En Büyük Arzusu Çocuklarını Okula Gönderebilmek
Haşmet Bahadır Laçin - Adana'da 40 Dereceyi Bulan Bunaltıcı Sıcakta Pamuk Toplayan Tarım İşçisi Anne ve Kızı, Gün Boyu Çalışarak Kazandıkları Toplam 22
Haşmet Bahadır Laçin - Adana'da 40 dereceyi bulan bunaltıcı sıcakta pamuk toplayan tarım işçisi anne ve kızı, gün boyu çalışarak kazandıkları toplam 22.50 lira ile 7 kişilik aileyi geçindirmeye çalışıyorlar. Üstelik evde böbrek hastası baba ve kalbi delik bir de çocuk bulunuyor.
Çukurova'nın merkezi Adana'nın Karataş ilçesine bağlı Adalı köyü yakınlarındaki pamuk tarlalarında kilo hesabıyla pamuk toplayan anne Gülsen Sağıroğlu (35) ile 13 yaşındaki kızı Canan, zor şartlarda geçim mücadelesi veriyor. Henüz çocuk yaştaki kızıyla ekmek parası için çalışan anne Gülsen Sağıroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günün ilk ışıklarıyla birlikte girdikleri tarlada gün batımına kadar çalışarak toplam 150 kilogram pamuk toplayabildiklerini, bunun karşılığında da kilo başına 15 kuruş para kazandıklarını söyledi.
Gün boyu 40 dereceyi aşan sıcak altında kızıyla birlikte kazandığı toplam 22.50 TL ile 7 kişilik aileyi geçindirmeye çalıştıklarını anlatan Gülsen Sağıroğlu, şöyle konuştu:
'Eşim Yusuf'un (41) böbreklerinden biri alındığı, diğer böbreği de sağlıklı olmadığı için bizimle çalışamıyor. Doktorlar, onun çalışmasını yasakladı. 5 çocuğumdan biri olan 10 yaşındaki oğlum Serkan'ın ise kalbi delik. Diğer çocuklarım Hatice (2) ve İlknur (7) ise henüz çok küçük. Oğlum Mehmet'i (14) hasta kardeşi, babası ve diğer kardeşlerine bakması için evde bırakıyoruz. Ben ve kızım Canan nerede tarım işçiliği varsa oraya gidiyoruz. Bir hafta önce Hatay'ın Altınözü ilçesine bağlı Tepehan Köyü'nden pamuk hasadının başladığı Çukurova'ya geldik. Okumam, yazmam yok, tarım işçiliğinden başka yapacak bir iş de yok.
Yoksulluğa da hastalığa da direniyorum ancak, en büyük acıyı çocuklarımı okuldan alırken yaşadım. Eşim ve ben 'çocuklarımız bizim gibi cahil olmasın' istedik, ancak yoksulluğa boyun eğmek zorunda kaldık. Kızım Canan ve oğlum Mehmet'i iki yıl kadar okula gönderebildik. Onlarla birlikte diğer çocuklarımı da okutmak isterdim, ancak ben tarlalarda yalnız çalışmak zorunda kalacaktım, evdeki hastaları ise kime bırakacaktım? Çaresizlik yüzünden çocuklarımı okuldan aldım ama içim kan ağlıyor. Hiçbir anne baba elbette çocuklarının cahil kalmasını istemez. Çok az da olsa sabit bir gelire sahip olsaydık, onları okuldan almazdım.'
- YEŞİL KART İLE TEDAVİLERİ YAPILIYOR
Gülsen Sağıroğlu, kalp hastası oğlu ile böbrek hastası eşinin tedavisini devletin verdiği yeşil kart sayesinde yaptırdıklarını belirterek, 'Yeşil kartımız da olmasa eşimi de, oğlumu da kaybetmiş olabilirdim. Devletimizin, okula giden çocukların ailelerine de yardım ettiğini biliyorum, ancak benim durumum çok farklı. Tarlada kızıma, evde ise oğluma ihtiyacım var. Ben ve kızımın kazandığı parayla bir kilogram et bile alamıyoruz. Bu para sadece bulgur aşı yapmamıza yetiyor' dedi.
Tek arzusunun çocuklarını okutmak olduğunu anlatan Sağıroğlu, 'Her kötülüğün anası cahilliktir, onu biliyorum. Ben de, eşim de okuma yazma bilmediğimizden çocuklarımız okusun istiyoruz. Her yıl eylül ayında başka çocuklar okul heyecanını yaşarken benim çocuklarım bundan mahrum kalıyor. Okula giden arkadaşlarına gıptayla bakıyorlar. Bırakın okul heyecanını çocukluklarını bile yaşayamıyorlar. Bir anne olarak buna gönlüm razı olmuyor ama elimden de bir şey gelmiyor. Yoksulluğa da, hastalığa da direniyorum ancak, en büyük acıyı çocuklarımı okuldan alırken yaşadım' diye konuştu.
(HBL-DLK-ERS-FFS) - ADANA









