Ankara'da 11 Gazeteci örgütünün oluşturduğu "G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu" temsilcileri Güvenpark'ta toplanarak, "Dünya Basın Özgürlüğü Günü" nedeniyle açıklama yaptı. Açıklamada, 1 Mayıs'ta İstanbul'da gazetecilere şiddet uygulanması kınandı, İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve hükümet protesto edildi.
G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu adına ortak açıklamayı okuyan ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, gazetecilerin, Dünya Basın Özgürlüğü Günü 3 Mayıs'ı, dünyanın hemen her yerinde, geçmiş yılları da aratan koşullarda karşıladığını söyledi. Siyasal iktidarların özgür basını hedef alan saldırıları, aşırı ticarileşme ve yoğunlaşma koşulları ile bunların paralelinde gerçekleşen teknolojik gelişmelerin medya çalışanlarını daha olumsuz koşullarda çalışmaya mahkum ettiğini vurgulayan Abakay, "Küresel düzeydeki haber akışının, asıl işleri gazetecilikten başka her şey olan birkaç dev grup tarafından kontrol ediliyor olması, buralardan gelen bilgilerin doğruluğundan emin olmayı olanaksız kılıyor" dedi.
Türkiye'de ise gazetecilerin, hemen her toplumsal olayda polis şiddetinin hedefi olduğuna dikkat çeken Abakay, şunları söyledi:
"İstanbul'da dehşet görüntülerinin hakim olduğu 2 gün önceki 1 Mayıs'ta da, Valilik, görev yapan gazetecilere karşı dikkatli davranılması konusunda uyarılmış olmasına karşın, meslektaşlarımıza kaba kuvvet uygulandı. Cop darbesiyle bir gazetecinin kolu kırıldı, bir başkası başına aldığı darbeyle hastanelik oldu, iki gazetecinin ise kameraları zarar gördü. Dünya Basın Özgürlüğü gününü anarken, gazetecilere şiddet uygulanmasını kınıyor, yaşananlardan dolayı İstanbul Emniyeti'ni, Valiliği ve Hükümeti protesto ediyoruz."
2007'de dünya genelinde öldürülen gazetecilerin sayısının, son 5 yılda sürekli artarak, 87'ye ulaştığını belirten Abakay, "Meslektaşımız Hrant Dink'in katli ve yargı sürecinde adaletin yerine getirilmesi önünde karşılaşılan engeller, biz Türkiye gazetecilerinin can güvenliği konusundaki endişelerimizi de artırmaktadır" diye konuştu.
-"HEDEFTE MUHALİF MEDYA VAR"
TCK'nın 301. maddesinden yargılananların sayısının 2 bine yaklaşmasının ve yasada yapılan değişikliğin beklentiyi karşılamaktan uzak olmasının ifade özgürlüğü açısından bir başka olumsuzluk olduğunun altını çizen Abakay, bu olumsuzlukların hedefinde ise muhalif medyanın bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin son birkaç 3 Mayıs'ı, askeri darbe ve şeriat tartışmaları arasında karşılıyor olmasının da ayrı bir endişe nedeni olduğunu ifade eden Abakay şöyle konuştu:
"Mevcut siyasal iktidar, genel olarak yapılanı yaparak, iradesini basın ve ifade özgürlüğünü geliştirmekten çok, kendi yandaş medyasını yaratmaktan yana kullanmış ve son birkaç yılda medya-siyaset ilişkisinin çarpıcı bir yansıması olarak mevcut iktidara yakın ciddi bir medya gücü oluşmuştur.
-HÜKÜMETE ÇAĞRI: "ELEŞTİRİLERE TAHAMÜLLÜ OLUN"
İktidar, gazetecilerin örgütlenme ve sendikal birlik çabalarının önünü açıcı adımları değil, yıpranma gibi kazanılmış haklarını da budayarak onları medya patronları karşısında daha güçsüz kılıcı politikaları yeğlemiştir.
Siyasi iktidarın şimdiye kadarki performansının, basın özgürlüğü ve sendikal haklar konusunda yasal iyileştirmeler yapılabileceği umudumuzu büyük ölçüde sarsmış olduğunu vurgulamalıyız. Yine de, hükümeti, gazetecilerin özgürce çalışması önüne engeller çıkarmamaya, eleştirilere tahammüllü olmaya, medyayı tehdit eden ve hedef gösteren söylemlerden kaçınmaya ve basın emekçilerinin örgütlenme hakkını kullanabilmelerinin önünü açmaya çağırıyoruz."
Basın özgürlüğünün yalnızca gazeteciler için özgürlük değil, herkesin demokratik bir toplumda yaşamasının en önemli garantisi olduğunu vurgulayan Abakay, "İyi bilinmeli ki, basın özgürlüğünün olmadığı yerlerde, ne demokrasi vardır ne de özgür vatandaşlar" dedi. (ANKA)
(AS/ZG)