İso Başkanı Ekonomideki Durumu Sısyphos Efsanesine Benzetti
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, Türkiye Ekonomisini Sisyphos Efsanesi'ne Benzeterek, "Tanrıların Lanetlediği Sisyphos, Tüm Gücüyle Uğraşarak, Kayayı Tepeye Çıkarmakta, Ancak Tam Tepeye Yaklaşmışken, Kaya Her Seferinde Gerisin Geriye Aşağıya Kaymakta ve Döngü Yeniden Başlamaktadır.
-İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, Türkiye ekonomisini Sisyphos Efsanesi'ne benzeterek, "Tanrıların lanetlediği Sisyphos, tüm gücüyle uğraşarak, kayayı tepeye çıkarmakta, ancak tam tepeye yaklaşmışken, kaya her seferinde gerisin geriye aşağıya kaymakta ve döngü yeniden başlamaktadır. Bizim durumumuz da biraz Sisyphos'unkine benziyor. 2002 yılından bu yana uğraşarak, tepeye çıkarmaya çalıştığımız kaya, yine aşağıya, aynı noktaya düşmek üzere" dedi.
İSTANBUL ANKA)-İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük, Türkiye ekonomisini Sisyphos Efsanesi'ne benzeterek, "Tanrıların lanetlediği Sisyphos, tüm gücüyle uğraşarak, kayayı tepeye çıkarmakta, ancak tam tepeye yaklaşmışken, kaya her seferinde gerisin geriye aşağıya kaymakta ve döngü yeniden başlamaktadır. Bizim durumumuz da biraz Sisyphos'unkine benziyor. 2002 yılından bu yana uğraşarak, tepeye çıkarmaya çalıştığımız kaya, yine aşağıya, aynı noktaya düşmek üzere" dedi.
İSO Başkanı Tanıl Küçük, 2008 yılının son meclis toplantısında yaptığı konuşmada, 2002 yılından bu yana uğraşarak, tepeye çıkarılmaya çalışılan kayanın yine aşağıya "aynı noktaya" düşmek üzere olduğunu söyledi. Bugün sanayinin adeta "yatağa düştüğüne" dikkat çeken Küçük, bazı sektörlerin hayati fonksiyonlarının neredeyse durduğunu kaydetti.
-"2008 EN OLUMSUZ YIL"-
2008'in sanayi için, 2001 sonrası dönemin en olumsuz yılı olarak kapanacağına vurgulayan Küçük, sanayideki kan kaybının çok daha önce başladığını belirtti. Küçük, "Küresel kriz öncesinde de sanayide ciddi sıkıntılar vardı. Son aylarda, kurdaki yükselişle birlikte, bir miktar değişse de Türkiye ekonomisinde son altı yıla, düşük kur-aşırı değerli YTL damgasını vurdu ve bu durum, sanayinin rekabet gücüne, hem iç hem dış pazarda büyük zarar verdi. Bu dönemde, rekabet gücünü iyileştirmesi ve YTL'deki aşırı değerlenmenin yol açtığı tahribatı telafi etmesi beklenen, makro ve mikro reformlarda ise neredeyse hiç mesafe kaydedilemedi. İki cephedeki olumsuzluğa rağmen, 2002'den 2008'e, sanayi üretimini ve ihracatını artırmayı başardı" diye konuştu.
-"YÜZDE 5 BÜYÜMEYİ MUMLA ARIYORUZ"-
"Sanayi bu artışı nasıl başardı" diye soran Küçük şunları söyledi:
"Sık sık ifade ettiğimiz gibi, elindeki tüm imkanları kullanarak, deyim yerindeyse, adeta cambazlık yaparak. Sanayici, bu dönemde, mecburen ithal girdiye yönelmiş, kur riski üstlenme pahasına dışardan ucuz kredi kullanmış, maliyetlerini azaltmak, verimliliğini artırmak adına daha az işçi istihdam etmiş ve dış pazarlarını korumak adına karından fedakarlıkta bulunmuş, hatta bazen zararına satış yapmıştır. 2006, 2007 yıllarında da sanayi üretimindeki artış, inişli çıkışlı, istikrarsız bir seyir izlemiş ve yıllık büyüme yine yüzde 5'ler civarında kalmıştır. Yüzde 5'leri yetersiz buluyorduk ama 2008'de maalesef yüzde 5'leri mumla arayan bir noktaya gelmiş durumdayız."
-"KRİZE DİRENCİ ZAYIFLAMIŞ SANAYİ İLE YAKALANDIK"-
İSO Başkanı Küçük sanayideki zafiyetleri, bu zafiyetlerin yol açtığı ve açabileceği tehlikeleri yıllardır dile getirdiklerini belirterek, "Ekonomide işler iyi gidiyor görünürken, 'zaten sanayiciler böyledir; hep şikayet ederler' gibi yorumlara maruz kalmak pahasına da olsa, bu sorunlara daima dikkat çektik. Dikkat çektik, anlattık ama maalesef, netice alamadık. Küresel ekonomideki ılımlı hava devam ettiği, ekonomide çarklar bir şekilde döndüğü için söylediklerimize yeterince kulak verilmedi. Rekabet gücünü iyileştirecek adımlar atılmadı. Esasen, gelmesi pek de sürpriz olmayan küresel krize rekabet gücü ve direnci son derece zayıflamış, adeta pamuk ipliğine bağlı dengeler üzerinde üretim ve ihracat mücadelesi veren bir sanayi ile yakalandık. Küresel krizi, daha fazla fedakarlığa, gücü ve tahammülü kalmamış bir sanayi yapısı ile karşıladık" diye konuştu
-"İÇ TALEP KRİZLE BİRLİKTE BIÇAK GİBİ KESİLDİ"-
Sanayi sektörünün tüm sorunlara, karsızlığına rağmen, ihracata daha da fazla ağırlık vererek, üretim artışını devam ettirdiğinin altını çizen Küçük, şimdi AB başta olmak üzere ihracat pazarlarının resesyonda olduğuna dikkat çekti. Küçük, "Hatta, önümüzdeki dönemde, dış pazarlarımızda, resesyonun daha da derinleşmesi ihtimal dahilinde. Dolayısıyla, önümüzdeki süreçte, dış talep ekseninde, ihracat ekseninde üretimi artırma olasılığı ciddi anlamda riske girmiş görünüyor. İçerde ise, zaten durgun olan talep, krizle birlikte adeta bıçak gibi kesilmiş durumda. Böyle bir ortamda, iç ve dış talebin kesildiği, başka bir deyişle müşterinin yok olduğu bu koşullarda sanayimiz için nasıl bir çıkış yaratacağız,istihdamı nasıl koruyacağız, büyümeyi nasıl sürdüreceğiz" dedi.
Türkiye ekonomisinin son açıklanan verilere göre 2008'in üçüncü çeyreğinde, sadece yüzde 0.5 büyüdüğünü hatırlatan Küçük, konuşmasına şöyle devam etti:
"Yüzde 0.5, 2001 yılının son çeyreğinden bu yana elde edilen en düşük büyüme oranıdır. İmalat sanayi katma değeri üçüncü çeyrekte yüzde 1.1 azalmıştır. İmalat sanayi sektörü katma değeri, 2002 ilk çeyrekten sonra ilk defa, bu çeyrekte azaldı. Sanayi, ilk defa bu çeyrekte büyümeye pozitif katkı yapamadı. İmalat sanayi katma değerindeki düşüş, ticaret sektörünü de olumsuz etkilemiş, üçüncü çeyrekte ticaret sektörü katma değeri de yüzde 1.8 azalmıştır."
-"YATIRIM HARCAMALARI VAHİM"-
Yatırım harcamalarında da vahim bir tablonun ortaya çıktığını söyleyen Küçük, 2002 ilk çeyreğindeki yüzde 12'lik düşüşten sonra, 2008'in üçüncü çeyreğinde de özel sektör yatırım harcamalarının yüzde 10 azaldığını kaydetti. Harcamalar içinde makine ve teçhizat yatırım harcamalarının da yüzde 8.4 azaldığına dikkat çeken Küçük, üçüncü çeyrek büyüme sonuçlarının Türkiye ekonomisinin durgunluğa girdiğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Üçüncü çeyrekte, Haziran-Temmuz ve Ağustos aylarında küresel krizin etkilerinin daha tam anlamıyla hissedilmediğini vurgulayan Küçük, "Baş aşağı giden sanayi üretim endeksini de göz önüne aldığımızda, krizin etkilerinin, büyümeye, yılın dördüncü çeyreğinde çok daha sert bir şekilde yansıyacağı ortadadır" dedi.
-"YEDİ YIL ARADAN SONRA GÖSTERGELER YENİDEN ALARMA GEÇTİ"-
Eylül 2008 itibariyle işsizlik oranının önemli bir artışla yüzde 10.3'e yükseldiğini ve yıl sonuna kadar bu oranın muhtemelen daha da yükseleceğine işaret eden İSO Başkanı Küçük, "Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde, ekonominin seyrindeki olumsuzluk net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Türkiye ekonomisinde, yedi yıl aradan sonra, göstergeler yeniden alarm konumuna geçti. Deyim yerindeyse dönüp dolaşıp yine aynı yere, başladığımız noktaya gelmekteyiz" diye konuştu.
-"SISYPHOS EFSANESİ GİBİ KAYA DÜŞMEK ÜZERE"-
Ekonomiyi Sisyphos Efsanesi'ne benzeten Küçük, şöyle dedi:
"2002 yılındaki meclis toplantılarımızdan birinde, mitolojiden bir örneği, sisyphos efsanesini gündeme getirmiştik. Tanrıların lanetlediği sisyphos, tüm gücüyle uğraşarak, kayayı tepeye çıkarmakta, ancak tam tepeye yaklaşmışken, kaya her seferinde gerisin geriye aşağıya kaymakta ve döngü yeniden başlamaktadır. Bizim durumumuz da biraz Sisyphos'unkine benziyor. 2002 yılından bu yana uğraşarak, tepeye çıkarmaya çalıştığımız kaya, yine, aşağıya, aynı noktaya düşmek üzere."
-"NAKİT SIKIŞIKLIĞI HAD SAFHADA"-
İşletmelerin nakit akışı ile ilgili ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğuna dikkat çeken Küçük, piyasada nakit sıkıntısının had safhaya ulaştığını söyledi. "Moraller bozuk, beklentiler olumsuz" diyen Küçük, tüketici ve üretici güven endeksinin çok aşağılarda olduğunu, sanayinin de tüm bunlar son derece olumsuz etkilendiğini belirtti. Üretim, istihdam ve büyümenin risk altın olduğuna işaret eden Küçük, "Mevcut durum itibariyle iç pazarda tüketici güvenini güçlendirme, özel tüketim harcamalarını harekete geçirmeye yönelik güçlü bir işaret göremiyoruz. Merkez Bankası'nın son faiz indirimi bu anlamda umut verici bir başlangıç oldu. Ancak iç talepteki ataletin giderilmesi için çok daha kapsamlı ve radikal tedbirlere ihtiyaç var. Dış talepteki durum malumunuz. Bu koşullar altında 2009'un zor bir
yıl olacağı özellikle sanayi üretimi ve ihracat açısından hayli zor geçeceği ortadadır. Ekonomi yönetiminin en önemli ve en saygın aktörlerinden biri olarak Merkez Bankamız, bu sorunların çözümünde ekonomimizin düze çıkmasında önemli bir rol oynayacaktır" diye konuştu.
-"DAHA YARATICI POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR"-
Cumhuriyet döneminden bugüne ekonomideki ana büyüklüklere değinen Küçük, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"1923-2007 arasında, reel olarak, tarım sektörü 10 kat, hizmetler sektörü 70 kat büyürken, sanayi sektörü tam 192 kat büyümüştür. Dolayısıyla, Türkiye'nin bugün geldiği noktaya ulaşmasında en büyük katkı sanayiden gelmiştir. 70 milyonluk bir ülke, sanayi olmadan, üretim olmadan sorunlarını çözemez. Arzu ettiği, ihtiyaç duyduğu büyümeyi gerçekleştiremez. Sanayiciler olarak, bizler, ekonomi yönetiminin, bu gerçeğin farkında olduğuna ve bu gerçekle uyum içinde politikalar tasarlayacaklarına inanmak istiyoruz. 2009, yalnız Türkiye için değil tüm dünya için 2008'den çok daha zor bir yıl olma potansiyelini taşıyor. Bu zor yılı aşmak ve ekonomide yeni bir çıkış sürecini başlatabilmek için Türkiye, şimdiye kadarkilerden daha yaratıcı ve sağlam politikalar uygulamak zorundadır. Ancak, inanıyoruz ki, ne kadar zor olursa olsun, sanayi, ayakta kalma gayretini 2009'da da var gücüyle devam ettirecek. Hükümetten ve ekonomi yönetiminden beklentimiz, sanayicinin gayretine destek olunmasıdır." (ANKA)
(NÇ/ZG)
















