Dünya Bankası Küresel Kalkınma Raporu: Türkiye 2009'da Yüzde 5.5 Küçülecek (2)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Dünya Bankası Raporunda, "Küresel Ekonomide Nihai İyileşmenin Kapsam ve Zamanı Büyük Ölçüde Belirsiz Durumda.

Dünya Bankası raporunun "Küresel Ekonomi İçin Olasılıklar" başlıklı bölümünde finansal krizin bir yıldan fazla süren bir finansal çalkantı ardından 2008 Eylül ayında ortaya çıktığı ve reel ekonomi için "küresel bir kriz" haline geldiği belirtildi.

Yüksek gelirli ülkelerle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik etkinliğin 2008'in son 2009'un ilk çeyreğinde aniden ve benzer bir şekilde düştüğü belirtilen raporda işsizliğin yükseldiği ve yoksulluğun gelişmekte olan ülkelerde artmaya başladığı, dünyadaki en savunmasız kesimler için yoksulluğun daha da zor koşullar doğurduğu belirtildi. Finansal kriz salgınının yatırımların büyük ölçüde likiditasyonuna, dünya çapında zenginlikte önemli kayıplara, kredi verme koşullarında sıkılaşmaya ve belirsizlikte büyük çaplı bir artışa neden olduğu da bildirildi. Raporda özetle şöyle denildi:

"-Ekonomik etkinlikte en keskin düşüş özellikle dayanıklı tüketim malı ve yatırım malı üretmede uzmanlaşmış ülkeler ile önceden oluşmuş ciddi makroekonomik zayıflıkları bulunan ülkelerde yoğunlaştı.

-Düşük gıda ve akaryakıt fiyatları, azalmış ekonomik etkinliğin yoksullaşma etkisini hafifletti ve gelişmekte ülkelerde petrol ithalinin cari işlemler üzerindeki baskısını azalmasına yardımcı oldu. Gelişmekte olan petrol ihraç eden ülkelerin kazançlarında ise gayrı safi iç hasılalarının yüzde 17'si kadar bir azalmaya yol açtı.

-2009 yılında mali dengenin yüksek gelirli ülkelerde gayrısafi iç hasılanın yüzde 3'ü, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 4'ü dolayında kötüleşmesi bekleniyor.

-Ekonomik etkinlikteki düşüş, gelişmekte olan ülkelere daha zayıf sermaye akışıyla birleşince, düşük ve orta gelirli pek çok ülkeyi ciddi finansal zorluklar içine soktu. Birçok ülke ihracattan yeterli döviz kazanma ya da ithalat talebini karşılayacak yeterli borç sağlama güçlüğüne girdi. Gelişmekte olan ülkeler için genel borçlanma gereksiniminin net sermaye akışlarını aşması beklenirken, birçok ülke bu finansman boşluğunu iyi günlerde oluşturduğu uluslar arası döviz rezervlerini aşağı çekerek karşıladı. Ancak bu stratejinin sürdürülebilirliği belirsizdir.

-Eylül 2008'den bu yana 16 ülke dış rezervlerinin yüzde 20'sini ya da daha fazlasını tüketti. 18 ülkede halihazırdaki rezerv stokları, ithalatlarının dört aydan az bir bölümünü karşılayabilir.

-Cari işlem açıkları ve kötüleşen mali pozisyonlar en fazla, kısmen durgunluğun en derin biçimde görülmesi beklenen yerler olmalarından dolayı, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde kronik bir şekilde yayıldı. Bunda birçok ülkenin krize gayrı safi iç hasılalarına göre iki haneli cari işlemler açıklarıyla girmesi ve yüksek kamu borçları da rol oynamıştır. Söz konusu ülkelerde iç-dış dengelerin oluşturulması için talebin bastırılması ve para değerinin düşürülmesi gerekebilir.

-Yüksek gelirli ülkelerde gayrı safi iç hasılalardaki hızlı düşüşe karşın 2009'un ilk çeyreği boyunca bir dizi gösterge ekonomik iyileşmenin başladığına işaret etti. İstikrara kavuşan hatta iyileşmeye başlayan borsalar, kimi ülkelerdeki ihracatta görülen ılımlı iyileşmeler, sağduyulu mali teşvik önlemlerinin hala süren talep patlaması yapan etkileri ve tüketici talebinde bir artış iyileşmenin başladığına işaret eden faktörler arasındadır."

ZAYIFLIĞIN SÜRDÜĞÜNE İLİŞKİN İŞARETLER DE VAR

DB raporunda zayıflığın sürdüğüne işaret eden birçok faktörün de bulunduğu, dünyada işsizliğin artmaya, birçok ülkede konut fiyatlarının düşmeye devam ettiği, bunun negatif zenginleşme efektleri yarattığı, banka bilançolarının kırılgan olduğu, daha fazla konsolidasyon ve sermaye artırımı gerektirdiği belirtildi. Raporda, "Sonuç olarak küresel ekonomide nihai iyileşmenin kapsamı ve zamanlaması büyük ölçüde belirsiz durumdadır. Gerçekten birçok ülkenin para birimi ve bankacılık sektörü üzerinde artan baskı vardır. Şimdiden birçok yüksek ve orta gelirli ülke, kötüleşen dış ve mali pozisyonlarının kontrol dışına çıkmasını önlemek amacıyla Uluslar arası Para Fonu'yla özel borçlanma anlaşmaları imzalamıştır" denildi.

TAHMİN RAKAMLARI DAHA YAVAŞ BİR İYİLEŞMEYİ YANSITIYOR

Dünya Bankası raporunda küresel ve Türkiye dahil ülkeler için öngörülen büyüme tahminleriinn dayandığı temel senaryonun, finansal kriz ardından gelen bir ekonomik çöküş yaşanmasından dolayı "daha durgun bir iyileşme" öngördüğü belirtilirken şöyle denildi:

"-Senaryoya göre küresel gayrı safi iç hasıla 2009'da yüzde 2.9'luk rekor bir düşüşten sonra ılımlı bir şekilde 2010 yılında yüzde 2 düzeyinde, 2011 yılında ise yüzde 3.2 düzeyinde iyileşecek. Bankacılık sektöründe konsolidasyonlar, negatif zenginleşme efektinin devam etmesi, yüksek işsizlik oranları ve riskten kaçınmanın, tahmine konu olan dönem boyunca talep üzerinde ağırlıklarını hissettirmeleri beklenmektedir.

-Gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme oranları, daha güçlü verimlilik ve nüfus artışları dolayısıyla daha yüksektir, ancak 2009'dan 2011'e kadar sırasıyla yüzde 1.2, 4.4 ve 5.7 oranlarında gerçekleşecektir.

-Yavaş iyileşme nedeniyle kötüleşebilecek cari işlemlerin baskısı, özellikle birçoğu Avrupa ve Orta Asya ülkesini, yerel paranın değerinin önemli oranda düşürülmesi ve iç talepte acı veren kesintiler şeklinde karakterize olan ve daha az düzenli iyileşme sürecine zorlayabilir."

PETROL FİYATI ARTACAK

Raporda dünya ticaret hacminin bu yıl yüzde 9.7 oranında düşeceği, ticaret hacmiinn gelecek yıl yüzde 3.8, 2011'de ise yüzde 6.9 artacağı öngörüldü. Petrolün varil fiyatı bu yıl için ortalama 55.5 dolar, 2010 için 63 dolar, 2011 yılı için ise 65.9 dolar olarak tahmin edildi. Rapora göre bu yıl Çin yüzde 6.5, Hindistan yüzde 5.1, Endonezya yüzde 3.5 büyüyecek.

RAPORDA TÜRKİYE

Dünya Bankası raporunda Türkiye'deki GSYİH'nın 2009 yılında reel olarak bir önceki yıla göre yüzde 5.5 azalacağı, 2010 yılında yüzde 1,5, 2011 yılında ise yüzde 3 artacağı tahmin edildi. Türkiye, Avrupa ve Orta Asya'da, kısa vadeli borçları rezervlerine oranla en düşük bulunan ülkeler sıralamasında en iyi durumdaki ülke konumunda. Raporda Türkiye'nin cari işlemler açıklarının ise bu yıl ve 2010'da GSYİH'sının yüzde 1.9'u, 2011'de ise yüzde 2'si düzeyinde olacağı tahmin edildi.

Krizin aşılması için ülkelerin teşvik paketleri hazırladıkları hatırlatılan raporda, IMF'nin 2009-2010 yılları itibarıyla dünyadaki teşvikler hakkındaki bir çalışmasına değinildi. Çin'in GSYİH'sının yüzde 2.9'u oranında teşvikte bulunduğu, Rusya'nın yüzde 2, Meksika'nın ekonomilerine yüzde 1.5 teşvik yaptıkları belirtilen raporda G-20 ülkeleri arasında en düşük teşvik paketlerinin sırasıyla Hindistan (GSYİH'nın yüzde 0.5), Brezilya (yüzde 0.3) ve Türkiye'de (yüzde 0) saptandığı belirtildi. Raporda, "Bu farklılıkları açıklayan faktörler otomatik istikrar unsurlarının çapı ve her ülkede elde edilebilen mali ortamın boyutudur. Bunlar ülkeden ülkeye değişiklik gösterirler. Örneğin Çin'in görece düşük açığı, düşük kamu borcu ve krizden önceki düşük faiz oranları bu ülkeyi mali açık artışları bazında diğerlerine göre olumlu bir noktada tutmuştur. Ancak bazı ülkeler, onlar için büyük finansman açıklarını daha zor hale getiren büyük kamu borcuyla (Hindistan) ya da yüksek faiz oranlarıyla (Brezilya ve Türkiye) yüklü durumdadır" ifadesi yer aldı. Türkiye'nin ihracatının da dış mamul mal talebindeki azalış nedeniyle yüzde 8 oranında düştüğü belirtilen raporda, "Eylül 2008 ve Mayıs 2009 tarihleri arasında dokuz ülke IMF ile toplam 55.8 milyar dolarlık yardım anlaşmasına vardı. Litvanya ve Türkiye benzer seçenekler üzerinde çalışıyor ve 2009'da IMF'yle bir istikrar paketi imzalayabilirler" denildi. (ANKA) (ORH/YLD/NK)

Kaynak: ANKA