Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül, ''Bir yandan 'tarihimiz için canımızı veririz' deriz ama bir yandan da ihmal etmişizdir'' dedi.
Cumhurbaşkanı Gül, Tayyare Kültür Merkezi'nde düzenlenen, ''Tarihi Kentler Birliği Bursa Buluşması''nın açılışında, Türkiye'nin en yeşil ve en çok tarih dolu kentlerinden biri olan Bursa'nın, bu etkinliğe ev sahipliği yaparak önemli bir işlevi yerine getirdiğini söyledi.
Bursa'nın 8 yıl önce Tarihi Kentler Birliği sürecinin temelini attığını anımsatan Gül, bugün de kervanın yoluna devam ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Gül, kültür ve ortak tarihe sahip çıkma bilincinin ele alındığı toplantıya verdiği önemi ve faaliyetlerin daha çok desteklenmesi gerektiğini göstermek için burada olduğunu ifade ederek, faaliyetlere katkı koyan herkese teşekkür etti.
Bu tür faaliyetlerin ciddiyetini ortaya koymak için bilim adamlarını bu işin içine katmak gerektiğini dile getiren Gül, aynı noktada belediye başkanlarının gösterdiği hassasiyetin de son derece doğru bir yaklaşım olduğunu kaydetti.
Gül, bazı ülkeleri ziyaret ettiğinde müzelerinin çağdaş ve yeni olduğunu gördüğünü, ancak Türkiye gibi gerçekten birçok medeniyete ev sahipliği yapmış topraklara sahip olan ülke ve devletin de çok az sayıda olduğunu tespit ettiğini söyledi.
''Biz, milattan önce 4, 5, 10 binli yıllardan bahsederken, bizi dinleyenler, ağızlarını açarak dinlerler adeta'' diyen Gül, yabancıların bunları duyduğu zaman Anadolu topraklarını bir an önce görmek için buralara geldiklerini ifade etti.
-''TÜRKİYE, TARİHİNİ İHMAL ETMİŞTİR''-
Tarihte iz bırakan medeniyetlere ev sahipliği yapan bu topraklarda tarihin ve kültürün birçok nedenle çok ihmal edildiğini anlatan Gül, şöyle devam etti:
''Bir yandan 'tarihimiz için canımızı veririz' deriz ama bir yandan da ihmal etmişizdir. Türkiye, tarihini ihmal etmiştir. Ancak, günümüzde koruma bilinci güzel bir şekilde uyanmıştır. Türkiye'nin neresine bakarsanız bakın, farklı bir kültür, tarih ortaya çıkar. Hepsi ayrı bir dönemin eseridir. Bu kadar zenginliğiniz varsa, ortaya çıkarmamız ve koruma altına almamız gerekir. Bu sadece ülkemiz ve vatandaşlarımız için değil, dünyaya karşı sorumluluğumuzdur. Sadece geçmişle de ilgilenmemiz gerekmiyor. İnsanların yaşadığı mekanlarla da ilgilenmek gerekiyor.
Tarihi Kentler Birliği'ni oluşturan belediyeler, insanların günlük hayatlarını etkileyen kurumlardır. Hayatı zorlaştıran, kolaylaştıran, güzelleştiren, çirkinleştiren kurumlar, sizlersiniz. O bakımdan sadece geçmişi korumak değil, insanlara bugün en iyi şekilde yaşayabilecekleri hayatı onlara sunmak, geleceğe geçmişten iz bırakanlar gibi güzel izler bırakmamız gerekir. Bu açıdan baktığımızda maalesef yine uzun yılların ihmalinden dolayı şehirlerimizin merkezi belki biraz daha gözaltında tutulabilmiş, ama şehirlerimizin girişlerine baktığımızda, şehirlerimizin merkezlerine hiç yakışmayacak çirkinlikleri görebiliyoruz. Bazen öyle oluyor ki 'şuraları görmeden şehrin ortasına gidebilsek' diyorsunuz.''
Gül, Tarihi Kentler Birliği'nin ilgi alanının çok geniş olduğunu, kentlerin görselliğinden insanların rahat yaşayabileceği mekanlara kadar birçok konunun ise belediye başkanlarının ilgi alanında bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bunları yaparken sadece kendi bilgi ve görgünüzle değil, bu konularda ihtisas sahibi olan mühendis, mimar, kültür adamları, bütün bunların size aktardıkları bilgilerle hareket ederseniz, geleceğe dönük iş yapmış olursunuz. Yoksa 'ben bu işi çok daha iyi biliyorum' diye bazı şeyleri planlayabilirsiniz. Olabilir ama onun handikaplarının ileride çıktığını görürsünüz.''
-''KATILIMCILIK'' ANLAYIŞI-
Gül, bu nedenle kentle ilgili kararlar verirken ''katılımcılık'' anlayışına azami özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, ne kadar çok katılım olursa, ne kadar çok insanın fikir ve düşüncesi dikkate alınırsa, hem işlerin o kadar doğru olacağını, takdir edileceğini hem de sahiplenileceğini ifade etti.
''Unutmayın ki, sadece katılımcı olunmadığı için yaptığınız işlere karşı çıkanlar olacaktır'' diyen Gül, bu nedenle özellikle büyük projeler söz konusu olduğunda daha çok fikirlere başvurmak ve uzmanlarla birlikte hareket etmenin daha başarılı sonuçlar vereceğini kaydetti.
-KAMU BİNALARININ ÖRNEK OLMA GÖREVİ-
Cumhurbaşkanı Gül, hanlar, hamamlar ve medreseler gibi tarihi eserlerin aslında kamu binaları olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''O günkü kamu binalarıyla bugünkü kamu binalarımızı karşılaştırdığımızda, daha modern, tekniğin daha geliştiği dönemde yaptığımız kamu binalarımızın zarafet, görüntü ve sağlamlık açısından maalesef çok iyi durumda olmadığını göreceğiz. Bırakın, diğerlerinden vazgeçtim. Onun için özellikle kamu binalarını başka bir önemi de var. Örnek olma görevi var. Kamu binaları yapılırken açıkçası hiçbir şeyden kaçınmamak gerekir. Çünkü o herkesin binası olacak, halka hizmet edecek ve nasıl 300-500 yıl önceden kalan binalar varsa... Bu inanılmaz bir şey. Demek ki, o kadar sağlam bir şekilde yapılmış ki bugün onu yıkmayı ve yok etmeyi düşünmüyorsunuz. Bu şekilde orada kalmaya devam ediyor. Bugünkü kamu binalarının da aynı şekilde yapılması ve devam etmesi gereklidir.''
Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşmasını tamamlamasının ardından, ''Bursa'nın çevre annesi'' olarak tanınan Zeliha Köstem, oturduğu yerden Gül'e, ''Size bir rozet takmak istiyorum'' diye seslendi. Bunun üzerine, Gül, Köstem'i kürsüye davet etti. Gül, kendisine Tema Vakfı'nın rozetini takdim eden ve sarılan Köstem'in elini öptü.