İhd Göre, Dünya Basın Özgürlüğü Günü Türkiye'de Unutuldu
İnsan Hakları Derneği'ne Göre, Hükümetin, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü Unuttu. İhd'den Yapılan Açıklamada, Basın Özgürlüğünü Korumak ve Geliştirmekle Yükümlü Bulunan Parlamentonun ve Bu Parlamentoda Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Basın Özgürlüğüyle İlgili Herhangi Bir Açıklamada Bulunmamaları Basın Özgürlüğünün Lafta Kaldığını Gösterdiğini Kaydetti.
İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) göre, hükümetin, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nü unuttu.
İHD'den yapılan açıklamada, basın özgürlüğünü korumak ve geliştirmekle yükümlü bulunan parlamentonun ve bu parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerin basın özgürlüğüyle ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamaları basın özgürlüğünün lafta kaldığını gösterdiğini kaydetti
TCK, TMY, Basın Kanunu gibi kanunlarda basın özgürlüğünü yasaklayan ve sınırlayan hükümler bulunduğu sürece basının özgürlüğünden bahsetmek olanaklı olmadığı ifade edilen İHD açıklamasında şöyle denildi:
"İHD'nin 2008 yılı insan hakları ihlal raporuna göre; 13 Gazete, 11 dergi, 8 afiş, 5 kitap, 1 takvim ve 2 bildiri toplatıldı. 38 gazete, 7 dergi ve 1 TV kanalının yayını durduruldu. 3 afiş, 3 pankart, 3 kitap, 2 şarkı, 1 el ilanı, 1 dergi, 1 bildiri ve 1 albüm yasaklandı. 11 gazete, dergi ve TV kanalı polis tarafından baskına uğradı. 46 internet sitesine erişime yasak getirildi. Çok sayıda sorumlu yazı işleri müdürü ve haber yapan gazeteciler hakkında da davalar açıldı. 2008 yılında başbakanlık tarafından akreditasyonları iptal edilen 6 gazeteci ile internet siteleri erişimine getirilen mahkeme yasakları ve Kürt ve sosyalist muhalif kesimlerin yayınlarına tahammülsüzlüğün öne çıktığı bir yıl oldu."
-"SADECE DEVLETTEN KAYNAKLI İHLAL YOK"-
Basın özgürlüğü sadece devletten kaynaklı olarak ihlal edilmediğine dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Basın yayın faaliyetleri ile ticari faaliyetleri ve siyasi amaçları birleştiren çeşitli güçlü grupların tekelleşmesi ile birlikte otosansürün de geliştiği ve böylece basının kendi kendisini sınırlandırdığı, özgürlükten mahrum ettiği bir dönemi de yaşadığımızı belirtmek isteriz. Medya gruplarının militarizme destek veren yaklaşımları, tarafsız ve bağımsız yayıncılık ilkelerinden uzaklaşmaları Türkiye demokrasisinin gelişmesini de engellemektedir. Hükümetin medya tekelinin gelişmesini engellemek yerine yandaş ve işbirlikçi medya tekelleri oluşturma gayretleri ile kendisine muhalif medya gruplarına yönelik baskıcı tutumları basın özgürlüğünden ziyade basını kullanılacak bir araç olarak gördüğünü açığa çıkarmıştır. Hükümetin bu tutumu anti-demokratiktir.
Dünya Basın Özgürlüğü Gününe grevle giren Sabah-ATV basın çalışanlarının bu anlamlı hak arama mücadelesinin yanında olduğumuzun da bilinmesini isteriz.
İfade özgürlüğünün sınırlı olduğu bir ülkede basın da özgür olamaz. Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle basın kuruluşlarını ifade özgürlüğünün sağlanması için daha çok mücadeleye ve insan hakları savunucularını desteklemeye davet ediyoruz." (ANKA)
(HF/BÜN)







