Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (
TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ekonomide kırılganlığın arttığı 2008 yılı için önemli uyarılarda bulunarak, "Bu yıl cari açığın 42-43 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu demektir ki cari açığı finanse edebilmemiz için Türkiye'nin her gün 100 milyon dolar para bulması gerekiyor" dedi.
Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin Kocaeli Kartepe'de The Green Park Resort Otel'de düzenlenen toplantısında "Türkiye Ekonomisinde Durum, Riskler ve Fırsatlar" başlığıyla kapsamlı bir sunum yapan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, basın mensuplarının güncel ekonomik iç ve dış gelişmelerle ilgili sorularını da yanıtladı.
-"ÜLKE NOTUNUN İYİLEŞME İHTİMALİ DÜŞÜK"
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "Yüksek cari açık nedeniyle Türkiye'nin ülke riski de yüksek seyrediyor. Bu nedenle Türkiye'nin kredi notunda bir artış beklemiyoruz. Faizlerin kesinlikle düşmesi lazım. Siyaset kaynaklı riskler de artığı için ülke notunda bir iyileşme ihtimali şimdi daha da zorlaştı. Bu nedenle yurtdışı piyasalardan daha yüksek maliyetle borçlanma durumuyla karşı karşıyayız. Bunun bedelini de 70 milyon insan ödüyor" şeklinde konuştu.
-"TÜNELİ GEÇERKEN FARLARI AÇIK TUTALIM" UYARISI
Küresel ekonomide kriz koşullarının giderek derinlik kazandığını, ABD kaynaklı krizin AB ülkelerine yansımalarının da yavaş yavaş kendini gösterdiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, Türkiye'deki durumu sadece çalkantı kelimesiyle ifade ettiğinin altını çizerek şöyle dedi: " Kesinlikle kötümserlik tablosu çizmek niyetinde değiliz. Biz kriz falan istemiyoruz. Ben burada tedbirli olalım diye uyarıda bulunuyorum. Tüneli geçerken farları söndürmeyelim. Farlarımızı açık tutalım ve önümüzü iyi görelim diyorum. Özel sektörün 120-130 milyar dolara varan bir döviz yükümlülüğü var. Allah korusun geri ödemelerle ilgili bir sorun olursa özel sektör krizi yaşanır ki 2001 krizini de hep birlikte arar duruma düşeriz. Böyle bir şeyi beklemek, ummak hiçbir vatan evladının yapacağı bir iş değildir".
-"ÜLKEM İÇİN UMUTLUYUM, YETER Kİ AYAĞIMIZDA PRANGA OLMASIN"
Başkan Hisarcıklıoğlu, TOBB'un 2002'deki arama konferansında Türkiye için ilk kez kendilerinin 100 milyar dolarlık ihracat ve dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde yer alma hedefini koyduklarını hatırlatarak " Ben ülkemden her zaman umutluyum ve umudumu da hiçbir zaman kaybetmem. Biz hep sıfır noktasından yola çıkarak bu noktalara, bu başarılara ulaştık" dedi. Hisarcıklıoğlu Türkiye'nin en büyük zenginliğinin müteşebbislik ruhu olduğunu belirterek " Sadece yabancılar bizim şirketlerimizi almadı, bizim müteşebbisimiz de geçen yıl 17 küresel ölçekli şirket satın aldı. Bugün dünyada büyük şirketler arasında ilk 100 içinde yokuz, ama,inşallah önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 100 şirket arasında bir Türk şirketi olacak. 106 milyar dolarlık ihracatı yapanlar, rekabetin en yoğun olduğu Amerika ve Avrupa'ya ihracatın yüzde 65'ini satanlar bizim müteşebbislerimizdir. Otomotiv sektöründe sıfır hata üretim ile tüm dünyada birinciliği yakalayan Türk emek gücüdür. Bunu bizim insanımız yapıyor. Yeter ki önümüz açılsın. Ayağımızdaki prangalarımız çözülsün diye konuştu".
-"EKONOMİDE KIRILGANLIK ÜÇ SEBEBTEN KAYNAKLANIYOR"
Türkiye ekonomisiyle kapsamlı bir değerlendirme yapan Hisarcıklıoğlu, ekonomideki kırılganlığın üç ana nedeni olarak, IMF ve AB çıpalarının zayıflaması ve bu durumun Türkiye ile ilgili risk algısını arttırması, reform sürecinde atalet ve durağanlık yaşanması ve mali disiplinden uzaklaşma sinyallerinin alınmasını gösterdi.
-"CARİ AÇIK BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR"
Cari açığının büyümeye devam etmesini en önemli risklerden biri olarak değerlendiren Hisarcıklıoğlu, 2007'de cari açığın finansmanında 32 milyar doların özel şirket kredilerinden, 21 milyar doların doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından , 4 milyar doların banka kredilerinden ve 3 milyar doların da portföy yatırımlarından sağlanan kaynakların kullanıldığını söyleyerek " Türkiye'nin 2008'de cari açığı büyümeye devam edecek ve 42-32 milyar dolarlık rakamlara çıkacak. Bu demektir ki Türkiye cari açığı finanse edebilmek için her gün 100 milyon dolar yeni kaynak yaratma durumundadır" uyarısında bulundu.
-"MERKEZ BANKASI'NIN KREDİBİLİTESİ ÖNEMLİ"
Merkez Bankası'nın faizleri indirmesine rağmen piyasanın faizleri yükseltmesinin bir çelişki yarattığına dikkat çeken TOBB Başkanı bu konuda şu yorumu yaptı : " Merkez Bankası'nın kredibilitesi çok önemli. Merkez Bankası'nın kredibilitesi ne kadar yüksekse ekonominin kredibilitesi de o kadar yüksek olur.Türkiye'nin risk faktörü zaten yüksek olduğu için Merkez Bankası'nın kredibilitesinin kesinlikle düşmemesi gerekir. Merkez Bankası'nın bağımsızlığını biz niçin savunduk, bu kredibilite hep yüksek kalsın diye" .
-"BÜTÇE AÇIĞI ÖZELLEŞTİRME GELİRİ SAYESİNDE BÜYÜMEDİ"
Hisarcıklıoğlu 2007'de bütçe açığının özelleştirme gelirleri sayesinde yüzde 5 milyar YTL düzeyinde tutulduğunu, özelleştirme gelirlerinin dahil edilmemesi durumunda açığının 14 milyar YTL'ye çıkacağını hatırlatarak " Bu durumda bütçe açığı yüzde 180 gibi çok büyük bir artış gösterecekti. Devlet enflasyonla mücadeleye ve mali disipline ne kadar dikkat ederse açıklarımız da o kadar kontrol altında tutulabilir. 2001 krizi aslında makro ekonomik dengeleri tutturmanın ne kadar önemli olduğu konusunda bize iyi bir ders oldu" dedi.
-"SOSYAL GÜVENLİK AÇIĞININ BEDELİNİ 3 NESİL 40 YILDA ÖDEYECEK"
Sosyal güvenlik açıklarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, Türkiye'de ortalama emeklilik yaşının 47 olduğunu, AB ülkelerinde bu rakamın 62 yaş olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı : " Türkiye'de ortalama yaşam beklentisi 72, AB'de 77. Biz de ortalama emeklilik yılı 25, AB ortalamasında 15 yıl.1992 yılında çıkarılan 38 yaş erken emeklilik uygulaması nedeniyle Türkiye büyük bir bedel ödedi.1992-1997 dönemi arasında faizli kümülatif sosyal güvenlik açığının Türkiye'ye maliyeti 500 milyar dolara ulaştı. Bu nerdeyse Türkiye'nin bir yıllık GSMH gelirine eşit bir rakam. Türkiye'de şimdi 3 nesil 40 yıl boyunca çalışarak ancak bu maliyeti ödeyebilecek" dedi.
-"İKİNCİ KÜRESELLEŞME ÇAĞININ FIRSATINI KAÇIRMIYALIM"
Türkiye'nin sanayi devrimi ile sonuçlanan birinci küreselleşme çağının fırsatlarını kaçırdığını, şimdi 1990'larla birlikte başlayan ikinci küreselleşme çağının fırsatlarını kesinlikle yakalaması gerektiğini savunan Hisarcıklıoğlu, bunun yolunun da öncelikle yeni bir anayasa yazılmasından geçtiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu "Burası zor bir coğrafya. Ekonomide gücü kaybederseniz her alanda güç kaybedersiniz. Emir veren ülke konumundan emir alan ülke konumuna dönüşürsünüz. İçerde fikir ayrılıklarımız her zaman olacaktır.Ne kadar fikir ayrılığımız olursa olsun kendi içimizde zoraki de olsa anlaşacağız, anlaşmazlıkların çözüm yollarını bulacağız.Önümüzde duran vizyonu kaçırmayalım ve büyük resmi iyi görelim" diye konuştu.
-"YAPISAL DÖNÜŞÜM İÇİN YENİ ANAYASA ŞART"
Hisarcıklıoğlu makro ekonomik istikrarın sağlanması, yönetim kalitesinin arttırılması ve yapısal reformların yapılmasını içeren 2. nesil reformların gerçekleştirilmesi gereğine işaret ederek " 70 milyonun mutabık kalacağı bir yeni anayasa yapmadan diğer reformları gerçekleştirmek mümkün değil. Anayasa'nın yaklaşık 57 maddesini değiştirdik ancak istenilen olmadı. Tersine Anayasa sistematiğini de kaybetti" dedi.
-"KAYIT DIŞILIK ARTIYOR, VERGİ MÜKELLEFİ SAYISI DÜŞÜYOR"
Hisarcıklıoğlu, ekonomide kayıt dışılığın çok yüksek oranlarda seyrettiğini belirterek, 2001 de 1.8 milyon olan gelir vergisi mükellefİ sayısının 2007 sonunda 1.7 milyon kişiye indiğini, KDV mükelleflerinin sayısının da 2.9 milyon kişiden 2.3 milyon adede düştüğünü belirterek " Türkiye'de vergi mükellefi sayısı artmıyor. Türkiye bu kayıt dışılıkla bir yere gidemez" diye konuştu.
-"SANAYİCİ KOMİSYONCU OLDU"
Hisarcıklıoğlu, vergi yükü nedeniyle özellikle Anadolu'da üretim yapan tesislerin kapandığını dikkat çekerek " Anadolu'da özellikle tekstil, konfeksiyon başta olmak üzere bir dizi sektörde sanayiciler üretimlerini kapatarak Pakistan'ın, Hindistan'ın ve Çin'in işsizine istihdam yaratır hale geldi. Hem de bu kadar önemli sosyal güvenlik sorunu var olan bir ülkede 1 kişi ilave istihdam yaratmak bile çok önemliyken. Kendi işsizimize neden iş yaratamıyoruz. Anadolu'daki sanayici oralardan malı alıp komisyoncu gibi ihraç etmeye başladı. Anadolu sanayicisi artık sanayicilikten çıktı üreterek değil alıp satarak para kazanan komisyoncu gibi oldu. Rekabetin en önemli unsuru olan döviz kurunda sürekli geriye gidiyoruz. Bu kur meselesini kim çözecek merak ediyorum. En yetkili makam bile kurun düşüklüğünden şikayet ediyor" tespitinde bulundu.
-"İHRACATIN YÜZDE 69.5'İ İTHAL ARAMALI İLE YAPILIYOR"
İhraca rakamlarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, 100 milyar dolar düzeyindeki sanayi ürünleri ihracatında işlenmiş ara malı ithalatının payının rakam olarak 69 milyar dolar, oran olarak da yüzde 69.5 gibi çok yüksek bir düzeyde bulunduğu hatırlattı. Hisarcıklıoğlu yine de ihracatta sağlanan performansı önemli bulduklarını, Türkiye'nin ihracatta 100 milyar dolarlık hedefi aşmasının önemli olduğunu, ihracatçı sayısının ithalatçı sayısına ulaştığını ifade etti.
-"HERKES UCUZ ŞİRKET AVINDA"
Dünya ekonomisinin kırılganlığı sebebiyle birçok şirketin ucuzlayıp el değiştirdiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Müteşebbisler uluslar arası alanda şirket alması için kendi devleti tarafından teşvik ediliyor. Ruslar tüm dünyada şirket avına çıkmış durumda. Artık zaferler ordu ile silahla kazanılmıyor, ekonomiyle, şirketlerin başarısıyla kazanılıyor. Bazı büyük yabancı yatırımcılara zamanında teşvik verseydik, bu yatırımcılar Türkiye'ye gelirdi. Şimdi bütün gelişmekte olan ülkeler "bana borç verme yatırım yap, benden gayrimenkul de al. Para burada kalsın' diyor" şeklinde konuştu.
"TOBB, SİYASETİN ÖN VEYA ARKA BAHÇESİ OLAMAZ
Hisarcıklıoğlu güncel siyasetle ilgili ve kendisinin siyasete girip girmeyeceği şeklindeki sorulara ise şu yanıtı verdi:" Her zaman iş alemi ile siyaset-bürokrasi arasında köprü olduk. TOBB'u siyasetin ön bahçesi de arka bahçesi de yapmayacağız dedik, çok şükür yapmadık da. 364 oda, 9 bin 200 meclis üyesiyle TOBB'u kendi işim için kesinlikle referans olarak gösterilmesine müsaade etmedim. Başkan olarak şahsımla ilgili kimseden hiçbir talebim olmadı. Benim tek talebim, isteğim Türkiye'nin Türk iş dünyasının zenginleşmesidir. Başkan olarak bir dönem daha seçilme hakkım var. Şunun altını çiziyorum ki TOBB Başkanı olduğum sürece siyasetle ilgim olmayacak. 2009'da TOBB Başkanlığı için aday olur muyum, olmaz mıyım, bilmiyorum. Eğer aday olmaz da ve tekrar kendi işimin başına döndüğümde ne yaparım onu da ancak Allah bilir ".(ANKA)
(NÇ/NB/ZG)