Inegöl - Kılıçdaroğlu Inegöl´Deki Köfte Molasında Chp Kurult

Inegöl - Kılıçdaroğlu Inegöl´Deki Köfte Molasında Chp Kurult
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

'her Şeçim Değişim Demektir'

'HER ŞEÇİM DEĞİŞİM DEMEKTİR'

Çanakkale'ye giderken Bursa'nın İnegöl İlçesi'nde köfte yemek için mola veren CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin kurultayıyla ilgili değerlendirmede bulundu. Deniz Baykal ile aralarında hiçbir sorun olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Her seçim bir değişim demektir. Bakanlar kurulunda, kurultaylar da belirli zamanlarda görev değişimi olabilir" dedi.

Partisinin çalışmalarına katılmak üzere karayolu ile Çanakkale'ye giderken İnegöl İlçesi'nde mola veren CHP Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin "Mayıs ayında yapılacak kurultayda CHP yönetiminde değişiklik olacak mı?" sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "Her seçim bir değişim demektir. Bakanlar kurulunda, kurultaylar da belirli zamanlarda görev değişimi olabilir. Her seçim sonucunu değişime gebe bir süreç olarak algılamak lazım. Bu bağlamda partimizin Mayıs ayında kurultayı olacak. Bir takım talepler doğrultusunda halka güven veren, bizi iktidara taşıyacak olan çevrelere güven veren bir yapılanma olsun. Değişimden önce neyi beklediğimiz çok önemlidir. Değişimle kitleyi yakalayabiliyorsanız, amacına ulaşmış olursunuz"diye konuştu.

GENEL AF TARTIŞMASI

Genel af ve Anayasa değişikliği konularını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, Anaya değişikliğinin toplumsal uzlaşmayla yapılması gerektiğini belirterek, "Bir toplumsal uzlaşma olacaksa Anayasa değişikliği parlamentodan süratli geçer. Toplumsal uzlaşmaların en önemli ayağı ekonomik ve sosyal konseydir. Buda parlamentonun dışında bir oluşumdur. Toplumun her kesimindeki insanlar arasında belirli konularda uzlaşma sağlanır" dedi.

Batman'da yaptığı açıklamaları hatırlatan Kılıçdaroğlu, "İşsizliğin ve yoksulluğun bitmesi, aile sigortasının gelmesi, taş atan değil elleri kalem tutan çocukların olması lazım. Gençlerimiz eline silah değil ekmek alması lazım. Herkesin evine alın teriyle kazandığı ekmeği götürmesi gerekir. Böyle bir tabloyu yarattığımız zaman insanlar bağa değil fabrikaya gelecektir. Bütün bunların sonucunda eğer bir toplumsal uzlaşma sağlarsak, bununla alakalı af tartışılırsa biz ona da varız. 72 milyon yurttaşta benim gibi düşünüyordur. Biz kavga etmek istemiyoruz. Herkesin karnı doysun istiyoruz. Herkes farklı görüşten olabilir, ama kim olursak olalım, bu ülkede, barış, huzur, karnımızın doyduğu, uluslar arası saygınlığın artması gerekirken, neden Türkiye huzuru aramıyor da huzursuzluk ortamında debelenip duruyor. Söylediklerim daha önce çarpıtılarak, genel af istiyormuşum gibi davranıldı. Genel affın olması doğru değil ve Türkiye'nin şu anki koşulları buna müsait değil. Terörün olduğu yerde barış ve af olmaz. Kişi eline silah alacak devlet onun karşısında 'ben seni affedeceğim' diyemez. O nedenlidir ki biz Silopi deki görüntüden rahatsız olduk. Suçlunun ayağına yargıyı taşıdık. Böyle bir anlayışa her alanda karşıyız. Hukuk bu demek değildir. Hukuk, kamu vicdanıdır. Kamu vicdanının kabul etmediği bir şeyi biz hukuk olarak topluma dayatamayız" dedi.

GENEL BAŞKANLA ARAMDA SORUN YOK

"Genel Başkan Deniz Baykal ile aranızda bir sorun var mı" şeklindeki soruya cevap veren Kılıçdaroğlu, "Hiçbir problem yok. Görüşlerimiz de çok farklı değil. Zaman zaman söylemlerim medyaya farklı şekilde yansıyabiliyor. Ben Baykal'ı temsil ediyorum. Dolayısıyla söylemlerimin partinin dışında farklı olarak algılanmaması lazım. Türkiye, halkına doğruları söyleyen ve o doğruların arkasında duran politikacılara ihtiyaç duyan bir noktaya geldi" dedi.

Sözde Ermeni Soykırımı yasa tasarılarıyla ilgili soruları da yanıtlayan Kılıçdaroğlu Ermeni tasarılarının değişik parlamentolarda görüşülmesinin ve Türkiye aleyhinde sonuçlanmasının hoş bir tablo olmadığını belirterek, "Bir siyasi iktidarın açık ve net duruş sergilemesi lazım. ve o duruşu da sürekli kılması lazım. Öyle kamuoyunun davranışına yönelik 3 gün bir tepki gösterip, dördüncü gün bundan vazgeçmek doğru değildir. Başbakan, 'İsveç'e yönelik gezimi iptal ettim' diyordu. Çıksın, Amerika'ya yönelik gezisini de iptal ettim desin" şeklinde konuştu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı