"Gizli Bilgi ve Belge Bulundurma Davası"

İzmir'de, 49'u muvazzaf asker 79'u tutuklu 357 sanığın yargılandığı "Gizli bilgi ve belge bulundurma" davasında tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

İzmir'de, 49'u muvazzaf asker 79'u tutuklu 357 sanığın yargılandığı "Gizli bilgi ve belge bulundurma" davasında tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, "Yasaklanan bilgileri temin etmek" ve "Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak" iddiasıyla 1-3 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılanan Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Savcısı Yüzbaşı Mustafa Ufuk Kök, 11 aydan bu yana tutuklu olduğunu, adını bile duymadığı kişilerin evinde yapılan aramalarda adının ve vatandaşlık numarasının bulunması nedeniyle savunma yapmak durumunda kaldığını ifade etti.

"Amirallere suikast, İstanbul'daki askeri casusluk ve fuhuş" gibi bazı soruşturmalarda savcılık yaptığını anlatan Kök, daha önce haklarında ihbar yapılan bazı askeri personel hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdiğini ancak aynı personel hakkında "Pandora" veri tabanında fişlemeler bulunduğunu, bu durumun mantık dışı olduğunu söyledi. Kök, "Pandora"nın sanık olması gerekenlerle mağdurların birbirine karıştığı bir "kutu" olduğunu savundu.

Sunumunda gazetelerde çıkan haberlere de yer veren Mustafa Ufuk Kök, askeri gemide kaçak sigara ve alkol getirildiğinin belirlenmesi üzerine soruşturma başlattığını, 19 personel hakkında iddianame hazırladığını, başsavcı tarafından iddianamenin kabul edilmeyip soruşturmanın kapatıldığını ifade etti.

Kök, "Bu nedenlerle TSK'da istenmeyen adam ilan edilip, karşınıza sanık olarak çıkarılmam aşikardır. Daha önce hakkında soruşturma başlatıp dava açtığım bazı askeri personelle bu davada sanığız. Hatta sözde örgütün koordinatörlerinden olduğu iddia edilen Engin Karatekin'e ceza verdim, dolayısıyla bu kişilerle aynı sözde örgüte üye olmam mümkün değildir" dedi. İstanbul'da görülen askeri casusluk davasıyla İzmir'deki "Gizli bilgi ve belge bulundurma davası"nda delil olarak gösterilen bazı belgelerin aynı olduğunu iddianamelerden gösterdi.

Suç örgütünün koordinatörlerinden olduğu öne sürülen sanık Safiye Köten'in evinde ele geçirilen kan tüplerinden birinin üzerinde adının yazılı olduğunu hatırlatan Kök, "Safiye Köten'i tanımam, neden ismim yazılmış bilmiyorum. Mağdur olduğum ortadadır" diye konuştu.

Sözde örgüte temin ettiği iddia edilen belgelere dair Genelkurmay Başkanlığı tarafından güncelliğini yitirdiği ve gizli olmadığı bilgisinin verildiğini aktaran Kök, üzerine atılı suçlamaların gerçek dışı olduğunu, 11 ay önce alınan cüppesini bu şartlar altında yeniden giymek istemediğini belirterek, tahliyesini ve beraatını talep etti.

"Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak" ve "Devletin güveliğine ilişkin bilgileri temin etme" iddiasıyla 4-11 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan muvazzaf subay Murat Polat da hakkındaki suçlamaları reddetti.

Suç örgütüne üye olmadığını ve bilgi ve belge teminini söz konumu olmadığını dile getiren Polat, "Üzerine atılı suçların katalog suçlardan değildir, delillerin tümü toplanmıştır, deil karartka ve kaçma şüphem yoktur. Öncelikle tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. - İZMİR

7