Haber Tarihi: 28 Aralık 2011 Çarşamba Saat 09:00
Anadolu Ajansı  [3221151]

Gül'den Tutukluluk Süresi Yorumu

Gül, "Gördüğüm kadarıyla tutukluluk sürelerinin uzun olması, gerçekten artık kamuoyu vicdanını zedelemeye başlıyor."

Haber: Gül'den Tutukluluk Süresi Yorumu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni anayasa sürecinde tutukluluk süresine öncelik verilmesi gerektiğini belirterek,

"Gördüğüm kadarıyla tutukluluk sürelerinin uzun olması, gerçekten artık kamuoyu vicdanını zedelemeye başlıyor. Bunun bir yolunu bulup bu süreyi muhakkak kısaltmamız lazım" dedi.

Kanal 24'te gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Gül, yeni anayasa yapımı sürecinde tutukluluk süresine öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.

Muhakkak bir anayasa yapılması gerektiğine inandığını ancak bunun uzun bir süreç olduğunu ifade eden Gül, "Gördüğüm kadarıyla tutukluluk sürelerinin uzun olması gerçekten artık kamuoyu vicdanını zedelemeye başlıyor. Bunun bir yolunu bulup bu süreyi muhakkak kısaltmamız lazım. Kimse 'yargılanmasın' demiyor. Yargılama sürecini süratlendirmek gerekir. Hükümet bir çalışma yaptı, doğrusu onu bilmiyorum. Günü gelince bana da anlatırlar. Öncelik olarak bu konunun, herkesin çok üzerinde konuştuğu bir mevzu olduğunu söylemek isterim" diye konuştu.

Ergenekon ve Balyoz davalarının nasıl ilerlediğine ilişkin görüşü de sorulan Gül, şöyle konuştu:

"Yakın siyasi tarihi hep beraber yaşadık. Ne tür olağanüstü durumların olduğunu hepimiz biliyoruz. 'Türkiye'de her şey dört dörtlük' diyecek halimiz yok herhalde. Bir daha yanlışların yapılmaması için, bir daha herhangi birini, kurumları yanlış yapmaya azmettirmemek için Türkiye'nin önce hukuk standartlarını net bir şekilde ortaya koyması, şeffaflaşması çok önemli. Ben, mahkemelerdeki davalarla ilgili bir şey söyleyemem. Kimseye 'suçlu' da diyemem, 'suçsuz' da diyemem. Bu haksızlık olur. Kimsenin haksız yere yarım saat bile hapiste kalmasına hiçbirimizin de gönlü razı olamaz. Yanlış yapanlar da hesabını tabii ki vermek zorunda. Yanlış yapanlar da hesaplarını vermezlerse, o zaman gelecekle ilgili azmettirmiş olursunuz başkalarının yanlış yapmalarını. İyilik yapmamış olursunuz. Önemli olan şey, süreci süratli bir şekilde bitirmek, herkesin hak ve hukukuna saygı göstererek, buna çok büyük titizlik göstermek. Mahkemelerin kesin neticeleri ortaya çıkana kadar da kimseyi 'suçlusun' diye ilan etmemek. Çok sayıda dava olunca 'yargıdaki hakim, savcı imkanlarının yetersizliği birçok engel çıkarttı' deniyor. Bunların tedbirini almak hepimizin görevidir."

Hükümetin yeni demokratik açılım paketinde ne tür çalışma yapıldığını bilmediğini belirten Gül, neler olduğunun görüleceğini söyledi. Türkiye'nin standartlarını yükseltmesinin her alanda Türkiye'nin lehine olduğunun altını çizen Gül, bunun sorunların çözümüne çok büyük katkısı olacağını söyledi.

Gül, bir izleyicinin "Hangi görevinizi daha çok benimseyerek, daha çok severek yaptınız-" sorusu üzerine, Dışişleri Bakanlığı'nın uzun bir dönem olduğunu belirtti. Başbakanlık döneminin uzun olmadığını dile getiren Gül, "Ama Türkiye'nin kargaşadan çıktığı dönemin ilk başbakanıydım. Birçok temel meselelerin, Irak savaşı gibi büyük bir savaşın, Kıbrıs meselesinin dönüm noktasında, Türk ekonomisinin adeta batık olduğu bir dönemde, temellerinin yeni atıldığı bir dönemde, ekonominin ana rayları o dönemlerde oldu. Kısa dönemdi ama çok inanılmaz, yoğun bir dönemdi. Dolayısıyla onun heyecanı ayrıdır. Cumhurbaşkanı olarak da Türk devletini, bütün milleti temsil etmenin heyecanı, sorumluluğu, onuru ayrıdır" diye konuştu.

-Asker-sivil ilişkileri-

Bir soru üzerine asker-sivil ilişkilerine de değinen Gül, "Asker-sivil ilişkisinde çarpık bir yapı vardı açıkçası. Türkiye'de bir tarafta hükümet vardı, bir tarafta da gölge hükümet var gibi yapılar vardı. Bunlar hepimizin gerçekleridir" dedi. İlişkilerin, reform süreci içinde demokratik, hukuk ülkesinde olması gereken çerçeveye oturtulduğunu vurgulayan Gül, "Bu Türkiye için büyük bir kazanımdır. Bundan Türk Silahlı Kuvvetleri de siyaset de güçlü bir şekilde çıkacaktır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül, bugün gelinen noktada silahlı kuvvetlerin kendi sorumluluk alanına çekildiğini, sivillerin de daha büyük sorumluluk üstlenmeye başladığını ifade etti.

Terörle mücadelede polisiye yöntem uygulanmasının düşünülemeyeceğini vurgulayan Gül, "Polis devleti, insanların korku içinde yaşadığı bir ülke asla düşünemeyiz. Demokratik standartların, hukuk standartlarının daha da yükseltilmesini, özgürlüklerin daha da genişletilmesini konuşurken nasıl böyle bir şey düşünebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

Gül, bir tarafta suç üreten yapı varsa onun ayıklanması ve suçlu ile suçsuzun süratle tespit edilmesinin şart olduğunu, aksi halde otoritenin başkasına geçtiğine dikkati çekerek, "Bazı illerimizde otorite başkasına geçmiş de açıkçası" diye konuştu.

Futbolda şike cezalarında indirim öngören yasayı iade gerekçesini ilan ettiğini anımsatan Gül, düzenlemenin caydırıcılığı kaybettirmemesi üzerinde durduğunu söyledi. Yasanın TBMM'de aynen kabul edilmesiyle kendisinin yapacak bir şeyi olmadığını ifade eden Gül, "Bütün bu tartışmalar, kamuoyunda işin ciddi olduğu ve bundan sonra işlerin düzgün yapılması gerektiği konusunda katkısı olmuştur" dedi.

-"İyi şeyler oldu"-

Kürt meselesinde Türkiye'de çok iyi şeyler olduğunu belirten Gül, 5-6 sene öncesine göre vicdanlara ters gelen birçok şeyin düzeltildiğini kaydetti. "Güzel şeyler oldukça terör örgütü rahatsız oldu, halk nezdindeki itibarı sarsılmaya başladı" diyen Gül, bölge halkının nefes almaya başladığını ifade etti. Terör örgütünün, atılan adımların kendisinin gücüyle hayata geçirildiği yanılgısına kapıldığını dile getiren Gül, "O zaman şöyle bir safhaya geçildi. Terör örgütü

'benim bileğim, silahım daha güçlü' derse, o zaman ona silahının ve bileğinin daha güçlü olmadığını göstermek gerekiyordu. Bugün olan budur" diye konuştu.

Gül, yurt içindeki terörle mücadelede güvenlik güçleri arasındaki koordinasyonun çok daha sağlıklı bir şekilde yürüdüğünü belirterek, "Daha önce aynı imkanlar vardı ama noksanlıklar da vardı. Noksanlıklar biraz yönetim şekliyle ilgiliydi, emir-komuta, polis asker, istihbarat, koordinasyonla ilgiliydi" dedi. Gül, terörle mücadeleyi gerek polis gerek asker ve jandarmadan uzmanlaşmış birimlerin yürüttüğünü vurguladı.

Gül, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine Mümtazer Türköne'yi atamasına ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine, görevde olduğu 4,5 yılda çok sayıda atama yaptığını söyledi. Bazı atamalarında itirazlar olduğunu ifade eden Gül, bunları dikkate aldığını kaydetti.

-Ekonomi ve dış politika-

Ekonomi ve dış politikada 2012'ye ilişkin öngörülerini de anlatan Gül, Türk ekonomisi dünyayla bütünleştiği için gelişmelerin, Avrupa'daki krizin Türkiye'yi de etkileyeceğini belirtti.

Türkiye'nin önündeki en önemli sorunun, büyük dış ticaret açığından dolayı cari açık olduğuna işaret eden Gül, Türkiye'nin cari açıktan kurtulan ama büyümesini devam ettiren ülke haline gelmesi için dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Ekonomi yönetimine güvenini yineleyen Gül, "Gördüğüm kadarıyla ekonomiden sorumlu kişiler, önümüzdeki yolun sıkıntılarla dolu olduğunu söylediğine göre, farkında herkes" dedi.

2011'in dış politikada beklenmediği şekilde sıcak geçtiğini ifade eden Gül, çalkantıların 2012'de de süreceğini belirtti. Gül, Türkiye'nin birinci önceliğinin kendi kazanımlarını konsolide etmeye çalışmak olması gerektiğini dile getirerek, "Her şeyden önce ülkemizi sağlam tutmamız lazım" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin çevresinde olup bitenleri olumlu yönde yönlendirmek için olağanüstü gayret göstermeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Gül, bir izleyicinin sorusu üzerine, cumhurbaşkanlığından sonra BM Genel Sekreterliği gibi bir düşüncesi olmadığını açıkladı.

- Ankara

6/10 (12 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12