Fransa Meclisi'nde Kabul Edilen "Ermeni Teklifi"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Mehmet Çelik, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına ilişkin olarak Türkiye'nin başkalarını suçlamayı bırakarak, Ermeni diasporasının argümanlarını elinden almak zorunda olduğunu savundu.Prof.Dr.Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına karşı Türkiye'nin yaptığı en önemli hatanın, 1923'te kurulan bir devlet olarak tarihi sıkıntıların bir daha gündeme gelmeyeceğini düşünmek olduğunu ifade etti.

Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çelik, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına ilişkin olarak Türkiye'nin başkalarını suçlamayı bırakarak, Ermeni diasporasının argümanlarını elinden almak zorunda olduğunu savundu.

Prof. Dr. Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına karşı Türkiye'nin yaptığı en önemli hatanın, 1923'te kurulan bir devlet olarak tarihi sıkıntıların bir daha gündeme gelmeyeceğini düşünmek olduğunu ifade etti.

Türkiye'de, 1915 olaylarının ilk kez 1973 yılında ABD'de iki Türk diplomatın Ermeni asıllı bir bir Amerikan vatandaşı tarafından şehit edilmesi ile gündeme geldiğine işaret eden Çelik, bu olaya cevaben, dönemin iktidarının, olaydan 24 saat sonra yaptığı açıklama ile "Eğer böyle olaylar olmuşsa bunlar 1915'te olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde olmuştur. Biz ise 1923 yılında kurulmuş yeni bir devletiz. Bu olayların bizimle bir alakası yoktur" dediğini hatırlattı.

Çelik, işin daha başında yapılan bu hatanın, bir daha düzeltilemediğini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konuda hiçbir zaman stratejik bir planının olamadığını ileri sürerek, şunları kaydetti:

"Bunun sonucunda bugün Avrupa ülkelerinde 'Evet Türkler böyle bir soykırım yaptılar' kanaatine varılmış durumda. Türkiye bununla ilgili doğru dürüst hiçbir şey yapmadı. Oysa Türkiye'nin ciddi manada bu problemi nasıl aşarım diye projelerinin olması gerekiyor. Bu iş, yıllarca ABD'de Yahudi lobileri ile anlaşılarak halledilmeye çalışıldı. Bu lobilerin yönlendirmesiyle İsrail ile yaptığımız anlaşmaların büyük bir kısmı bu hadise nedeniyledir. Türk dış politikasına bu hadisenin çok büyük de zararları olmuştur."

-"Sarkozy'ye kızmamak lazım"-

Prof. Dr. Çelik, bu gibi sorunlar karşısında lobicilik faaliyetlerinin de önem taşıdığını belirterek, bu noktada zaman zaman Türkiye'nin yeterince etkili olamadığını öne sürdü.

Türkiye'nin uluslararası lobicilik faaliyetinde sadece "Türklük" üzerine çalışma yapmak yerine, din faktörünü de harekete geçirmesi gerektiğini dile getiren Çelik, şunları söyledi:

"Fransa'da Ermeni nüfusunun 10 katından fazla Müslüman nüfus var. 500 bin Ermeni'nin oyu için Sarkozy bir koyundan 2 post çıkarmaya çalışıyor. Sen sadece oradaki Türklerle bu lobiciliği yapmaya kalkarsan Sarkozy'de böyle yapar. Ama Fransa'da 5 milyon Müslüman nüfus var. Siz bunları da kendi hareketinizin içine katarsanız, o zaman Sarkozy düşünecektir. Burada 5 milyon Müslümanın oyu var burada 500 bin Ermeni oyu var diye. Siyasetçi budur. Sarkozy'ye de kızmamak lazım."

-"Görev artık tarihçilerde değil siyasilerde"-

Prof. Dr. Mehmet Çelik, bu ve benzeri soranların çözümü noktasında herşeyden önce devlet olarak "stratejik akla" sahip olunması gerektiğini ifade ederek,

"Büyük devletler böyledir. Büyük ve güçlü devletler milli menfaatlerini, özellikle dış politikalarını sokağa teslim etmezler" dedi.

"Fransa'nın rujunu satmayalım, malını boykot edelim, ben oraya gidip bunu söyleyeceğim, hadi beni tutuklasınlar" demekle bu problemin çözülemeyeceğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

"Burada kanserli bir ur var. Türkiye uçmak istiyor ama ayağında ağırlıklar var. Bir tanesi Ermeni meselesi, biri PKK, biri Kıbrıs meselesi, biri Kafkaslar meselesi. Büyük devlet bu problemlerini çözer. Bunu çözmek zorundasınız. Ermeniler bu işten niye vazgeçmiyorlar- Çünkü Ermeni diasporasının, sivil toplum kuruluşlarının liderleri bundan ekonomik ve siyasi rant sağlıyorlar. Neden vazgeçsinler. Yani siz gökten vahiy gelse, 'hayır böyle bir katliam olmamıştır'. Ermenilere de 'gelin bakın işte böyle bir şey yok' deseniz de bunlar bu uydurdukları hayale inanmak istiyorlar. Onun için güçlü olacaksınız. Bu meseleye ciddi yaklaşacaksınız."

Soruna mutlaka ciddi müdahale gerektiğini ve bu noktada atılacak adımlarda

"sokağın tepkisinden korkmamak" gerektiğini dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

"Bizim ülkemizde halen resmi olarak 60 bin Ermeni kökenli vatandaşımız var. 100 bin civarında da kayıtsız çalışan Ermeni var. Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerini geliştiremiyor, sokağın korkusundan. Türkiye büyük bir ülkedir. Tarihimiz, milletimiz çok büyüktür. Bazı acılı olaylar oldu, onlar da zarar gördü, biz de zarar gördük. Biz bunu çok ciddi olarak önümüze koymak zorundayız. Ermeni diasporasının argümanlarını elinden almak zorundayız. Türkiye başkalarını suçlayacağına önce 'ben bu konuda ne yaptım' demeli.

Şimdi siyasilerimiz son yıllarda yine bir şey söylüyorlar 'Bu mesele tarihçilerin meselesidir' deniyor. Hayır kardeşim tarihçilerin bu saatten sonra yapacakları bir şey yoktur; Tarihçiler 1 milyon belge de çıkarsalar kimse artık o belgeleri kaale de almaz. Çünkü mesele siyasi bir mesele haline dönüştü. Türkiye öncelikle sokağın tesirinden kurtulmalı bu meseleyi stratejik aklıyla masaya koymalı ciddi projeler geliştirmeli, tarihteki bu acıları tarihte bırakıp, önüne bakmalı Ermeniler'i de buna ikna etmelidir."

- MANİSA

Kaynak: AA