herkes hızlanıyor. Bir diğer AB'nin durumu bizim için çok önemli. AB yavaşlıyor mu, hızlanıyor mu- Batıyor mu, çıkıyor mu- Şu an da Yunanistan zaten battı, İtalya ve arkasından da İspanya'nın batma tehlikesi var."
Türkiye'nin ihracatının ve ithalatının yüzde 50'den fazlasının Avrupa Birliği ile olduğunu belirten Yalçıntaş, " Türkiye'nin cari açığını kapatabilmesi için yurt dışından gelen paraya ihtiyacı var. Türkiye'ye yurt dışından gelen paranın yüzde 80'i Avrupa Birliği'nden geliyor. Dolayısıyla AB'de bir şey olursa bundan ciddi anlamda biz de etkileniriz. Yurt dışında kontrol edemediğimiz başka bir parametre var. O da herkesin bildiği 'Arap Baharı' dediğimiz gelişmelerdir. Bizlerin orayla çok ciddi ticari ilişkileri var. Oradaki her olumsuzluk bizleri birebir etkiler. Demek ki önümüzdeki günlerde Türk ekonomisi etkileyecek bir iç olaylar var, bir de kontrol edemediğimiz dış olaylar var" şeklinde konuştu.
-"Son 10 senede Türkiye ekonomisi başarılı bir performans sergiledi"-
Son 10 senede Türkiye ekonomisi başarılı bir performans sergilediğini belirten Yalçıntaş, şunları söyledi:
"2011'in ilk üç ayında yüzde 9.6 büyüdük. Bu büyüme dünya ekonomisinde ender görülen bir profil sergiledi. Performansın ölçüsü nedir diye sorarsanız, bu konuda tek bir temel ölçü vardır, o da büyümedir. Büyüme çok önemlidir. Bir ülkenin büyümesi demek, o ülkenin daha çok zenginleşmesi demek, o ülkede daha fazla iş yeri açılması ve daha fazla insanın çalışması demek, daha fazla tüketmesi ve aynı zamanda daha fazla üretmesi demektir. İki kavram arasında çok büyük fark vardır. Zenginlik ayrı bir şeydir, gelişmişlik ayrı bir şeydir. Bir ülkenin gelişmiş olmasının en temel özelliği, o ülkenin zenginliğinin hakça ve adaletlice herkes tarafından paylaşılıyor olmasıdır."
Türkiye'de basit vergi sistemi uygulamasını isteyen Yalçıntaş, şöyle devam etti:
"Ülke olarak ya da firma olarak ne kadar 'pahada ağır, yükte hafif malzeme' üretebildiğimiz bir noktaya gelebilmemiz önemlidir. Benim gözümde Türkiye'nin büyümesine, gelişmesine ve zenginleşmesine, yani ürettiğini hakça bölüşmesi için iç parametrelerinde üç şey yapması lazım. Birincisi Türkiye'nin siyasi iktidarının devam etmesi lazım. İkincisi dünyada 'küresel ekonomik rekabet endeksi' diye bir endeks var. Bu endeks bir ülkede iş yapmanın kolaylığını gösterir. Üretim yapmanın kolaylığını gösterir. Dolayısıyla bu bağlamda önce kayıt dışı üretime müdahale etme ve vergi kaçakçılığının önlenmesi gerekmektedir. Üçüncü olarak da eğitim özellikle de mesleki eğitim açığı kapanmalıdır."
Konferansın ardından Yalçıntaş'a çeşitli kurumlar tarafından plaketler verildi.
- ERZURUM











