Gençlere "Yaşlanma ve Toplumsal Katılım" Anlatıldı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, Yapılan Bir Araştırmanın Sonuçlarına Göre Kadınların Yüzde 51'i, Erkeklerin İse Yüzde 14'ünün Dul Kaldığına Dikkat Çekerek, Eş Kaybından Sonraki 1 Yıl İçinde Eşlerin Yüzde 50'sinin Depresyona Girdiğini Söyledi.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre kadınların yüzde 51'i, erkeklerin ise yüzde 14'ünün dul kaldığına dikkat çekerek, eş kaybından sonraki 1 yıl içinde eşlerin yüzde 50'sinin depresyona girdiğini söyledi.

Mersin Üniversitesi tarafından "Yaşlılar Haftası" etkinlikleri kapsamında "Yaşlanma ve Toplumsal Katılım" konulu bir panel düzenlendi. Yaşlanma konusunda toplumsal bilinci geliştirmek ve konuya üniversite öğrencilerinin katılımlarını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen panele; İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünsal Yetim, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurseren Tor ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi konuşmacı olarak katıldı. Panelin açış konuşmasını yapan MEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürol Emekdaş, yaşlılığın ancak yaşlılık döneminde anlaşılacağını belirterek, yaşlılarla iletişimde empatik olunması gerektiğini söyledi.

Dünyada yaşlı insan sayısının arttığını belirten Yrd. Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi ise, Türkiye'de 1935 yılında yüzde 3.9 oranında 65 yaş ve üzerinde insan bulunduğunu, 2050 yılında ise bu sayının tahminen yüzde 6 oranına ulaşacağını ifade etti.

2000'li yılların başında yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre kadınların yüzde 51'i, erkeklerin ise yüzde 14'ünün dul kaldığına dikkat çeken Başterzi, "Eş kaybından sonraki 1 yıl içinde eşlerin yüzde 50'si depresyona girebiliyor" dedi.

Son dönemde "Başarılı yaşlanma" denilen bir kavramın oluştuğunu ifade eden Başterzi, başarılı yaşlanmada insanların daha aktif ve uzun bir yaşlılık dönemi geçirdiğini ve bakımevi ihtiyacının azaldığını kaydetti.

Doç. Dr. Nurseren Tor da, yaşlılıkta insanların ikiye ayrıldığını, ilk grubun hayattan kopmamak adına elinden geleni yaptığını, diğer grubun da ömürlerini kısaltmaya çalıştığını söyledi. Yaşlılık ve resim konusunda görüşlerini dile getiren Tor, yaşlıların bir kısmının meşguliyet terapisi kapsamında resim yapmaya başladığını vurguladı.

Prof. Dr. Ünsal Yetim ise, yaşam kalitesi kavramının 1980'li yıllardan sonra hayata girdiğini ifade ederek, "Yaşam kalitesini; kontrol, otonomi, hoşnutluk ve kendini gerçekleştirme belirler. Birey akışkan bir hayat sürüyor ve kendini sosyal çevreye dahil hissediyorsa yaşam doyumunu yükseltmektedir. Tıbbi bakım ve yaşam kalitesi arasında bir ilişki vardır" dedi.

Yaşlılığı kendini bulma çağı olarak tanımlayan Yetim, yaşlılıkta sosyal bağı güçlendirmenin, depresyon ve ağrı şikayetlerini azalttığını kaydetti. Yetim, yaşlıların sağlık kalitelerinin yükseltilmesi, yaşlılığa ilişkin normlara uyum sağlamalarının kolaylaştırılması önerisinde bulunurken, yaşlılara karşı ayrımcı olunmaması gerektiğinin altını çizdi.

Çiftlikköy Kampusü Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi C Salonu'nda gerçekleştirilen panele; MEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürol Emekdaş, Genel Sekreter Prof. Dr. Yüksel Özdemir, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

(ÖT-MT-NÇ-NÇ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / Ecem Altan