Formül Restleşmesi

Almanya, Fransa Gibi Kalabalık AB Ülkelerine Daha Fazla Oy Hakkı Verilmesine Karşı Çıkan Polonya, Bu Konuda Önerilen Bütün Teklifleri Geri Çevirdi. Dönem Başkanı Almanya İse "Reform Sözleşmesi"ne Son Şeklini Vermek İçin Hükümetler Arası Yeni Bir Zirve Önerdi. Sonbahardaki Zirveye Kadar Polonya'nın İkna Edilmesi Bekleniyor.
Almanya, Fransa gibi kalabalık AB ülkelerine daha fazla oy hakkı verilmesine karşı çıkan Polonya, bu konuda önerilen bütün teklifleri geri çevirdi. Dönem Başkanı Almanya ise "reform sözleşmesi"ne son şeklini vermek için hükümetler arası yeni bir zirve önerdi. Sonbahardaki zirveye kadar Polonya’nın ikna edilmesi bekleniyor.
AVRUPA Birliği’nin iki yıl önce Fransa ve Hollanda’nın referandumla reddetmesi nedeniyle yürürlüğe koyamadığı AB Anayasası’nı "basitleştirerek" hayata geçirmek için verdiği büyük çaba şimdilik sonuçsuz kaldı. Polonya, "ağırlıklı oy" sistemine geçilmesinin ardından, Almanya gibi büyük ülkelerin "süper ülke" konumuna geleceğini belirterek uzlaşmaya yanaşmaması, AB’yi güç durumda bıraktı. Reform sözleşmesi için sonbaharda yeni bir zirve yapılacak. İngiltere de, dış politika, vergilendirme, savunma gibi konularda ülkelerin "bağımsızlığının" sürmesini istiyor.
İNGİLTERE’NİN İTİRAZI
AB zirvesinde Almanya, "kırmızı çizgilerimi sonuna kadar savunacağım" diyen İngiltere Başbakanı Tony Blair’i de ikna için çabaladı. İngiltere, vergi, istihdam ve sosyal güvenlik, dış politika ve yargı alanlarında AB kurumlarının ulusal yapıların üzerinde yetki sahibi olmasına yol açabilecek hiç bir değişikliği kabul etmeyeceğini belirtiyor.
İngiltere, "Temel Haklar Sözleşmesi"nin metne girmesi durumunda, Avrupa Mahkemeleri’nin çalışma yasalarında değişikliği zorunlu kılmasından endişe ediyor.
POLONYA’NIN TAVRI
AB zirvesinin asıl odağı ise Polonya oldu. 2004’te üye olan 10 ülkenin en büyüğü olan Polonya, planlanan oy dağılımlarına itiraz ediyor. Yeni "reform" metni, bir kararın onaylanması için çifte çoğunluk olarak adlandırılan bir sistem getiriyor. Hem üyelerin sayıca yüzde 55’inin kararı onaylamış olması hem de destek verenlerin nüfusça da birliğin en az yüzde 65’ini temsil ediyor olması öngörülüyor. Polonya ise, kendisini büyük ülkeler arasına koyan 2000 yılındaki Nice zirvesinde alınan kararlardan geri adım atmak istemiyor.
Fransa ise Polonya’ya "İyonya" sistemini önerdi. Buna göre küçük ülkeler, bir karara itirazda "çoğunluk" olduklarını düşünüyorlarsa, itiraz edebiliyorlar. Ancak Varşova bunu benimsemedi. İki formül öne sürüyor.
Oy dağılımı nüfusa göre değil, nüfusun kareköküne göre hesaplansın. Bu durumda Almanya ve Fransa’nın oy oranı artmazken, Polonya da gücünü korumuş olacak.
Çifte çoğunluk formüllerine yüzölçümü unsuru da katılsın. Böylece toprak olarak AB’nin en büyük ülkelerinden olan Polonya, gelecekte de nüfuzlu ülkeler arasında yer alacak.
AB zirvesinde yeni bir reform anlaşması planlarında "uzlaşma" sağlansaydı 2009’da 27 üyede birden yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde, adı "Anayasa" olmasa da bir "reform sözleşmesi" hayata geçebilecekti. Fakat şimdi anlaşmaya varabilmek için sonbahara kadar Polonya’nın ikna edilmesi hedefleniyor.
Sarkozy, Türkiye’deki seçimleri bekleyecek
FRANSA Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin AB danışmanı Alain Lamassoure, Sarkozy’nin Türkiye’deki seçimleri bekleyeceğini söyledi.
ABHaber.com sitesine konuşan Alain Lamassoure, AB liderler zirvesinde Türkiye’nin gündemde olmadığına dikkat çekti. Avrupa Parlamentosu eski Türkiye raportörlerinden Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi Lamassoure, Türkiye-AB ilişkilerinin hassas bir dönemden geçtiğini kaydetti. Lammassoure, "Seçimlere kadar Sarkozy’nin Türkiye ile ilgili bir çıkışı olmayacak. Seçimler sonrası Sarkozy, Türkiye’de kurulacak hükümet ile Fransa-Türkiye ilişkilerini yeniden ele alacak" dedi. Sarkozy’nin Türkiye’de kurulacak hükümet ile temasları sonrası Fransa’nın Türkiye ile ilgili AB politikasının netleşeceğini söyleyen Lamassoure, bu çerçevede Fransa’nın seçimler sonrası oluşacak yeni hükümeti bekleyeceğini bildirdi.
Basit anayasanın ana hatları
AB Dönem Başkanı Almanya’nın basitleştirerek yeniden kaleme aldığı metnin özellikleri şöyle:
"Anayasa" tanımından vazgeçiliyor ve "Reform Sözleşmesi"nden söz ediliyor.
Metinde, "AB Federasyonu" ya da "Avrupa Birleşik Devletleri" gibi kavramların halkları "ürküttüğü" gerekçesiyle, AB Marşı ya da AB Bayrağı gibi, bu kavramları çağrıştıracak sembolik ifadelerden kaçınılıyor.
AB’nin dış politika temsilcisi, "Dışişleri Bakanı" olarak anılmayacak.
Altı ayda bir tekrarlanan dönüşümlü başkanlık kaldırılacak. Yerine "Başkanlık Divanı" kurulacak ve 2.5 senede bir görevliler değişecek.













