Din Adamlarına Afet Semineri Verildi

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Afet Konusunun Herkesin Ortak Bir Sorunu Olduğunu Belirterek, "Bu Sadece Türk Kızılayı'nın Ele Alıp Çözeceği Bir Sorun Değildir, Bütün Toplumun Bu Konuda Bilinçlenmesi Gerekir" Dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, afet konusunun herkesin ortak bir sorunu olduğunu belirterek, "Bu sadece Türk Kızılayı'nın ele alıp çözeceği bir sorun değildir, bütün toplumun bu konuda bilinçlenmesi gerekir" dedi.

Türk Kızılayı tarafından yürütülen Aksaray'da bulunan İSKİ'nin Konferans Salonu'nda düzenlenen afet seminerine Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Kızılay Başkanı Tekin Küçükali, "Deprem Dede" olarak bilinen Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara ve din görevlileri katıldı. Yaptığı konuşmada dinin rahmet olduğunu ve o rahmet etrafında buluşmanın da bir mecburiyet olduğunu söyleyen Bardakoğlu, dinin sadece diyanet mensuplarına, din adamlarına, sadece caminin kubbesi altında namaz kılanlara gelmiş bir

rahmet olmadığını dile getirdi.

Dinin toplumun her kesimini kuşatan, inanan inanmayan, sırt dönen yüz dönen, elini açan açmayan herkesi kuşatan bir rahmet olduğunu belirten Bardakoğlu, "Kur'an-ı Kerim, insanlara birbirlerine kucak açma duygusunu vermeye çalışır. Tıpkı din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı olmaksızın Türk Kızılayı'nın herkesin yanına koştuğu gibi, Kur'an-ı Kerim de bize iyi günde, kötü günde, zorlukta sevinçte paylaşmayı öğretiyor. Öfkeyi gizlemeyi, insanları affetmeyi öğretiyor. Türk Kızılayı dünyanın her yerinde insanlara

yardım ediyor. Kızılay vekaletle kurban kampanyası düzenliyor ve büyük bir titizlikle yardımların yerlerine ulaşmasını sağlıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı da sadece camide din hizmetlerini sunan bir konumda olamaz. İnsanoğlunun yüreğini sızlatan o kadar büyük acılar yaşıyoruz ki, bütün bu acılar karşısında ilk kaygı duyması gereken, ilk koşması gereken, yüreğinde sızıyı duyması gereken din adamıdır" ifadelerini kullandı.

Din görevlilerinin toplumun önderi olması gerektiğinin altını çizen Bardakoğlu, "Köylerimizde, ücra noktalarda görev yapan din görevlilerimiz sadece cami içinde din hizmetinin yöneticisi değil, o bölgenin her açıdan gelişmesi, kalkınması, birleşmesi, bütünleşmesi yönüyle de toplumun önünde olsun. Ağaçlandırmanın yapılması, çevre bilincinin oluşması, doğal suların kirliliğinin önlenmesi, daha temiz, daha duyarlı bir çevrede yaşama bilincinin oluşması, kız çocuklarının okula gönderilmesi ve kız çocukların

okullaşmasına öncülük edilmesi, bunlar da bizim görevlerimizdendir. Kan bağışı, organ bağışı gibi konular da buna dahil. Bu konularda Türkiye olarak yeterli noktada değiliz" dedi.

Afetin herkesin ortak sorunu olduğunu dile getiren Bardakoğlu, bu sorunun sadece Türk Kızılayı'nın ele alıp çözeceği bir sorun olmadığını altını çizdi.

Bütün toplumun bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini söyleyen Bardakoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

"'İyi günde, kötü günde' dedik. Afet halinde biz en azından topluma önderlik etmek, toplumsal bilinci diri tutmak, toplumun moral kaynağı olmak zorundayız. Panikleyen, kaçacak köşe arayan değil, dimdik ayakta duran, topluma öncülük eden, derleyen, toparlayan, yaraları saran, yokluğu paylaşmayı öğreten, hiçbir şey paylaşamıyorsak gönlümüzdeki sevgiyi, kalbimizdeki, dilimizdeki duayı paylaşmasını öğreten din görevlilerine ihtiyacımız var. Aynı tarzda çalışan öğretmene, muhtara, yazara, devlet adamına ve

vatandaşa da ihtiyaç var. Böyle felaketlerin ancak birlikte paylaşarak aşılabilir. Bugün ülkemiz hepimizin yüreğini yakan bir hain terör, bölücü terör ile karşı karşıya. Ne yapıyoruz? Yüreklerimizi birleştiriyoruz. İmkanlarımızı birleştiriyoruz. Milletçe yek vücut oluyoruz. Birliğimizi, bütünlüğümüzü, bilincimizi, zihniyetimizi aynı potada koruyoruz. Bu ne kadar önemli bir millet olma duygusudur."

Geçtiğimiz ay Kızılay ile her türlü afette din görevlilerinin aktif bir şekilde görev alması için bir protokol imzaladıklarını hatırlatan Bardakoğlu, "Hayatın iyi ve kötü günlerinin olduğu gibi milletlerin de acı ve tatlı günleri vardır. Din görevlilerin sadece mutlu günlerde önde olan değil, acı günlerde de insanlara her türlü felaketin üstesinden gelinebileceğini anlatması gerekiyor" dedi.

(İST-RA-SN-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı