Duanın İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkisi

Seyit Ahmet Eksik - Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Hadis Bölümü Başkanı Prof.Dr.Cemal Ağırman, insanın dua ettikten sonra gönlünde bir ferahlık, huzur ve rahatlama hissettiğini, onun için duasız bir hayatın düşünülemeyeceğini belirterek, "Dualar, gönül coşkusu ve Allah'a kul olmanın mutluluğu içinde bütün hücrelerde hissedilerek yapıldığında geri çevrilmez" dedi.Prof.Dr.Ağırman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, istemek, yardım etmek anlamına gelen duayı, kişinin Allah'a sığınma ve yakarışı, sevgi ve tanzim duyguları içerisinde lütfünü, yardımını ve affını dilemesi olarak değerlendirdi.

Seyit Ahmet Eksik - Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) İlahiyat Fakültesi Hadis Bölümü Başkanı Prof. Dr. Cemal Ağırman, insanın dua ettikten sonra gönlünde bir ferahlık, huzur ve rahatlama hissettiğini, onun için duasız bir hayatın düşünülemeyeceğini belirterek, "Dualar, gönül coşkusu ve Allah'a kul olmanın mutluluğu içinde bütün hücrelerde hissedilerek yapıldığında geri çevrilmez" dedi.

Prof. Dr. Ağırman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, istemek, yardım etmek anlamına gelen duayı, kişinin Allah'a sığınma ve yakarışı, sevgi ve tanzim duyguları içerisinde lütfünü, yardımını ve affını dilemesi olarak değerlendirdi.

Duada asıl amacın, kişinin kendi durumunu Allah'a arz etmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ağırman, "İnsan kendi halini her şeyi yaratan Rabbine arz eder, acizliğini, güçsüzlüğünü dile getirir, eksikliklerini iletir. Ardından O'ndan yardım, güç ve destek ister. Bu onun için büyük bir motivasyon sağlar, moral verir, ümit kapısı olur, ayakta durmasını sağlar" diye konuştu.

Özellikle sıkıntılı anlarda Allah'a dua etmenin samimi olarak inananlara has bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Ağırman, şunları kaydetti:

"Allah'a ortak koşanlar bile zor durumlarda O'na yönelir ve dua ederler. Çünkü insan, dua ettikten sonra, gönlünde bir ferahlık, bir huzur, bir rahatlama hisseder. Onun için duasız bir hayat düşünülemez. Çünkü bu fıtri bir ihtiyaçtır. İnançlı ya da inançsız, her insanın buna ihtiyacı var. Rahatlamak için yoga gibi İslam dışı eylemlere yönelmek, aslında fıtri olan bu ihtiyacın doğru yol ve yöntemlerle karşılanmamasının sonucudur. Oysa dua insanı rahatlatmakla kalmıyor, duası kabul edildiğinde bizzat istekleri yerine geldiği gibi ahiret için sevap da kazanıyor."

İnsanların dua ederken Allah'ın kendisine icabet edeceğinden emin bir eda ile, kendisini her an görüp duyduğunun bilincinde olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ağırman, "Allah'ın adaletine olan kesin inancı sebebiyle, aceleci ve ümitsiz bir tutum sergilememelidir. Dualar, gönül coşkusu ve Allah'a kul olmanın mutluluğu içinde bütün hücrelerde hissedilerek yapıldığında geri çevrilmez" dedi.

Herhangi bir hususta bütün tedbirler alındıktan ve sebeplere tevessül edip konu ile ilgili tüm girişimler yapıldıktan sonra, o işin sonucunu Allah'a bırakmak, beklenen sonucu elde etmek için O'na güvenmek anlamına gelen tevekkülün de bir direnç ve başarı kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Ağırman,

"Planlayıcı, yönetici, işçi, öğretmen, öğrenci, bir şey yapan her eleman, elinden geleni yaptıktan sonra Allah'a tevekkül ettiğinde, daha bir güvenle hareket edeceği için, bu güven onun başarısına olumlu olarak yansıyacak, onun başarıya odaklanmasına vesile olacaktır. Dolayısıyla tevekkül bir anlamda emin bir eda ile başarıya odaklanmaktır. Zira güven duygusu başarı için vazgeçilmez bir faktördür" ifadelerini kullandı.

-"Sabır, aktif bir eylem, güçlü bir direniştir"-

İnsanı başarıya götüren dua ve tevekkülden sonra diğer bir önemli hususun sabır olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ağırman, "Sabır, zillet, korkaklık, acizlik, uyuşukluk değildir. Aksine sabır, aktif bir eylem, güçlü bir direniştir. Hem kişinin kendisinden kaynaklanan isteksizliklere, hem de dışarıdan gelen engel ve zorluklara karşı direnmeyi ifade eder" dedi.

Sabrın gayesinin, beklenmedik olaylar, içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmadan, paniğe kapılmadan, tahammül göstermek olduğunu belirten Prof. Dr. Ağırman, meşru bir olay karşısında çekilen sıkıntılara karşı sabredenlere Allah'ın mükafatını hesapsız vereceğini müjdelediğini söyledi.

Prof. Dr. Ağırman, "Sabır, başarıya giden yolda karşılaşılan engellere, zorluklara, güçlüklere, imkansızlıklara, yapılmakta olan işin getirdiği külfete, nefsin isteksizliklerine karşı bir direniştir pasif bir pozisyon almak, her şeye katlanmak, mahrumiyetlere boyun eğmek değildir" dedi.

Başarıya ulaşabilmek için birçok olgunun ya da birden çok olgunun birlikte olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ağırman, "Başarının anahtarı birinci olarak duadır, daha sonra tevekkül gelir. Diğer bir şey ise sabır ve tahammüldür" diye konuştu.

- SİVAS






Reklam