Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış Kocaeli'de:
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 'Anayasa Referandum Paketi, Türkiye'nin AB Standartlarında Bir Ülke Olması İçin Atılması Gereken Adımları İçermektedir' Dedi
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 'Anayasa referandum paketi, Türkiye'nin AB standartlarında bir ülke olması için atılması gereken adımları içermektedir' dedi.
Bağış, Kocaeli Sanayi Odası'ndaki (KSO) 'Avrupa Birliği Müzakereleri' konulu konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'nin AB sürecinin hiçbir siyasi parti, meslek grubu ya da coğrafi bölgenin değil, herkesin ortak meselesi olduğunu söyledi.
'AB sürecinde hepimizin yaşam standardı, hayata bakışı değişiyor' diyen Bağış, göreve geldiği 1,5 yıl içinde Türkiye'nin tamamını ilgilendiren sürecin, Türkiye'nin tamamının katkısına ihtiyaç duyduğunu hissettiğini söyledi.
Bu nedenle AB sürecini İstanbul, İzmir, Ankara gibi illerin beş yıldızlı otellerinin balo ve konferans salonlarında tartışılan bir konu olmaktan çıkardıklarını söyleyen Bağış, 81 ilde AB'den sorumlu vali yardımcısı görevlendirdiklerini, illerde AB yönlendirme ve koordinasyon kurulları oluşturduklarını kaydetti.
Bağış, AB'den sorumlu bakan, Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanlarının eş başkanlığını yaptığına, AB reformlarının takibini yapmakla mesul olan "Reform İlerleme Grubu"nun da artık yalnızca Ankara'da ve 6 ayda bir değil, değişik illerde 2 ayda bir toplandığına işaret etti.
Reform İlerleme Grubu'nun son toplantısını Ankara'daki bir ilçede yaptıklarına dikkati çeken Bağış, şöyle devam etti:
'Artık AB sürecini ilçeler bazında da takip edelim, Meclis'te geçirdiğimiz reform yasalarını Türkiye'nin her yerinde takip edelim istedik. Son toplantımızda önemli bir de karar aldık. Bu karar bir sonraki toplantının 17 Eylülde İstanbul'da gerçekleştirilmesidir. Bu kararın birkaç nedeni var; Birincisi 12 Eylül referandumundan hemen sonra, Türkiye'nin AB sürecindeki en önemli reform çabalarından birini değerlendirme imkanı bulacağız. Anayasa referandum paketi, içine bakarsanız aslında AB reform paketi olduğunu görürsünüz. Anayasa referandum paketi, Türkiye'nin AB standartlarında bir ülke olması için atılması gereken adımları içermektedir. AB Komisyonu onun için Anayasa değişikliği paketiyle ilgili olumlu açıklamalarda bulunuyor, onun için Avrupalı siyasiler Türkiye'nin bu paketini çok önemsediklerini belirtiyor. Bu paketin bir maddesi, AB müzakerelerinde bir fasıl açmak kadar önemlidir. Her maddesi, Türkiye'de AB standartlarında bir demokrasi olması için atılacak çok önemli adımlardır.'
Egemen Bağış, Reform İlerleme Grubu'nun bir sonraki toplantısını İstanbul'da yapacaklarını belirterek, 'Bu kararı almamızın nedeni ise 17 Eylülün Türkiye'de demokrasi, reform eksikliğinin en büyük mağduru sayılan ve bu konuda en büyük bedeli ödemiş olan rahmetli Başbakanlardan Adnan Menderes'in ölüm yıl dönümü olmasıdır' diye konuştu.
- TÜRKİYE'NİN AB SERÜVENİ-
AB sürecini 1959 yılında Adnan Menderes'in başlattığını, İsmet İnönü'nün 12 Eylül 1963'te Ankara Antlaşmasını imzaladığını, daha sonra Turgut Özal'ın Türkiye'nin adaylık statüsü kazanmasını sağladığını, Tansu Çiller'in ise Gümrük Birliği ile ilgili adımlar attığını anımsatan Bağış, müzakere tarihinin ise 1959'da ilk başvurunun yapılmasından 45 yıl sonra alınabildiğine dikkati çekti.
Egemen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Türkiye'de darbe yapıp süreci tamamen koparanların, 'Bu işin yolu Diyarbakır'dan geçer' diyerek hedef saptıranların, 'Hele nüfusumuz 70 milyonu geçsin sonra ümüklerini sıkarız' diyerek süreci uzun vadeye yayanların sürecin uzamasında büyük payı var. Zor olanı 17 Aralık 2004'te başardık. Sayın Başbakanımız Brüksel'de masaya yumruğunu vurdu, 45 yıllık beklemeye son verdi. 2005 yılı sonundan itibaren de müzakereleri başlattık, yürütüyoruz. Bugüne kadar AB ile müzakereleri başlatıp da bitiremeyen tek bir ülke yok. Zor olanı Türkiye trenini AB rayına oturtmaktı, onu da çok şükür gerçekleştirdik.'
- 12 EYLÜLDEKİ REFERANDUM-
'12 Eylül 2010'un AB sürecimizin dönüm noktası olacağını görüyoruz. Darbe anayasasıyla AB'ye üye olmaya çalışan ilk ülke biz değiliz' diyen Bağış, şöyle devam etti:
'Bu süreci İspanya, Portekiz, Yunanistan atlattı, ancak askeri anayasayla hiçbiri üye olamadı. Askeri anayasalarla, asgari demokrasi olur. Bu referandum süreci, AB sürecimizin hızlanması açısından çok çok önemli. Bazı siyasiler her ne kadar, her zamanki gelenekleri çerçevesinde bunu istismar ederek, sanki bir seçimmiş gibi gösterme çabasına girseler de o gün oylayacağımız pakete baktığımızda karar vermemiz gereken basit olgular var. Kadınlarımız, çocuklarımız, gazilerimiz ve özürlülerimizin birtakım haklarının anayasal güvence altına alınmasını istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Türkiye'de kamu çalışanlarının toplu sözleşme hakkına kavuşmasını istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Türkiye'de devletiyle sorun yaşayan herhangi bir vatandaşımızın, o sorununu giderebilmek için başvurabileceği bağımsız bir otoritenin olmasını, Kamu Denetçiliği Kurumu, Ombudsmanlığın olmasını istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Türkiye'nin daha çağdaş bir yargıya kavuşmasını, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Paketin içeriğinde bunlar var. Herhangi bir siyasi partinin kolladığı ya da kollandığı bir paket değil. Bu kuralların hepsi AB ülkelerinde var mı? Var.'
- 'BİREYİN ÖNEMİNİ ORTAYA ÇIKARTIYORUZ'-
'Kamu Denetçiliği, Ombudsmanlık' denilen fikrin ana kaynağının Osmanlı Devleti olduğunu ifade eden Bağış, şöyle konuştu:
'Bu, ülkesinde sıkıntı yaşayan ve kaçmak zorunda kalan bir İsveçli prensin sığındığı Osmanlı'dan öğrendiği bir gelenektir. İsveç prensi, başkadılık sistemiyle tanışır. Başkadı, padişahın aleyhinde bile karar verse, padişah bu karara uymak zorundaydı. İlerleyen dönemde ülkesine dönüp kral olduğunda bunu kurumsallaştırır ve adına da 'Ombudsmanlık' der. AB kurulduğu zaman bu bir AB normu olarak kabul edilir. Yani biz AB sürecinde ilerlerken bir bakıma kendi aslımıza dönüyoruz.'
AB sürecinde en çok önem verdikleri konulardan birinin, bireysel özgürlüklerin artması olduğunu vurgulayan Bağış, 'Bireyin önemini ortaya çıkartıyoruz. Bugünkü anayasamız, yüce devletten bahsediyor, ama Avrupa Birliği ise yüce olanın birey, insan, vatandaş olduğunu söylüyor. Kıtalara hükmeden, en başarılı devlet yönetimi olarak dünyanın takdir ettiği Osmanlı İmparatorluğu'nun başarısının arkasındaki asıl formül de 'İnsanı yücelt ki devlet yücelsin' olmuştu' diye konuştu.
- SONUÇTAN ÇOK SÜREÇ ÖNEMLİ-
Egemen Bağış, AB süreci içinde Türkiye'nin zengin bir ülke olduğunu, hane başına düşen gelirin son 8 yılda 9500 dolardan, 47500 dolara çıktığını, yabancı sermaye ortalamasının yıllık 1 milyar dolardan, 20 milyar doların üzerine çıktığını söyledi.
'AB sürecinde olan ülkede ne darbe, ne şeriat, ne tekelleşme, ne aşırı liberalleşme, ne de devletleşme korkusu olur' diyen Bağış, şunları kaydetti:
'Millet olarak büyük zorlukları aştık, yaşadığımız sıkıntıların farkındayız. Ülkemizin üzerinde birtakım provokatif eylemlerin olduğunun, birilerin bir şeyleri kurcaladığının hepimiz farkındayız, ama dikkat edin, Türkiye ne zaman bir atılım hamlesi başlatsa, birileri rahatsız oluyor. Türkiye'nin demokratikleşmesinden rahatsız olan içerde de dışarda da çevreler var. Ülkenin şeffaflaşmasından rahatsızlık duyanlar, devleti çetelerin yönetmesini arzulayan çevreler var. Ama bunlarla da hep birlikte mücadele edeceğiz.'
- TÜRKİYE'NİN YÖNÜ-
AB'nin bir barış projesi olduğunu söyleyen Bağış, bu barış projesinin Türkiye'nin katılımıyla tamamlanacağını, aksi durumda AB'nin, dünyanın endişe ve şüpheyle baktığı bir birliğe dönüşebileceğini kaydetti.
'Demokrasi ve İslam kültürünü bir arada yaşatmayı başarmış ender ülkelerden birisiyiz' diyen Bağış, 'Türkiye'nin yönüyle ilgili de kimsenin şüphesi, endişesi olmasın. Türk milleti son bin yıldır Batıya doğru ilerleyen bir millettir. Türkiye'nin yönünü değiştirmeye kimsenin ne niyeti var, ne de gücü yeter. Ama biz Batıya doğru ilerlerken Doğuyu da ihmal etmek zorunda değiliz. En büyük yatırımların gelebileceği, mallarımızı satabileceğimiz Körfez, Kafkas, Orta Asya ülkelerini ihmal etmemizin bize hiçbir faydası yok. Türkiye, Doğu ile Batıyı temsil eden bir noktada. Doğunun en Batılı, Batının en Doğulu ülkesidir' ifadesini kullandı.
- SORULAR-
Sanayicilerin sorularını da cevaplayan Egemen Bağış, 'Sendikalar Yasası ile ilgili düzenlemenin ne şekilde olması öngörülüyor?' sorusu üzerine şunları söyledi:
'Meclisin komisyonlarından geçmiş, genel kurulda bekleyen Sendika Yasası var. Bu yasaya iki önergeyle bir iki değişiklik yapıp AB standartlarına gelmesini sağlamamız gerekir. Bunun ardından sosyal güvenlik ve istihdam faslını açarız. Görevim süresince bu fasılla ilgili umudumu yitirmeye başlamıştım. Çünkü hem işçi, hem işveren sendikalarımız, 'O yasayı elletmem' diyor. Alan memnun, satan memnun bir ilişki kurulmuş. Bugün hem ILO hem de AB standartlarında, iş güvenliği konusunu da kapsayan bir sendika yasasına kavuşmamız gerekir.
AB üyesi ülkelerde iş yerlerinde tek bir sendika değil, çok sayıda sendika örgütlü, ancak en fazla üyesi olanın toplu iş sözleşmesi yetkisi var. AB üyesi ülkelerde 'Check-Off' sistemi yok. Çalışan maaşını tam alıyor. Arzu ediyorsa sendikaya aidatını yatırıyor. Bizde ise maaşlardan otomatikman kesildiği için ayda 40 bin TL maaş alan, kendi televizyon kanalı olan sendika başkanları, turistik tesis işleten sendikalar var. Ben de öyle bir sendikanın başkanı olsam, Türkiye'nin AB standartlarında sendika yasasına kavuşmasını istemeyebilirdim. Ama bundan memnun olan işverenlerimiz de var. Bu çarkı kırmamız lazım.'
Konuşmaların ardından, KSO Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul ile KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Bağış'a Hereke halısı hediye etti.
(TE-FTH-ŞP) - KOCAELİ

















