Erenerol: Fener Rum Patrikhanesi İçimizdeki 'Truva' Atı'

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

'Ergenekon' Davasının Tutuklu Sanıklarından Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi'nin İstanbul Dışına Çıkartılmasının İstendiğini Ancak Kent İçinde Bırakıldığını Belirterek, 'Bugün Neden İstanbul'da Bırakıldığı Daha İyi Anlaşılmaktadır. İçimizdeki (Truva Atı)dır' Dedi.

''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi'nin İstanbul dışına çıkartılmasının istendiğini ancak kent içinde bırakıldığını belirterek, ''Bugün neden İstanbul'da bırakıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. İçimizdeki (Truva Atı)dır'' dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki bugünkü duruşmada savunma yapan Erenerol, sözlerine, ''Sayın Mahkeme Heyeti, bundan 6 yıl önce sevgili kardeşim, değerli dostum ve mücadele arkadaşım Necip Hablemitoğlu'nu, evinin önünde zalimce katlettiler. Onun pırıl pırıl zekasıyla mücadele edemeyenler, onu katlederek susturdu. Yaşasaydı o da bizimle birlikte burada olacaktı'' diyerek başladı.

Hablemitoğlu'nun öldürüldüğünü söylediği babası 3. Papa Eftim'in, ''evlatlarımızı da koruyamıyorsak o zaman neden varız?'' dediğini anlatan Erenerol, bu konuşmanın üzerinden 24 saat geçmeden babasının da vefat ettiğini söyledi.

Davanın hukuki olmaktan çok siyasi amaçlı olduğunu ileri süren Erenerol, ''Ergenekon'' operasyonu ile Avrupa Birliği yetkililerinin bu operasyon konusundaki açıklamalarını eleştirdi.

''Terör örgütü üyesi olmak'' suçundan yargılandığını anımsatan Erenerol, ''EOKA'da yer alan Hristofyas ve Papadopulos'un, Azerbaycan'ın Hocalı kentindeki katliama karışan Sarkisyan ve Koçaryan'ın, bir zamanlar PKK terör örgütüyle birlikte hareket eden Barzani ve Talabani'nin daha sonradan uluslararası arenada kabul gören devlet adamları'' olduklarını ileri sürdü.

Erenerol, buna karşılık, ''Kıbrıs çıkarmasında görev alan ve 'Zafer Tepesi' olarak adı bir tepeye verilen Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in, Ermeni mezalimi konusunda davalar açan avukat Kemal Kerinçsiz'in, PKK ile yıllarca mücadele eden emekli Tuğgerenal Veli Küçük'ün ve kilise terörüne karşı mücadele eden Muammer Karabulut'un'' terörist olarak yargılandıklarını savundu.

Sevgi Erenerol, ''Afganistan ve Irak'ta ülkelerini savunanlar nasıl terörist ilan edilip öldürülüyorsa Türkiye'de de tutuklanıyor'' dedi.

Erenerol, ''tehcir''de yine Ermeni denilen, ancak çoğunluğu Türk Hristiyanlardan oluşan nüfusun etkilendiğini ileri sürerek, şunları söyledi:

''İstanbul dışına çıkartılması istenen Fener Rum Patrikhanesi İstanbul'da bırakılmıştır. Bugün neden İstanbul'da bırakıldığı daha iyi anlaşılmaktadır. İçimizdeki 'Truva Atı'dır. Mübadele ve 'tehcirden' bugün Türkiye sorumlu tutulmaktadır. İçimizdeki bir takım kişiler de Ermenilerden özür dileme kampanyası başlatmışlardır. Dedelerinin yaptıklarından dolayı onların Ermenilerden özür dilemeleri normaldir. Ancak Türk milleti hiçbir zaman Ermenilerden özür dilemeyecektir.''

Fener Rum Patrikhanesi'nin, ABD'nin denetimine girdiğini öne süren Erenerol, patrik Bartholomeos'un da arkasındaki güçlere dayanarak Türkiye Cumhuriyeti'ne kafa tuttuğunu, laik Türkiye'de şeri mahkeme kurduğunu ve ekümenlik iddiasında bulunduğunu öne sürdü.

Erenerol, Fener Rum Patrikhanesi'nin, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin faaliyetlerinden rahatsız olduğunu ve ortadan kalkmasını istediğini savunarak, Bartholomeos'un ekümenik unvanını kullanmasının Hristiyanlık inancı açısından da mümkün olmadığını savundu.

ABD'nin, Fener Rum Patrikhanesi'ne, tüm Ortodoks'ları bağlamayı istediğini savunan Erenerol, bu şekilde Ortodoks aleminin denetim altında tutulmaya çalışıldığını öne sürdü.

Kaynak: AA