Ekonomiye Değer Katanlar 2011 Ödül Töreni
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'nin bugün makro ekonomik göstergelerde iyi bir noktada olduğunu belirterek, "Nereyle kıyas ederseniz ediniz, Halep orada arşın burada, Yunanistan orada Türkiye burada, İspanya orada Türkiye burada, adasını satışa çıkaran İzlanda, İrlanda o tarafta Türkiye bu tarafta" dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'nin bugün makro ekonomik göstergelerde iyi bir noktada olduğunu belirterek, "Nereyle kıyas ederseniz ediniz, Halep orada arşın burada, Yunanistan orada Türkiye burada, İspanya orada Türkiye burada, adasını satışa çıkaran İzlanda, İrlanda o tarafta Türkiye bu tarafta" dedi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın 10 kategoride 447 kişi ve kuruluşu ödüllendirmek için düzenlediği, "Ekonomiye Değer Katanlar 2011 Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin güzel bir gelişme gösterdiğini söyledi.
Türkiye'nin hemen yanı başındaki Avrupa'da 17 ülkenin, avro bölgesinin içinde bulunduğu sıkıntılara dikkati çeken Arınç, şöyle devam etti:
"Halep oradaysa arşın burada. Bugün yüzde 10'un üzerindeki bir büyüme hızı, ihracattaki, faizlerdeki, enflasyondaki iş gücü-istihdamdaki rakamlar, ben de biliyorum siz de biliyorsunuz çok şükür iyi bir noktadayız. Nereyle kıyas ederseniz ediniz, Halep orada arşın burada, Yunanistan orada Türkiye burada, İspanya orada Türkiye burada, adasını satışa çıkaran İzlanda, İrlanda o tarafta Türkiye bu tarafta. Bugün makro ekonomik göstergelerde iyi bir noktadayız. Hamdolsun, elbette sizin sayenizde oldu."
Arınç, bir siyasetçi olduğunu, bu gelişmeyi de geçmişe bakarak değerlendirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Avrupa'ya, başka yerlere bakarak, dünya birincisi olma noktasına gelmemiz, gurur verici. 2010 sonu itibarıyla 3 ülkeden birisiyiz, 2011 rakamlarıyla da şu anda birinciliği götürüyoruz. Çin ve Arjantin de arkamızda kaldı. Elbette geçmişimize bakarak da bugün geldiğimiz noktayı görmemiz gerekir. Ben 40 yıldan beri siyasetin içindeyim, 19 yaşında başladım, pek çok hükümetler gördüm. 2000-2001 krizlerini de parlamentoda bir siyasetçi olarak yakından takip eden, sıkıntısını bizzat gören gören bir insanım."
70'li, 80'li, 90'lı yıllarda, her birinde irili ufaklı krizler olduğunu, ancak 2000-2001 krizlerinde yaşanan faciayı herkesin bildiğini vurgulayan Arınç, bu dönemde Türkiye'nin felaketlerin arka arkaya yaşadığını dile getirdi.
-"Siyasi istikrar eşittir ekonomik istikrar"-
Arınç, ondan sonra bir restorasyon dönemine girdiklerine işaret ederek, şöyle dedi:
"Ben buna sebep olarak şunu görüyorum; siyasi istikrar eşittir ekonomik istikrar. Adeta siyam ikizleri gibi ameliyat etmeye kalkarsanız, biri hayatını kaybedecek. Birbiriyle çok yakından ilgili. Birisi bozuk olursa öbürü de bozuluyor. Elbette Türk halkının verdiği karar, bir siyasi partiyi iktidara getirdi. O siyasi parti iktidara gelmekle kalmadı. Ekonomiyi, sosyal politikaları iyi yönetti. Her seçimde desteğini artırdı, isabetli kararlar verdi. Bizim aramızda ithal ekonomistler yok. Yani yurt dışında çalışmış, okumuş başarı kazanmış olanları kastetmiyorum. 'Avrupa'dan, Almanya'dan birisi gelsin, ekonomimizi düzeltsin, şu kuruluşa dikkat edelim, onun söylediklerin aynen yapalım'... IMF ile ilişkiler devam etti uzun bir süre, ama ekonomiyi biz kendimiz teslim aldık ve kendimiz yönettik. Çıkrıkçılar yokuşundan Ali Babacan'a güvendik, Ali Coşkun'lara güvendik, diğer ekonomistlere, sanayicilere ve iş adamlarına güvendik. Çünkü 'siz Türkiye'yi daha iyi biliyorsunuz' dedik."
-"Bundan daha büyük başarı olabilir mi-"
Onların verdiği kararların Türkiye'yi çok kısa bir sürede düze çıkardığını ifade eden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye büyümede eksi 9'ları görmüştü o tarihlerde, şimdi artı 10'lardan bahsediyoruz. 130 milyar dolar ihracattan bahsediyoruz. Neredeyse bu rakamı 2023'e göre, artık Bursa'nın kendisi koyacak. '500 milyar dolar ihracatta bizim payımız da şu kadar olacak' diyor Bursa. Hedef gösteriyor. Ne kadar muhteşem bir şey. '750 milyar dolarlık gayri safi milli hasıla yetmez, şu kadar trilyon dolar olacak' diyor. ve biz bunlara 'bırak şu masalları, geç git' demiyoruz, inanıyoruz. Bunu başaracağımıza güveniyoruz. Neden- kendimize güvenimiz geldi. Hamdolsun, ihracat rakamları ortada ve 'şu buzdolabını Türkiye'den aldım, şu araba Türkiye'den ithal edildi' diyenlerle karşılaşıyoruz. İşte otomotivin merkezi olan Bursa'mız, nereye ihraç ediyoruz; Almanya'ya, İtalya'ya, Fransa'ya veya bir başka Avrupa ülkesine. Bu neyi gösteriyor- Yaptığımız işin kalitesini, başarımızı gösteriyor. Üçüncü, beşinci dünya ülkelerine ihraç etmiyoruz bunları. Beyaz eşyayı beşinci dünya ülkelerine ihraç etmiyoruz. Pazarlarımız çok çeşitlendi, buna da mecburuz, ama üretimimizi kalite noktasında artık en iyi noktaya getirmiş durumdayız. Bundan daha büyük başarı olabilir mi-
Bursa'nın 13 organize sanayi bölgesi (OSB) bulunduğunu, buralarda nitelikli eleman arandığını, ancak bulunamadığını ifade eden Arınç, "Çünkü, mesleki eğitim Türkiye'de öldürüldü. Şimdi kendi başımızın çaresine bakıyoruz" dedi.
Arınç, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve İş-Kur işbirliğiyle yürüttüğü,
"Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesine (UMEM Beceri)" de değinerek, TOBB'un bu işi çözdüğünü ifade etti.
Bursa'da bu konuda daha önce meslek edindirme konusunda yapılan çalışmalar olduğunu anımsatan Arınç, Bursa'nın bu eksikliği çok önceden hissettiğini dile getirdi.
Arınç, iş barışının önemine de dikkati çekerek, "Geçmişte iş barışının olmadığı zamanlarda ekmek yediği kabı kirletmeye çalışanlarla onlara zulmedenlerin kavgalarını çokça yaşamıştık. Şimdi hamdolsun Bursa her şeyin güzel örneğini verdiği gibi çalışma barışını da başarıyla tamamlamış illerimizden birisi" dedi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, daha sonra en fazla gelir vergisi ödeyen Mehmet Celal Gökçen ile en fazla kurumlar vergisi ödeyen ve en fazla ihracat yapan OYAK Renault'nun temsilcilerine plaket verdi.
- BURSA












