"Canlılar Eğitime Anne Karnında Başlıyor"

'Canlılar Eğitime Anne Karnında Başlıyor'
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Erdoğan, okula başlama yaşı hakkında yapılan eleştirilere değinerek, "Her canlı daha anne karnında bırakın öğretimi eğitim almaya başlıyor" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4+4+4 eğitim sistemi kapsamında okula başlama yaşı hakkında yapılan eleştirilere değinerek,"Örneğin "5 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 4+4+4 eğitim sistemi kapsamında okula başlama yaşı hakkında yapılan eleştirilere değinerek,"Örneğin "5.5 yaşında bir çocuk eğitim görebilir mi?' diye ifadeler kullanılıyor. Biliyorum ki her canlı daha anne karnında bırakın öğretimi eğitim almaya başlıyor. Beslenme eğitimini orada almaya başlıyor. Doğduğu andan itibaren beslenme kabiliyetini alan canlı kusura bakmayın ama işin öğretim seviyesini aşmıştır" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2012-2013 akademik yılı açılışı nedeniyle Yıldız Teknik Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, üniversitelerin derin bilgi birikimi ve uygulama yetenekleriyle ülkenin gelişiminde önemli yer tuttuğunu ifade etti. Halka ve toplumsal dinamiklere dayanmayan değişikliklerin kalıcı olamayacağını, dünyanın ve ülkenin gerçeklerini kavramayan değişimlerin olumlu sonuçlar doğuramayacağını ifade eden Erdoğan, değişim süreçlerinde siyasi iktidarlar kadar üniversitelerin, STK'ların ve medyanın da önemli misyonlar yüklendiğini kaydetti. Hükümet olarak Türkiye'yi muasır medeniyetlerin üzerine çıkarma çabalarında tüm kurumlarla işbirliğini önemli gördüklerini belirten Erdoğan, " Türkiye'nin geçmiş dönemlerden gelen kronik sorunlarını çözmek için reformcu anlayışı öne çıkarırken bu işbirliğini ihmal etmiyoruz" diye konuştu. Erdoğan yapılan tüm reformları bilimin aydınlatıcı ışığında gerçekleştirdiklerini, günü kurtarmayı değil geleceği kurtarmayı hedeflediklerini anlattı.

-"AKŞEMSEDDİN'İ OLMAYAN FATİH DÜŞÜNEMİYORUZ"-

"Bizim geleneğimiz, geçmişimiz "hikmet' kavramı üzerine kurulmuştur. Nerede bir hakikat varsa onu alıp hayata geçirmek milletçe en önemli özelliklerimizden biridir" diyen Erdoğan Türkiye'nin mensubu olduğu medeniyetin 800'lü yıllarda dünyanın önde gelen üniversitelerini kurduğunu, Bağdat'ta kurulan Beytü'l Hikme'yi örnek gösterdi. Dünyada üniversitenin adı geçmezken Beytü'l Hikme'de birçok bilim dalının sistematik olarak öğretildiğini, Nizamiye Medreseleri'ni de örnek göstererek, Selçuklu veziri Nizamülmülk'ün bu medreseler için söylediği, "Büyük ordular kurulup, yeni fetihler yapılabilir ama ülke iyi idare edilmezse fetihler işe yaramaz" sözlerini dinleyicilerle paylaştı. Üniversitelerin iyi idare için gereken insan gücünü yetiştiren kurumlar olduğunu belirten Erdoğan, "Biz Akşemseddin'i olmayan bir Fatih düşünemiyoruz" dedi. O zaman olduğu gibi bugün de devlet olarak yoksul ama zeki çocukları okuttuklarını ifade eden Erdoğan, "Yaptıklarımız yeterli mi? Değil. Az önce değerli hocamın söylediği gibi bin 500 dolar vererek yurt dışına gönderiyoruz ama burada bin dolar bile veremiyoruz ifadesi doğru bir tespittir" diye konuştu. Yurtdışına gönderilen öğrenciler için 15 bin dolardan yıllık 50 bin dolara tırmanan masraflar yapıldığını belirten Erdoğan, "Bugün İngiltere'de bir gencin kaldığı evin kirasını düşünün burada modern villa kiralanır o fiyatlarla" ifadelerini kullandı. Harçların kaldırılmasının devrimsel bir adım olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bütün bunlara rağmen dediklerinizi kabul ediyorum, bu bizim masamızın üzerinde olan bir adımdır. Çünkü ekonomik sıkıntısı olan akademisyenlerimizin yavrularımıza da rahat bir zeminde bu eğitimi vereceklerine inanmıyorum ama bunları da her geçen gün aşıyoruz" dedi. Eğitim alanında hükümetleri döneminde yapılan icraatı anlatan Erdoğan, buna karşın daha yapılacak çok iş olduğunu ifade etti. Yükseköğretime geçişte tıkanıklığı çözmek için üniversite sayısını 76'dan 168'e çıkardıklarını belirten Erdoğan, bu adımın aynı zamanda insanların kendi doğduğu ve büyüdüğü yerde okuyabilmesini amaçladığını, bu sayede iç göçün engellenmesinin sağlanacağını, bölge halkının da üniversiteli gençlikle birlikte bu ortamdan yararlanacağını anlattı.

-"HANS'TAN GEORGE'DEN, HELGA'DAN NEYİMİZ EKSİK?"-

Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek'e kentsel dönüşüm konusunda verdiği destek için de teşekkür eden Erdoğan, bilimin irfan ve hikmetle harmanlanarak Türkiye'nin dünya ile rekabet edebilir hale gelmesi gerektiğini ifade etti ve şunları söyledi: "Dünyanın neresinde bir teknoloji geliştirilmişse, bunun bir tarafında mutlaka ama mutlaka Türkiye'nin damgası bulunması gerekir. Türkiye her alanda markalar üretmelidir. Bizim Hans'tan, George'den, Helga'dan geri kalır ne yanımız var? Biz onları aşabilecek insan gücüne ve zekaya sahibiz. Hocalarımız da öğrencilerimiz de var. Bunu başarırız. Kendimize inanacağız, güveneceğiz ve bunu aşacağız."

-"BAŞKALARINA HAYRANLIKLA KÖKLERİMİZE YABANCILAŞTIK"-

Üniversitelerin öğretim yanında Ar-ge'ye de yönelmesi gerektiğini belirten Erdoğan, 2023 hedefleri kapsamında Ar-ge payını milli bütçenin yüzde 3'üne ulaştıracaklarını kaydetti. Türkiye'nin son 150 yılda ilerleme için yabancı ülkelerin modellerini getirip uygulamaya çalıştığını fakat "Başkalarına hayranlığın köklerimize yabancılaşmaya yol açtığını" anlatan Erdoğan, "Artık bu dönem geride kaldı. Biz Türkiye'nin örnek gösterilen bir cazibe merkezi olmasını hayranlıkla bakmasını istiyoruz. Başarmak için her şeye sahibiz. Yeter ki buna inanalım" diye konuştu.

-ERDOĞAN'DAN ÜNİVERSİTELERE "ÖZGÜRLÜK" ÇAĞRISI-

Üniversitelerin evrensel bilgiyi ve insanlığın ortak kazanımlarını geliştirdiği kurumlar olduğunu ifade eden Erdoğan, bilimsel özgürlük kadar "özgürlüğe" de ihtiyaç olduğunu bildirdi. Kendi içinde çoğulculuğu sağlayamamış, özgür düşünceyi hazmedememiş bir üniversite yapısının "özgün üretimde bulunabilmesinin mümkün olmadığını" belirten Erdoğan, bu nedenle üniversitenin kendi içine kapanmaması, dış dünyaya açık olması ve toplumla irtibatını sıkı tutması gerektiğini kaydetti. Üniversiteler için en büyük tehlikenin "dogmatizm" olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversite için en büyük tehlike, dogmatizmdir, değişime ve gelişime kapalı olmaktır. Nitekim Türkiye'de bazı dönemlerde üniversiteler, tasfiye ile tek tipleştirmeyle anılmıştır. Üniversiteyi bir ideolojik aygıt olarak gören ve kullanan anlayış, uzun süre farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, hür düşünceyi esas alan gerçek üniversite ortamının oluşmasına engel olmuştur. Oysa üniversite, fikirlerin etiketlendiği, zararlı ve yararlı diye ayrıldığı bir yer olmamalıdır. Gençlerimize "ideolojinin deli gömleği' giydirilmemelidir. Bunu başarmak saygıdeğer hocalarımın herhalde en önemli görevidir. Üniversitede fikirlerin çarpışmasından, yarışmasından hakikat ortaya çıkmalıdır. Bunların bir bölümü kütüphane arşivlerinde kalır ama bir bölümü de toplumun önünde yepyeni ufuklar açar. İnsanlığın ortak değerlerine katkıda bulunur. İşte o düşünceleri, o teknikleri, o yenilikleri bulmak için, üniversitelerin olabildiği kadar geniş bir fikir yelpazesine zemin oluşturması şarttır. Farklı fikirlerin tartışılmasının sorgulanmasının değerli sayıldığı bir üniversite iklimi sağlamadan değişimi sağlamak yeniliği yakalamak mümkün değildir. Üniversitelerin en önemli sermayesi yaratılmışların en şereflisi olan insandır."

-ERDOĞAN: "CANLILAR EĞİTİME ANNE KARNINDA BAŞLIYOR"

Konuşmasında 4+4+4 eğitim sisteminde çok tartışılan okula başlama yaşına da değinen Erdoğan, "Garip şeyler oluyor bu ara ülkemizde. Örneğin "5.5 yaşında bir çocuk eğitim görebilir mi?' diye ifadeler kullanılıyor. Halbuki ben biraz ileri gideceğim, biliyorum ki her canlı daha anne karnında bırakın öğretimi eğitim almaya başlıyor. Beslenme eğitimini orada almaya başlıyor. Doğduğu andan itibaren beslenme kabiliyetini alan canlı kusura bakmayın ama işin öğretim seviyesini aşmış, bizzat bu eğitimi yaşadığı için kendi kendine besleniyor. Bir yavru nasıl emeceğini biliyor. Oradan güç alıyor, hayata bakış farklı bir şekilde her gün, her hafta, her ay, her sene artarak gelişiyor. Bunu bizler çocuklarımızda, torunlarımızda gördük, görüyoruz. Çocuklarımıza, gençlerimizi olumsuz kompleksin içine sokmayalım" diye konuştu.

-İSTANBUL AŞKINI ANLATTI-

Konuşmasında sporun ilkokuldan itibaren okullara inmesi gerektiğini, gençlerin sanatta ve entelektüel alanda kendisini geliştirmesi gerektiğini belirten Erdoğan, İstanbul sevgisini ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yaşadıklarını da şöyle anlattı: "Bu fakirin bir sözü var, bu şehre aşığım, sevdalıyım. Burada doğdum, burada büyüdüm. Aslen Rizeliyim ama bu şehri şehir çok seviyorum. Dünyanın neresine gidersem gideyim bu şehri seviyorum. Bu şehri tarihteki yerine yeniden taşıyalım. İstanbul Türkiye'nin özetidir. Türkiye'de görmek istediğiniz herşeyi İstanbul'da görebilirsiniz. Bugün Kentsel dönüşümle ilgili olarak binaları yıkmaya başlıyoruz. İnsanlar maalesef yaşadıkları o şehri korumadılar. "Ben bir yeri kapayım da ne olursa olsun' dediler. Şehrin insan üzerindeki hakkını siyasetçilerin de koruması gerekir. Siyasetçiler de bunu ucuz popülizme kurban ettiler. İstanbul'da benim belediye Başkanlığımdan önce 15 emsal uygulaması yaptılar. Göreve geldiğimde inkılabi kararım şu olmuştur: 3 emsalden fazla vermeyeceğiz. İnsanımız çok zeki, 3 emsali yarmak için plan notlarıyla bir dalıyorlar, müteahhitlerimiz de çok zeki o yediye sekize çıkıveriyor. Belki daha fazla İnanın olmuyor, haksızlık oluyor. Şu topraklardan insanın ayağı kesilmemesi lazım. Biz topraktan geldik toprağa gideceğiz. Beton yığınları arasında hayat hayat değildir. Toprakla yeşille iç içe hayat daha anlamlı. Biz çocukluğu yaşadık ama bugünün çocukları çocukluğu yaşayamıyor. Eli ayağı çamura değmiyor, biz çamurla büyüdük. O bize güç, kuvvet kattı."

-"BATI BUNDAN ÇÖKECEK"

Türkiye'de komşuluk hukukunun da kaybolduğunu anlatan Erdoğan, "Aynı apartmanda oturduğumuz komşumuzu tanımıyoruz. Komşumuz ölüyor haberimiz yok. Millet böyle mi olmalıydı? Biz geçmişteki hukuku yaşatmalıyız. Annem bir yere gitmişse komşumuz Müşerref Teyze'nin beni yıkadığı günleri hatırlıyorum. Biz böyle yetiştik. Şimdi böyle bir şey var mı? Yok. Bu ayrı bir güç katıyor. Bu milletin dinamik unsurları arasında bu ilişki var. Hayattaki en değerli varlığımız aile. O küçük bir millettir. Arkadaşlıklar zamanla değişir ama aile kalıcıdır. Ebeveynlerimizden başlayarak ailenizle olan ilişkinizi sıkı tutun. Basit meselelere ağabey kardeş hukukunu bozmayın. Birbirinizden kopmayın. Batı'nın yıkılışı buradan gelecek ama bu milletin yükselişi de buradan olmalıdır. Onlar 18 yaşından itibaren iki kardeş aynı evde oturmuyor herkes kendi evine diyorlar. Evlenip evlenmemesi önemli değil. Bizim dayanışma ruhunu devam ettirmemiz lazım" dedi. Erdoğan, Büyük Kongere'de ortaya koyduğunu 2071 vizyonuna da değinerek, "Bazıları, "Nereden göreceksin 2071'i?' diyebilir. Aslolan benim görmem değil onu görecek nesli hazırlamak önemlidir. Bir torunum 6 bir torunum 3 yaşında bunun hazırlığını bugünden yapmak lazım. Ben Fatihleri yetiştirecek kurumların oluşmasını hayal ediyorum" diye konuştu.(ANKA/SON)

(OE/ORH) - Ankara

Kaynak: ANKA