Diyarbakır'daki Tarihi Camilere Yoğun İlgi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Meral Özdemir - Bir Çok Medeniyete Ev Sahipliği Yapmış Diyarbakır'daki Tarihi Camiler On Bir Ayın Sultanı Ramazanda Adeta Akına Uğruyor

Meral Özdemir - Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış Diyarbakır'daki tarihi camiler on bir ayın sultanı ramazanda adeta akına uğruyor.

Yüzyıllarca, aralarında Romalılar, Sasaniler, Artuklular ve Akkoyunlular gibi çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış, inanç zenginliğinin hoşgörüyle birbirine karıştığı, farklı inanç ve kültürlerinin aynı sokağı paylaştığı, kimi zaman bu kültürel zenginliği ile baş döndüren kadim kent Diyarbakır, bağrında barındırdığı sahabe türbeleri, camileri ve peygamber makamlarıyla da göz kamaştırıyor. Bu mekanlar arasında özellikle 27 sahabenin mezarının bulunduğu Hz. Süleyman Camisi ile İslam dünyasının '5. Harem-i Şerif'i olarak tanımlanan Ulu Cami ramazan da adeta dolup taşıyor.

Sur ilçesinde, Diyarbakır surlarının bir bölümü olan İçkale'nin altındaki kapıdan geçildiğinde, bazalt taştan yapılmış avlusu ve büyük ihtişamıyla ziyaretçileri karşılayan Hz. Süleyman Cami, çeşitli kaynaklara göre, şehit düşen 27 sahabenin kabirlerinin bulunduğu yerde yapılmış. Caminin altındaki türbeye iniş merdiveni zamanla kapanırken, onların anısına cami avlusuna Hz. Süleyman'ın sandukası yapılmış. Selçuklu tarzındaki minaresiyle, Nisanoğlu Ebu'l-Kasım tarafından 1155-1169 yılları arasında yaptırılan, Halid Bin Velid'in oğlu Hz. Süleyman ile Diyarbakır'ın İslam orduları tarafından fethi sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı yer olan Hz. Süleyman Camisi, yıl boyunca her perşembe ve cuma günleri ile ramazan süresince her gün Allah'tan rahmet dileyen gönüllerin ziyaret ettiği mekanların başında geliyor.

- AVLUSUNDA EL CEZERİ'NİN GÜNEŞ SAATİNİ TAŞIYAN ULU CAMİ-

Kenti ziyaret eden konukların mutlaka görmeden gitmedikleri tarihi değerlerden biri de İslam dünyası'nın '5. Harem-i Şerif'i olarak anlandırılan Ulu Cami.

Muhteşem yapısıyla göz kamaştıran Ulu Cami, Diyarbakır Vakıflar Müdürlüğünce restorasyona alınmasına rağmen geçmiş yıllarda olduğu gibi ramazanda da büyük ilgi görüyor. Sur ilçesinde MS. 639 yılında Roma tapınağına kurulduğu düşünülen bir kilisenin üzerine inşa edilen Ulu Cami, Roma döneminden kalan devşirme taş malzemelerin kullanımı ile Selçuklu, Artuklu, İnaloğulları ve Osmanlı dönemindeki eklemelerle pek çok dönem ve kültürün özelliklerini taşıyor. Selçuklu geleneğini yansıtan Anadolu'daki en erken ve en anıtsal yapı olarak nitelendirilen cami, planı ve mimari yapısıyla Şam'daki Emeviye Camisiyle benzerlik gösteriyor. Avlusu, avlu etrafındaki müştemilatı, maksureleri, medreseleri ve kıble yönündeki haremiyle Artuklu geleneğini devam ettiren cami, kare kesitli minaresiyle ve anıtsal yapı oluşu nedeniyle İslam aleminin '5. Harem-i Şerif'i olarak da nitelendiriliyor. Avlusunda ünlü bilgin El Cezeri'nin yaptığı güneş saati bulunan caminin restorasyonu devam ettiği için sadece bir bölümü ibadete açık.

- SAHABELER VE PEYGAMBERLER KENTİ DİYARBAKIR-

Diyarbakır Müftüsü Ali Melek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Diyarbakır'ın tarihi derinliği ve medeniyetler açısından, dokusu çok derinlere inen bir kent olduğunu, hem peygamber kabirleri açısından hem de sahabe türbeleri açısından zengin, manevi değeri yüksek olan bir il olduğunu söyledi.

Sahabe-i Kiram'dan İyaz Bin Ganm komutasındaki 8 bin kişilik orduda bin sahabenin bulunduğu ve bu ordunun fetih maksadıyla Diyarbakır'a geldiğini anlatan Melek, 'Bu askerlerden 500'ü gerçekleştirilen fetihlerden sonra Diyarbakır'ın idaresini yürütmek üzere burada kalmış. 500 kişinin sahabe olup olmadığı noktasında kesin bir şey söylememiz mümkün değil. Ama bu 500 kişinin içinde hem sahabe var hem de tabiun var. Zaten o 8 bin kişi de bin kişi sahabe ama 7 bin kişi de o sahabeyi gören tabiun dediğimiz çok seçkin bir nesil. Peygamber efendimizi görenlere biz sahabe, sahabeyi görenlere de tabiun diyoruz. Her ikisi de peygamber efendimizin hadisi şeriflerinde övgüye mazhar olan nesillerdir.' Çeşitli rivayetlerle birlikte Hz. Süleyman Camisinin Diyarbakır fethedildikten sonra ilk inşa edilen cami olduğunu anlatan Melek, 20'den fazla şehit sahabe mezarının bulunduğu bir mekan olduğunu kaydetti. İçkale'de yapılan muhaberede Halid Bin Velid'in komutasındaki 80 kişilik bir kuvvetin bu çatışmada vefat eden ve dolayısıyla oranın haziresine defnedildiğini belirten İl Müftüsü Melet, 'Caminin alt kısmında 20'den fazla Sahabe-i Kiram'ın defnedildiği Osmanlı kaynaklarında zikredilmektedir. Bunun dışında tabii ki Diyarbakır'ın farklı yerlerinde de sahabe türbelerinin olduğunu biliyoruz' dedi. Çeşitli kaynaklara göre yapılan tespitlerde isimleri belirlenen 32 sahabe mezarının Diyarbakır'da bulunduğunu vurgulayan Melek, 'Fetihler sonrası kentin yönetimini ele alan 500 kişinin varlığını dikkate aldığımızda sahabelerin sadece 32 kişi ile sınırlı olmayacağı muhakkaktır' diye konuştu.

İl Müftüsü Ali Melek, 'Dini Değerleri ile Diyarbakır' adlı kitabında, kentin inanç zenginliği ile peygamber makam ve kabirleri, sahabe türbe ve kabirleri ile diğer tarihi kutsal mekanları anlattığını dile getirerek, Osmanlı kaynaklarına göre kentte 6 peygamber kabiri ve 3 peygamber makamının bulunduğunu bildirdi. Melek, 'Nebi Elyesa (a.s), Nebi Hallak, Nebi Harun, Nebi Harut, Nebi Harun-ı Asafi'nin (a.s) kabirleri Eğil ilçemizde, Peygamberler Tepesi diye bilinen alandadır. Nebi Enuş'un (a.s) kabri ise Ergani ilçemizde. Nebi İlyas'ın (a.s) makamı sur ilçemizdedir. Hatta Nebi İlyas'ın (a.s) peygamberliğini de burada ilan ettiği konusunda rivayetler mevcuttur. Nebi Yunus'un (a.s) Fiskaya'da uzun süre kaldığı, burada inzivaya çekildiği ve o zamanki insanları dine davet ettiğini görüyoruz. Nebi Zülküf'ün (a.s) makamının da Ergani ilçesinde olduğunu ifade ederiz' dedi.

- 'DİYARBAKIR'IMIZIN BU YÖNÜ ÇOK FAZLA ÖNE ÇIKMADI'-

Diyarbakır'ın tarihsel geçmişinin göz önünde alındığında kentte peygamberlerin gelmiş olmasının da muhtemel olduğunu dile getiren Ali Melek, özetle şunları söyledi:

'Ayetlere de baktığımız zaman (Peygamber göndermediğimiz kavimlere azap edici değiliz) diyor yüce Rabbimiz. Onun için her millete peygamber gönderilmiştir. Biz Diyarbakır'a da bir çok peygamberin geldiğini bu anlamda düşünüyoruz. Manevi değeri yüksek Diyarbakır'ımızın bu yönü çok fazla öne çıkmadı maalesef. Bir çok nedenlerden dolayı bu manevi dinamikler, dini motiflerin çok fazla öne çıkamadığı ve bundan dolayı da gerek ülkemiz insanı ile ve gerekse diğer Müslümanlarla bu değerlerin buluşamadığı kanaatindeyiz. Bizde zaten il müftülüğü olarak ilimizdeki bu manevi değerlerin diğer insanlar tarafından da bilinmesini ve ilimizin her yönüyle insanlarımız tarafından görülmesini arzu ettiğimizden dolayı bir yılı aşkın bir süre ile çalışmamızı yaptık. 'Dini değerleri ile Diyarbakır' adlı kitabımızı bu anlamda hazırlardık.'

Kentin ağırlıklı sur ilçesinde, sahabe ve evliyaya ait bir çok kabir ve türbe bulunurken, bunların içinde en bilinenleri, Sultan Şüca, Şeyh Yusuf El-Hemedani, Şeyh Abdülcelil, Lala Bey, Sarı Saltuk, Zincirkıran, Mir Seyyaf, Fatih Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa, Malik-i Ejder, Mir Siyap, Mir Seyyaf, Abdurrahman, Sultan Sa'saa ve Sahad Bin Vakkas türbeleridir. Ayrıca Hz. Ömer, Nebi, Safa, Şeyh Mattar, Lala Bey, Şeyh Yusuf, Fatih Paşa, Ali Paşa, İskender Paşa, Ali Paşa, Kurt İsmail Paşa ve Behram Paşa camileri de ilgi gören mekanların başında yer almaktadır.

(MRL-ÖZ-HMD) - DİYARBAKIR

Kaynak: AA