İhd: "Darbelerin Hesabı Sorulmadan, Darbe Düzeninden Kurtulmak Olası Değil"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, 12 Eylül'ün ardından kurulan darbe düzeninin özü itibariyle halen devam ettiğini ve darbecileri koruyan hukuksal mevzuatın hala varlığını sürdürdüğünü söyledi.

İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, 12 Eylül'ün ardından kurulan darbe düzeninin özü itibariyle halen devam ettiğini ve darbecileri koruyan hukuksal mevzuatın hala varlığını sürdürdüğünü söyledi. Öndül, "Geçmişin darbelerinin hukuk önünde hesabı sorulmadan, darbe düzenlerinden kurtulmak olası değil" dedi.

İHD Genel Başkanı Öndül 12 Eylül'ün 28. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, "Darbeciler, 12 Eylül'den sonra darbe düzeni kurmuşlardı. Her şey devlet içindi. Önce devlet geliyordu. Yurttaşlar da devlet içindi. İnsan haklarını hiçe sayan, özgürlükleri devlet için tehlike gören bir düzendi bu. Militarizmin egemenliğine dayanıyordu. Bu darbe düzeni özü itibariyle halen devam etmektedir" dedi. Demokratikleşme alanında pek çok önemli adım atılmasına karşın, sistemin militer/otoriter özünün hala varlığını sürdürdüğüne dikkat çeken Öndül, darbecileri koruyan hukuksal mevzuat ve darbeleri meşru gören bir zihniyetin de hala mevcut olduğunu ifade etti. Darbe teşebbüslerinin de sürdüğünü savunan Öndül, şunları kaydetti:

"Darbe düzenine rağmen bununla yetinmeyenler var. Yurttaşların hak ve özgürlük sınırlarının genişlemesi darbe düzeninden/düzenlerinden nemalananları korkutuyor. Eskiden anarşi ve terör bahane ediliyordu. Sosyal gelişmeden ürkülüyordu. Son dönemlerde öyle anlaşılıyor ki, başka bir bahane bulunmuştu. Herhalde şöyle bir mantık yürütülüyordu, "Laiklik elden gidiyor! Şeriat geldi, geliyor! O halde, darbe meşrudur, herkes bu şeriat karşıtı ve dolayısıyla otomatik olarak ilerici, darbeyi desteklemeli'. Oysa giden/gidecek olan tarihselliği bağlamında militer/otoriter rejimleriydi. Gitmesin isteniyordu. Türkiye'nin, merkezinde askerin olduğu militer bir rejime mahkum olması isteniyordu. Geçmişin darbelerinin hukuk önünde hesabı sorulmadan, darbe düzenlerinden kurtulmak olası değil. Bunun için de, sistemin hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkesine göre inşa edilmesi gerekmektedir. Sistemin değerleri, insan onuru, insan hakları ve özgürlükleri, barış, eşitlik, dayanışma olmalıdır.

Türkiye'nin ihtiyacı rövanşist duygu ve düşünceler değil, ilkelere ve değerlere dayalı bir sistem ve bu sistemin geçmişle yüzleşmeyi- gelecek için, adaletle gerçekleştirebilmesidir." (ANKA)

(AS/ZG)

Kaynak: ANKA