Haber Tarihi: 14 Mart 2011 Pazartesi Saat 18:57
Anadolu Ajansı  [2593087]

Gazeteci Şamil Tayyar, Milletvekili Aday Adaylığı İçin Başvuruda Bulundu


Gazeteci-Yazar Şamil Tayyar, Gaziantep'te AK Parti'den Milletvekili Aday Adaylığı İçin Başvuruda Bulundu.

Gazeteci-Yazar Şamil Tayyar, Gaziantep'te Ak Parti'den milletvekili aday adaylığı için başvuruda bulundu.

Ak Parti İl Başkanlığı'na giderek dilekçesini Ak Parti İl Başkanı Ahmet Uzer'e veren Tayyar, öz geçmiş olarak da 5 kitabını sundu.

Ak Parti İl Başkanı Ahmet Uzer, Tayyar'a parti rozeti taktı, kendisini Ak Parti'de siyaseti düşündüğü için tebrik etti, hayırlı Uğurlu olmasını diledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tayyar, "Neden Ak Parti'den ve Gaziantep'ten aday adayı olduğu" sorusu üzerine, son 9 yılda Türkiye'de Cumhuriyet tarihinde yapılan ve devrim gibi nitelenebilecek çok önemli icraatlara imza atıldığını düşündüğünü söyledi.

Geleceğin, geçen 9 yıldan daha önemli olacağını düşündüğünü, bir ölçüde yıkılan statükonun yerine daha güçlü, şeffaf, hesap verilebilir demokrat bir Cumhuriyet'in inşa sürecinin başlayacağını ifade eden Tayyar, şöyle konuştu:

"Bu çerçevede yeni bir anayasa yapılacak. Dolayısıyla böyle bir dönemde olaylara tanıklık yapmak yerine sürecin bizatihi içinde olup mimar olarak görev almanın daha doğru olacağını düşündüm. Bu nedenle de hani derler ya işte 'elinizi taşın altına koyun'. Ben gövdemi taşın altına koyup bu mücadeleyi Ak Parti içerisinde, bu çatı altında sürdürmek niyetiyle yola çıktım.

Son dönemde Ankara ve İstanbul'da aday olabileceğimiz yönünde de telkinler oldu. Hatta dediler ki, 'bu iki ilden ol, seçmenin de olmaz, rahat edersin, gelenin gidenin de olmaz'. Biz aslında zor olanı seçtik. Gaziantep sonuçta benim doğup büyüdüğüm ve vefa borcum olan bir yer. Zorluklarını biliyorum. Bana hiç kimse bir liste güvencesi vermedi, başka bir güvence de vermedi. Kendimi teşkilata ve halka emanet ediyorum. Onların da bana açıkçası sahip çıkacağını düşünüyorum. Eğer listede yerimizi alırsak, almasak da fark etmez, bu konudaki mücadelemiz devam edecek."

Tayyar, bir gazetecinin "Bundan sonra Ergenekon" bakış açısının ne olacağına ilişkin sorusu üzerine ise geçmişte nasılsa bundan sonra da öyle olacağını söyledi.

Ergenekon'a bakışlarında herhangi bir farklılık olmadığını, Ak Parti'nin de böyle bir farklı yaklaşımının olmadığını düşündüğünü dile getiren Tayyar, şöyle devam etti:

"Bu konuda yargıya intikal eden bir dava var. Hatta birden fazla diyebiliriz. Erzincan boyutu var, İstanbul'da devam eden bir dava var. Yine onunla ilintilendirilen başka davalar var. Yargı sürecine müdahale etmemek şartıyla yani bize ulaşan her türlü bilgiyi, belgeyi yine kamuoyuyla paylaşmaya devam ederiz diye düşünüyorum. Çünkü Susurluk sürecinde de o döneme ilişkin kamuoyunu bilgilendirme görevini ağırlıklı olarak milletvekilleri yürütmüştü.

Son dönemde biraz rol, ağırlıklı Ergenekon sürecinde gazetecilere düştü. Sebebi de özellikle muhalefetin bu meseleye biraz negatif bakmasından kaynaklanıyordu. Dolayısıyla gazeteci ya da siyasetçi fark etmez, süreçle ilgili her türlü gelişmeyi kamu Oyuna aktarma görevimizin olduğunu düşünüyorum."

Tayyar, "faili meçhullerin azalması"na ilişkin soru üzerine ise en son faili meçhul cinayetin Malatya misyonerler cinayeti olduğunu, yaklaşık 4 yıldır bu tarz bir cinayetin Türkiye'de yaşanmadığını, bunun bile aslında Türkiye'nin geldiği noktayı göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu vurguladı.

-GAZETECİLERİN GÖZALTINA ALINMASI, TUTUKLANMASI-

Tayyar, "Ergenekon sürecinde gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanmasına karşı olduğu, bunu nasıl değerlendirdiği" sorusu üzerine ise şunları anlattı:

"Karşı falan değilim. Benim anlatmaya çalıştığım şey şu, yaklaşık iki yıl önce de yazdım 2009 yılında, 'bu Ergenekon davası bir torba dava haline gelmemelidir' dedim ve aynı kanaatimi devam ettiriyorum. Yani birbiriyle ilişkilendirilemeyecek arada irtibat kurması zor olan meselelerde birbirinden ayırarak dosyaları ele almanın, değerlendirmenin daha iyi olacağını düşünüyorum. Eğer biz bir intikam duygusuyla davranıp karşılaştığımız her garip ilişkiyi Ergenekon davası içine koyarsak bu yani derin yapılarla, çetelerle, mücadele sürecini akamete uğratır diye düşünüyorum. O konuda bir uyarım olmuştu keza son hadisede yine öyle.

Yakın bir zamanda hatırlayacaksınız, Türkan Saylan ile ilgili soruşturmada, bu işin yanlış olduğunu ifade etmiştim ancak usul üzerinde, usule ilişkin yanlışlar üzerinden süreci tümden eleştirmenin de doğru olmadığını düşünüyorum. Burada önemli olan esastır. Esas olan da Türkiye'de hücre tipi, derin ve merkezi bir yapının olduğudur ve bu yapının hem siyaseti hem toplumu hem de devleti yeniden biçimlendirmek için yıllardır çalıştığı, çabaladığı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni farklı bir rotaya oturtmaya çalıştığını hep beraber görüyoruz. Bu mücadelemiz sonuna kadar devam edecek ancak bunu akamete uğratabilecek ya da sulandırabilecek türden gözaltı kararlarının yanlışlığını da her zaman yüksek sesle ifade edeceğiz."

-ERGENEKON SANIKLARININ MİLLETVEKİLLİĞİ-

Tayyar, "Mustafa Balbay'ın" milletvekilliği için başvuruda bulunacağı yönündeki soru üzerine ise sadece Mustafa Balbay'ın değil çok sayıda Ergenekon sanığının, Balyoz sanığının CHP ve MHP'den milletvekilli adaylığının konuşulduğunu ifade etti.

Hepsinin iki partiden de aday olmasının doğru olacağını düşündüğünü çünkü hem CHP'nin hem de MHP'nin bu davaların birer siyasi dava olduğunu, sanıkların mağdur olduğunu ifade ettiğini dile getiren Tayyar, şöyle devam etti:

"Eğer bu tezlerinde samimi iseler bu davalarda gözaltına alınan sanıkları kurtarmak için hepsini aday yapmalarında fayda var. Ancak bunu sadece Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Mehmet Haberal gibi kamuoyunda bilinen isimler üzerinden değil, 2007'de Ergenekon soruşturmasının başlamasına yol açan o meşhur bombaların bulunduğu gecekondunun sahibi Mehmet Demirtaş'ı da aday yapmalarında fayda var. Hiç olmazsa gecekondulara da bir açılım yapmış olurlar, varoşlara. Dolayısıyla ne kadar aday varsa yapsınlar ki bu iddiaların da arkasında durduklarını göstersinler. Ancak ben milletimizin 12 Haziran'da Silivri'den Ankara'ya servis hattı dolmuş, hattı oluşturmaya çalışan iki partiye de gereken dersi vereceğini düşünüyorum."

Tayyar, her zaman doğruları söylemeye devam edeceğini dile getirdi. Bir siyasi parti çatısı altına girdiğini ve her siyasi partinin bir disiplini olduğunu dile getiren Tayyar, şunları anlattı:

"Bu disipline uymak şartıyla konuşabildiğimiz kadar konuşmaya devam edeceğiz. Nitekim Ak Parti içerisinde de zaman zaman sizler de rastlıyorsunuz farklı düşünceler, görüşler ifade edilebiliyor. Dediğim gibi bu sadece Ak Parti için değil diğer siyasi partiler için de geçerli. Siz o siyasi partinin belirlediği disiplin anlayışının dışına çıkamazsınız aynı şekilde gazeteler için de böyle. Hepimiz meslektaşız bu sektörü çok iyi biliyoruz. Yani çalıştığınız kurumun yayın politikasına rağmen siz herhangi bir yayın yapabilir misiniz, yapamazsınız.

Ha çok içinize sinmiyorsa içselleştiremiyorsanız yolunuzu ayırır başka bir gazetede çalışırsınız. Ben 9 yıldır çok yakından izliyorum hem sayın Başbakanla, hem parti yöneticilerle teşkilatlarla, hepsiyle bir hukukumuz, muhabbetimiz var. Onun için de hiçbir sorun olmayacağını düşünerek burada yer aldım. Yani biz aynı, bildiklerimizi söylemeye devam edeceğiz."

-GAZETECİLERİN HAKLARI-

Tayyar, bir gazetecinin "5 yıllık yıpranma hakkımız elimizden alındı, bunun geri alınması için çalışmalar yapacak mısınız?" sorusu üzerine ise sektörün sorunlarının sadece bununla sınırlı olmadığını, kendisinin de mağdur olduğunu vurguladı.

Hem Başbakan, hem parti yöneticileriyle basın sektörünün sorunlarını konuşmayı düşündüğünü, gazeteciler hakkında açılan yüzlerce soruşturma olduğunu, 5 bin civarında soruşturma ve dava olduğunu dile getiren Tayyar, şunları söyledi:

"Ciddi bir kuşatma altındayız. Bu kuşatmayı ortadan kaldırabilecek yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Bununla ilgili Hükümet'in açıklaması olmuştu. Belki seçim yoğunluğu nedeniyle parlamentoya getirilemedi. Bu konuda da bir boşluk var. Onun için sektörün tüm sorunlarıyla ilgili elimden gelen ne varsa hepsini yapmak için uğraşacağız, sözünü ettiğiniz konu da dahil."

Tayyar, soruları yanıtladıktan sonra toplantı salonuna geçerek bir selamlama konuşması yaptı.

Üç televizyonda yayın yaptığını, kanallardaki programları bitireceğini, Star Gazetesi Ankara Temsilciliği görevini yakında bırakacağını, Ankara'ya döndükten sonra bu konudaki istifa dilekçesini gazete yönetimine sunacağını, bir tek geriye yazarlık şapkasının kalacağını dile getiren Tayyar, "Köşe yazarlığımı da aday listelerinin açıklanacağı 11 Nisan günü bir veda yazısıyla bırakmayı düşünüyorum" diye konuştu.

Şamil Tayyar, kendisine herhangi bir makam için söz verilmediğini, adaylığı olmaması durumunda sektöre yeniden dönebileceğini dile getirdi.

Ergenekon ve Balyoz davası sürecinde iki defa ölümden döndüğünü, ciddi sağlık sorunları yaşadığını, kendisinin ve ailesinin tehditler aldığını belirten Tayyar, kendisine destek olan gönül dostlarının hayır dualarını kendilerinden esirgemeyeceğini düşündüğünü sözlerine ekledi.

- GAZİANTEP

8/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12