Ankara Haber Ajansı [1499690]
İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker: "Cumhuriyeti Yaşatmak Hepimizin Sorumluluğu"
İsmet İnönü'nün Kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, 85. Yıldönümü Kutlanacak Olan Cumhuriyete Sahip Çıkılması Çağrısında Bulundu. 0toker, "Bize Emanet Edilen Bu Cumhuriyeti, Dev0rimlerin Hepsini Yaşayan Bir Varlık Olarak Görmemiz Lazım. Eğer Onları Yaşatamazsak Bütün Faniler Gibi Ölür ve Unutulurlar. Onları Boşlukta Bıraktığınız Zaman Başka Fikirler Oraları Dolduruyor" Dedi.
2.Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kızı ve İnönü Vakfı Başkanı Özden Toker, bu yıl 85. yıldönümü kutlanacak olan cumhuriyete sahip çıkılması çağrısında bulunarak, "Bize emanet edilen bu cumhuriyetin, devrimlerin hepsini yaşayan bir varlık olarak görmemiz lazım." dedi. Toker, TRT'nin Radyo ve Televizyon Dergisi'nin son sayısında yayınlanan söyleşisinde, cumhuriyetin önde gelen kadrolarını yakından tanımış ve o günlerin heyecanına tanıklık etmiş biri olarak Cumhuriyet'e karşı büyük bir sorumluluk hissettiğini belirterek, şöyle dedi: "Cumhuriyeti yaşatmak hepimizin sorumluluğudur. Eğer onları siz, biz, hepimiz yaşatmazsak bütün faniler gibi ölür gider ve unutulurlar. Ama onları unutturmamak gerekiyor. Çünkü tabiatta hiçbir zaman boşluk olmuyor. Onları unutup da boşlukta bıraktığınız zaman başka fikirler oraları dolduruyor. Onun için cumhuriyetin, devrimlerin fikirlerini yaşatmak bizim sorumluluğumuzda." -ATATÜRK: MEDENİYET MÜCADELESİNE HAZIR MISIN? Gençlere sorumluluk duygusu kazandırmanın ve cumhuriyetin değerlerini anlatmanın önemine vurgu yapan Toker, sözlerine şöyle devam etti: "Ancak bunu yaparken onları karşımıza alıp, ders verir gibi didaktik bir şekilde anlatmaktan kaçınmak gerekiyor. Sahip olduklarımızın değerini göstermek ve hissettirmek gerekiyor. Televizyon bu çerçevede çok önemli bir araç. Çünkü artık televizyon devrindeyiz, kitaplar bile zor okunuyor. CD'ler var DVD'ler var. İşte bizim anılarımızı o şekle sokarak, gençlere göstermek lazım. Yoksa bizim hissettiğimiz şeyin aynısını onların hissetmesine olanak yok. Örneğin annem-babam bizleri karşısına alıp o kadar şey anlatmazlardı. Daha çok onların konuşmalarıyla, yaşam tarzlarıyla bazı şeyleri anlardık. Bu çerçevede size güzel bir örnek vereyim isterim: 9 Eylül 1922'de savaş bitiyor. İzmir'e gidiyorlar. İzmir kurtulmuş büyük bir heyecan içindeler. O zaman Atatürk babama dönüyor ve diyor ki, "İsmet Paşa, Anadolu seferini başarıyla tamamladık. Türkiye'nin medeniyet mücadelesine hazır mısın?' Yeni bir savaş başlıyor. İşte bunu yeni bir savaş olarak görmek lazım. Bizim kuşağımızdan evvelkiler bunu savaş olarak gördüler. Biz de bunu bir sorumluluk olarak gördük ve onların başlattıkları devrimleri yaşatmayı ödev bildik." -PEMBE KÖŞKE ZİYARET- İnönü Vakfı'nın girişimiyle her yıl iki kez Pembe Köşk'ün ziyarete açılmasına da değinen Toker, "Aslında bütün Türk aileleri gibi biz de kendimizden bahsedilmesini sevmezdik. Örneğin annem "Merak ediyorlar nasıl yaşıyorsunuz?' diye sorulduğu zaman "Canım bizim başkalarından ne farkımız var, onlar nasıl yaşıyorsa bizde öyle yaşıyoruz' diye cevap verirdi. İşte o anlayış içinde olan bir ailenin kendisinden bahsetmesi olmuyor. İnönü Vakfı'nı kurmamızın nedeni de bütün bu anıları başkalarıyla da paylaşma sorumluluğunu hissetmemiz oldu. İlk olarak annemin eşyalarını sergileyerek bu işe başladık. Büyük bir ilgiyle karşılaştığımız görünce de Pembe Köşkü yılda iki kez ziyaretçilere açmaya başladık" dedi. Toker, "Sergiye gelen insanların ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size en çok neleri soruyorlar, hangi duygularla Pembe Köşk'ten ayrılıyorlar" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtladı: "Öncelikle sergimizi açmadan önce bütün okullara yazı yazarak haber veriyoruz. Ev küçük olduğu için onlar randevu alarak geliyorlar. Atatürk bize "Çocuklar kendinize güvenin soru sorun' derdi. Onun için çocuklar gelince "Şimdi siz bana soru soracaksınız' diyorum. En rahat soru soran küçükler. Yuva çocuklarının, birinci sınıftaki çocukların hemen parmakları kalkıyor. "Peki en çok neyi merak ettiniz' diyorum, ilk soru "kaç yaşındasınız?' oluyor. Bir de "Atatürk'ü gördünüz mü?' Bu ikisi onlar için çok önemli. Tabi bu iyi bir giriş de oluyor. Çünkü o çocukların yaşına o zaman iniyorsunuz ve onlar benim gözümden Atatürk'ü görüyor." Pembe Köşkü devamlı bir müze haline getirmek istediklerini belirten Toker, "Öyle bir projemiz var. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman burası her zaman ziyaretçilere açılmış olacak. Mesela babamın çok güzel bir kütüphanesi var. Türkçe, Fransızca, Almanca, İngilizce, Arapça 8 bine yakın kitap var. Bazen o kitapların bir bölümünü yukardan indiriyoruz. Birçoğunu okumuş yanlarına notlar almış. Verilmiş hediyeler var. İşte burayı restore ederek bütün bunların hepsini vatandaşlarımızla paylaşmak istiyoruz" diye konuştu. (ANKA) (AS/BUN)
| 6/10 (11 kişi) |
-
Karakolda Tecavüzü Ağlayarak Anlattı!
İstanbul'un göbeğinde karakolda tecavüze uğrayan kadının anlattıkları dehşete düşürüyor.
-
Video
İşte Memur İçin Konuşulan Zam Oranı
Memurlar dikkat! Son kez bir araya gelecek olan Hakem Kurulu, zam oranlarını bugün açıklayacak.
-
Video
İşte Memurun Zam Oranı
Hakem Kurulu, memur maaşlarına 2012 ve 2013'te yapılacak zam oranlarını belirledi.
-
Video
Merakla Beklenen Açıklamasını Yaptı
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında hem medyaya yüklendi hem de Uludere ile ilgili...
-
İşte Emre Belözoğlu'nun Yeni Adresi!
Fenerbahçe ile sözleşmesi sona eren Emre Belözoğlu'nun yeni takımı belli oldu.
-
Video
Survivor'da Kıskançlık Krizi!
Survivor yarışmacılardan Nihat Altınkaya ile Almeda'nın yakınlığı kıskançlık krizine neden oldu.











