Fernandes Sarhoş Olma!

Beşiktaşlıların yerinde olsam Fernandes'e marş bestelerim.
Beşiktaşlıların yerinde olsam Fernandes'e marş bestelerim. Çarşı Marşı…
Beşiktaş yönetiminin yerinde olsam maç primini ikiye katlarım.
Fernandes'in yerinde olsam herkese teşekkür eder şimdiye kadar düşük verim oynadığım için bir de özür dilerim.
Alkolü bırakırım!
Bir daha zafer sarhoşu bile olmam!
Fernandes Beşiktaş'a gelirken de soru işaretleri taşıyor adeta kulübünden uzaklaştırılıyordu…
Guti varken de ikinci plandaydı sanki…
Guti de Guti olsa… Erkek mi delikanlı mı, futbolcu mu manken mi, dövmeli mi sevmeli mi?
Guti tam bir hayat adamıydı, aşka sekse, kadına erkeğe, gece kulübüne yakın!...
Beşiktaş uzun süre bu hatalı transferin cezasını çekti. Guti'yi yolladı takım içi ahenk geldi. Carvalhal de bu yüzden çok zaman kaybetti.
Neyse…
Konumuza dönelim.
Fernandes çok yönlü bir futbolcu. Yeter ki oynasın. Oynamayı kafaya koysun. Bedeninde taşıdığı çok yetenek var. Yetenek de birden bire ortaya çıkmaz, varsa da kaybolmaz.
Bundan sonra Fernandes'in işi daha da zor.
Kötü alışkanlıklarından kurtulup mecbur iyi oynayacak. Çünkü oynadı bir kere… Birkaç kere. Dedik ki bu adam çok iş yapar. Yaptı da; Stoke City'yi e-le-di…
Beşiktaşlı futbolcuların gayretlerini alkışlıyorum, tek ismi büyütmeyi de futbola yakıştıramıyorum ama Beşiktaş'a Stoke City maçını kazandıran Fernandes!
Maccabi maçını da kazandıran Quaresma.
Bu ikisi de madem bu kadar iyi, neden yeteneklerini bu kadar cimri kullanırlar ki…
İstedikleri zaman harikalar yaratanlar devamlılık sağlasa Beşiktaş sadece Avrupa'da lider olmaz ligde de onu tutan olmaz!
Stoke City maçında Fernandes'e hayran oldum.
1-90 dakika koştu. Demek fizik güç yerinde.
2-Almeida'ya verdiği ara pası bilgisayar komutu gibi. Demek elektronik beyin.
3-Attığı penaltı net ve sert. Demek kendine güvenli.
4-Kornerleri ve duran topları adrese teslim. Demek kendini ona göster yeter.
5-Voleleri estetik ve isabetli. Demek yetenekli.
6- Beşiktaş'ın yediği golde onun da payı var. Demek defansına da geliyor.
Fernandes dün Beşiktaş'ı uçurandı.
Bundan sonra bu performanstan geri düşerse alkış sarhoşu oldu derim.
Kulübü, hocası, arkadaşları ve taraftarı Fernandes'e destek olmalı.
Bazı futbolcular ilgi ister.
Fernandes de bunu istediğini Stoke maçında ispatladı.
Beşiktaş'ı uçurdu.
Tayfur Havutçu ve Carvalhal
Özgürlüğüne kavuşanlara; Serdal Adalı, Ahmet Ateş ve diğerlerine geçmiş olsun derken Tayfur Havutçu'ya ayrı bir paragraf açmak istiyorum.
Beşiktaş yönetimi rayına oturan takımı için çok doğru karar almalı.
Havutçu'yu tekrar göreve getirirken Carvalhal'i de kırmamalı takımın kendine güvenini de sarsmamalı. Beşiktaş iyi gidiyor.
Carvalhal de nöbetçi antrenör değil!
Tayfur Havutçu Beşiktaş camiasının adamı. Hatalı olduğuna da inanmıyorum. O bir beyefendidir. Ancak yarı yolda tekere de çomak sokulmaz.
Tayfur Havutçu 27 Aralık'ta göreve başlayacakmış.
Hiç başlamasın.
Havutçu bu yıl bir üst görevde takımın başında olsun. Sahaya dahi inmesin. Bu konuda alaturka davranışlara, iade-i itibara gerek yok. Tayfun'un kim olduğunu herkes biliyor ama bir kişiyi onore ederken Beşiktaş'ı riske etmemeli.
Erkendir.
Şikenin cıcığı çıktı!
Cumhurbaşkanı'nı bile dinlemedik!
Dinlemeyi bırak, Meclis, nezaketen de olsa köşkten geri gelen yasanın kapağını bile açmadı!
Yani…
Yanisi yok.
Pes doğrusu!
En üst makamlar bile sorunları uzlaşarak değil zıtlaşarak çözüyorsa vay halimize!...
Ben şimdiye kadar yeni çıkmış bir yasanın hiç uygulanmadan, tutukluluklar devam ederken hafifletildiğini hiç görmedim.
Bu işte şike var!
Şike içinde şike var.
Emre!... Seni Allah affetsin…
Moda oldu!
Her herzeyi ye, küfür et, tehdit et, hakaret et hepsini biriktir medyayı ayağına çağır, genel bir özür dile; millet seni affetsin!
Yemezler…
O kadar çok hata ettin ki Emre,
O kadar çok kalp kırdın ki seni kullar değil Allah affetsin.
Tavsiyemdir;
Emre kendini bir gözden geçirsin.
Galatasaray'da hayatını karartacak hatalardan başlayıp, İsviçre maçındaki agresif haline, oradan saha içindeki rakiplerine olan tavrına, gırtlak kesmelerindeki parmak tehditlerine, dilinden düşürmediği küfürlerine, son olaylarda takım arkadaşlarına ve hocasına darba varan hareketlerine bir özürle af yolunu açacaksa aldanıyor.
Emre'nin bu yaptığı; centilmenlik değil doğrudan doğruya toplumsal travmanın bireysel uyanıklığıdır.
Kabul etmiyorum!
Onu sivriltip bu hale getirenleri de kınıyorum.
İsviçre maçındaki hocasını,
Fenerbahçe'de kırmızı kartla 4 maç ceza almasına rağmen sonrası ilk maçta Şeref Tribünü'nde yanında oturduğu başkanını…
Emre'yi bu hale sokanlar onlar.
Böyle başa böyle tıraş!
Çingeneye beylik vermişler babasını kesmiş!
Bu laf herkes için geçerli…
Hepimiz için!
Terim'in şansı devam ediyor
Galatasaray'ın bugün Orduspor maçı var. Culio var Stancu var.
Ancak Galatasaray'ın işi zor değil.
Lige fırtına gibi başlayan, bugünlerde Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi inişe geçmiş olan Orduspor, Terim'in şansıdır.
Fenerbahçe Galatasaray'a stresten yorgun yakalandı. Yenildi…
Trabzonspor'un halini de görüyorsunuz… O da yenildi.
Orduspor da pek farklı değil. Son beş maç beş mağlubiyet!
Galatasaray'ın yok yere sattığı ve hala yerini dolduramadığı Culio ile Stancu'nun dışında Orduspor gerileme devresinde…
Bu da Galatasaray'ın şansıdır.
Necati, Hamit, Arda palavra!... Aysal itiraf etti
Gazetelere bakıyor, baktıkça gülüyorum.
Bir yanda Terimli Galatasaray göklere çıkartılır, Galatasaray takımı lider oldu diye övülürken öte yandan Galatasaray'ın ocak ayında yapacağı transferler manşetlerde…
Hani takım liderdi, hani Terim futbolcu istemiyordu. Reyes'e ııh demişti!
Hani Terim alt yapıdan adam yetiştirecekti? Kendisi söyledi…
Semih ve Emre Çolak iki maç iyi oynadı ya, medya başladı alıp satmaya…
Esas çocuk Kazım gidermiş, Baroş gidermiş, Servet gidermiş…
Necati geliyormuş, Arda bile dönüyormuş, Hamit için Mourinho devredeymiş…
Tövbe tövbe…
Hani Galatasaray iyiydi.
Hani Terimli Galatasaray liderdi…
Yine düğmeye basıldı,
Yine transfer gazlamaları sahne aldı.
Ünal Aysal'ın Divan konuşmasından sonra Galatasaray kimseyi alamaz!
Almamalı!
Hisse satıp oyuncu alınıyorsa, genel kurul izninin dışında hisse satışı yapılıyorsa tüzük deliniyor demektir.
Yani, idari hata var demektir.
O zaman Adnan Polat gibi giderler.
İbra edilmezler!
















