Haber Tarihi: 07 Şubat 2012 Salı Saat 11:46
 [3338419]

Esad'a Anlayacağı Dilden Seslendi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Er ya da geç Humus'un hesabı sorulacaktır" dedi.

Haber: Esad'a Anlayacağı Dilden Seslendi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti grup toplantısında konuştu.

İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının satır başları:

"HUMUS'UN HESABI ER YA DA GEÇ SORULACAK"

"30 yıl önce Hama'da katliam yaşandı. Yaklaşık 30 bin masum öldürüldü. Bugün bile tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmiyor. Uluslararası toplum meselenin üzerine gitmedi. Aynı yıl Sabra ve Şatilla'da 4 bine yakın Filistinlinin öldürülmesine sessiz kalan uluslararası toplum seyirci kaldı. Çünkü ölenler Müslümandı."

Hama'da katliamları yapanlar tarihe isimlerini zalim olarak yazdırdı. Kendi halklarına aslan kesilen diktatörler topraklarını işgal edenlere seslerini çıkaramadı. İran-Irak Savaşı'nda 1 milyon Müslümanı yabancılar mı öldürdü? Hayır modern firavunlar yaptı. Bu zorbalar hak ettiklerini buldu. Bugün babalarının izinden gidenler de hak ettiklerini mutlaka bulacaklardır. Babası Esed işlediği cinayetlerin hesabını bu dünyada vermedi ama bütün dünyanın vicdanında yargılandı ve diktatör olarak tarihi geçti. Hama'nın hesabı sorulmadı ama er yada geç Humus'un hesabı sorulacaktır. Beşar Esad ölene kadar savaşırım diyor ama neden Golan Tepeleri için ölene kadar savaşmadın.

Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Mazlumun ahı er yada geç mutlaka ama mutlaka çıkar. Irak'ta, Libya'da, Mısır'da çıktı, Suriye'de de çıkar. Biz Suriye'de olup bitene karşı sessiz kalmayız, kalamayız. Biz anamuhalefet partisinin, diğer muhalefet partilerinin yaptığı gibi kendi halkını katleden zalimlerin sırtını sıvazlayamayız. CHP, Baas Partisi'ne destek versin, biz Suriye halkının yanında olacağız. Babanızın izinden yürümediğinizi Suriye halkına gösterin dedik ama Beşar Esad döndü dolaştı, silahların namlusunu kendi halkına çevirdi. 3 Şubat akşamı tıpkı babasının yaptığı gibi bir şehri kuşatarak yüzlerce masum insanı katletti. Bir daha hatırlatıyorum, gittiğin yol yol değildir. Ya Beşşar, men dakka dukka. Ey Beşşar, eden bulur.

Birleşmiş Milletler'de yaşanan süreç medeni dünya açısından bir ibret vesikasıdır. Hiçbir devletin hangi çıkarlar için olursa olsun zalimin eline öldürme vesikası veremez. Veto yetkisine haiz olmanın sorumluluğu büyüktür. Bu yetki kullanılırken zulmün devam etmesine yeşil ışık yazılamaz. Esad rejimi kanlı politikaları daha da çeşitlendirmek için açık çek olarak yorumlarsa bunun hesabını kim verecektir. Akan kan onların da üzerine sıçrıyor. Kan akmasın diye büyük çabalar sergiledik ama sorunun tanımlanmasında başlıyor. Eğer Suriye'de yaşanan insanlşık ayıbı uluslararası güç mücadelesine kurban edilemez. Biz kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Diplomasinin bütün imkanlarını kullanıyoruz, dünya kamuoyunun gündeminde tutuyoruz. Suriye hükümetinin değil halkının yanında yer alacak ülkelerle yeni bir girişimi başlatıyoruz.

KILIÇDAROĞLU'NA PAPAĞAN BENZETMESİ

Genişletilmiş il başkanları toplantısında söylediklerimin A'dan Z'ye arkasındayım. 2002 öncesinde medyada en çok da TRT'de bir takım haberler olurdu. Türkiye övüldü gibi haberler seyrek çıktığı için her haber gündeme geliyordu. Türkiye bu kompleksten kurtuldu. Ak Parti'yle ilgili yorumlar, haberler yayınlanıyor. 14 Ağustos 2001'de bunların olacağını o günden işaret etmiştik. Türkiye ekonomideki başarılarıyla geniş şekilde yer alıyor. Biz yoğunluk gereği seçici davranıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu ABD'li bir edebiyatçının Türkiye'yle ilgili ifadeleri yayınlandı. Belli ki ABD'li yazar Türkiye hakkında yanlış yönlendirilmiş. Bu ABD'li yazarın sözleri CHP Genel Başkanı tarafından cımbızlandı. Bu tartışmayı başlatan biz değiliz. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'dur. Bu ifadeler iç politika malzemesi haline getirilince dikkat kesildik. Türkiye'ye gitmeyeceğini söyleyen yazar 2010'da İsrail'e gitmiş. İsrail devlet adamlarıyla fotoğraf çektirmiş. İsrail'de tutuklu yazar ve gazeteci yok dedi.

Kılıçdaroğlu papağan gibi tekrarladı. Sayın Kılıçdaroğlu başbakan öğrensin kaç tutuklu gazeteci var dedi. Umuyorum ki, İsrail'e arka çıkan bu sözleriyle birilerinin gözüne girmiştir. Ben olsaydım Mavi Marmara'ınn gitmesine izin vermezdim diyerek adını Türk siyasetine altın harflerle yazdırmıştı, tabii teneke. Kılıçdaroğlu son sözleriyle zirve yaptı. Bir gün BDP'nin vagonu, papağanı oluyor. Bir başka gün yabancı yazarlara çanak tutuyor. O yazarı Türkiye'ye davet etmiş. O yazar CHP'nin davetine icabet eder de gelirse lütfen Türkiye'den sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Gazze'yi gören tepede birlikte piknik yapsınlar. Arkalarına Gazze'yi alarak koro halinde söylediklerini tekrar etsinler. İsrail'de tutuklu gazeteci-yazar yok desinler. Bunu söylemek en hafif tabirle yalancılıktır. Filistin şehitlerine haksızlıktır. Öyle Filistinli yazarlar var ki, sürgünde.

Kılıçdaroğlu Mahmud Derviş'in şu şiirini iyi dinlesin. Anam bu satırları kime yazdın. Karada, denizde ufukta kapatmışlar tüm yolları. Belki de benim gibisiniz adressiz. Evet nedir kıymeti insanın adresi yoksa. Bu dizelerin şairi adresi olmadan Filistin'i göremeden gurbette can verdi. İsrail hapisanelerini göremeyen nice yazar, gazeteci var. İsrail'de tutuklu gazeteci yok demek Mahmud Derviş'e haksızlıktır.

Kılıçdaroğlu ve ABD'li yazar Filistinlileri gazeteci yazar olarak görmüyorlarsa gitsinler İsrailli gazetecileri İsrail askeri sansür kurumuna sorsunlar. Burada son derece art niyetli bir kampanya var. Bazı yazarları da yedeğine alan Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi karalayarak son derece çirkin bir kampanya yürütüyor. Ergenekon davasını önemsiz hale getirmek için bu taşeronluğu yapıyor. Roj TV'yi niye savunmuyorsun. Onu da savun. Git Danimarka'ya Roj TV'yi de savun.

Batılı gazetecilerin tecrübe etmedikleri bir durum var. Batıda gazeteciler darbe planları içinde yer almıyorlar. Batıda birilerine haber yazdırıp sonra da bunu parti kapatma davalarına delil olarak koymuyorlar. Biz bu kara propagandaya karşı mücadele edeceğiz. Tüm dünyana gazeteciler ve yazarların değil, terör eylemi yapanların yargılandığını anlatacağız. Fransa'daki yasa konusunda destek veriyorsunuz. Türkiye aleyhindeki açıklamalara niye çanak tutuyorsunuz. Dersim meselesini bugün sen hariç tüm Türkiye sorguluyor. Dersimli olduğun halde kendi partinde Dersim'le ilgili konuşmayı yasaklayacaksın. Diyarbakır il yönetimini görevden alacaksın. Yabancı gazetelere Türkiye'de özgürlük yok diye makale yazacaksın. CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor.

(Dindar nesil tartışması) Bu kampanya son derece bayat bir kampanya. 13 Nisan 1909'dan beri tam 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirildi. İrtica diyerek partiler kapatıldı, demokrasi askıya alındı, hükümetlerin eli kolu bağlandı. Bunlar bize utanmadan mürteci yaftası yakıştırıyor. Türkiye hiçbir zaman irticaya prim vermedi. Sanal irtica korkusuna çok ağır bedeller ödendi. Kimi aşağılamak istedilerse yobaz dediler. Dindar nesil kavramında kopartılan fırtına 31 Mart Vakası'nda, Menemen olayında, Ak Parti'nin kapatılma davası öncesinde yürütülen kampanyanın aynısı. Biz bu yolda elinden irtica bahanesi alınıdığı için kimlik bunalımı yaşayan yazarlarla değil, milletimizle yürüyoruz. Sizin veryansınınız değil, halkın veryansını önemlidir. Onun da ölçüsü sandıktır.

Siz milletle beraber yürümediniz. Milletin diliyle konuşmadığınız için de onyıllardır iktidar olamadınız. Anayasanın 24. maddesini açın okuyun. Anayasayı kabul etmiyorsunuz o zaman bir dindar insanın çağdaş olabileceğini niçin düşünmüyorsunuz. Dindarlığı ne zannediyorlar? Bunların dindarlık anlayışı da farklı. Bunlar çağdaşlığı da anlamış değiller. Dün Fatih Projesi'yle bunlara yeni bir ders verdik. Dindarlığı savunan başbakanın projesi. Niçin sizler bunları yapamadınız? Anadolu'nun yoksul çocuklarına iPad gibi bu tabletleri vereceğiz.

Çıkmış biri utanmadan Ak Parti müteahhitler yetiştirmiş diyor. Ne kadar zavallısın sen ya. Bütün müteahhitlerin hepsi ortada. Biz işi ehline veririz. Sizler faizle insanı sömürdünüz. Bizler yüzde 63'ten aldık, yüzde 10'a kadar düştük. Bunu kabullenmiyoruz. Daha da inecek, onun da mücadelesini vereceğiz. Yüzde 10'u da yüksek görüyoruz. Bu hükümetin gizli niyetleri var, takiyye yapıyor diyerek ensemizde boza pişirilmesine müsaade etmeyiz. Bizim iktidarımızda ikna odaları yok Sayın Kılıçdaroğlu. Dindarlara onyıllar boyunca ikinci sınıf muamelesi yapıldı. Selamün aleyküm diyenler dışlandı. Camiler kapatıldı. Bu ülkeden onyıllar boyunca CHP tarafından zararlı alışkanlıklar özendirilirken gençler kendi değerlerine yabancı hale geldi.

1990'larda başörtü kızlara ikna odalarında işkence edenler vekil yapılarak ödüllendirildi. Dindarlık ölçme meraklısı değiliz. Siz bu ülkede yıllarca laikliği nasıl ölçtünüz, hangi cihazı kullandınız önce bunu anlatın. Başörtüsüyle ilgili düzenlemeyi neden Anayasa Mahkemesi'ne götürdünüz, bunu anlatın. İmam hatiplerle meseleniz ne, katsayı konusuna niye bu kadar takıldınız. Biz birilerinin yaptığı gibi öğrenci formatlama gayretinde değiliz. Biz dün Karacaören'de TOKİ konutları içinde akıllı tahtaların dağıtımını yaptık. Zengin fakir ayırımı asla yok. Önünde koskoca prof Ak Parti yoksullara eğilmedi diyor. Vah zavallı vah. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Önünde prof olan her şeyi bilmez. Fatih Projesi'yle ilgili hangi adımların atıldığından haberi yok. 1 milyona yakın bilgisayar gönderdik. Haberin var mı hoca? Bilgisayarın internetin olduğu okulda dayatma olabilir mi? O yüzden bizden önce okullara internet göndermediler. Olsa olsa bilgisayarları formatlarsınız, zihinleri asla formatlayamazsınız. Hiçbir parti kendi tasavvurunu topluma dayatamaz. Sizler de lütfen köşe yazarları zorla işi buralara kaydırmaya çalışmayın. "

10/10 (15 kişi)
En Uygun Konut Kredisine Başvurmak Artık Çok Kolay. 15 Bankanın En İyi Şartları için Tıklayın!
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12