Demirtaş'tan MİT Yorumu

Demirtaş'tan MİT Yorumu
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Selahattin Demirtaş, MİT görevlilerinin savcı tarafından ifadeye çağrılmasını değerlendirdi.

Bdp Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu MİT görevlilerinin savcı tarafından ifadeye çağrılmasını değerlendirirken, ortada MİT -Emniyet çatışmasının söz konusu olmadığını ve bu süreçten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'n güçlü bir şekilde çıkacağını söyledi.

Demirtaş, "Fakat, bu hamle Başbakan'a karşı doğrudan diyalog yürüttüğü için Başbakan ekibine karşı yapılmış bir hamle değil. Bakın bu savcının yaptığı işlem vesilesi ile Başbakan'ın eline büyük bir tasfiye kozu geçirmiştir, Şu anda emniyet içerisinde, MİT içerisinde, hatta yargı içerisinde büyük bir tasfiye zemini fırsatı yakalamıştır Başbakan. Dolayısıyla bu çatışmadan güçlenerek çıkacak olan Başbakan'dır" dedi.

Diyarbakarı'da bulunan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aralarında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ında bulunduğu MİT görevlilerinin savcı tarafından ifadeye çağrılmasıve yaşanan tartışmaları basın mensuplarına değerlendirdi. Demirtaş, MİT Müsteşarı'nın özel yetkili savcı tarafından ifadeye çağrılması sıradan ve basit bir olay olmadığını, ama bunun devlet içi değil, AK Parti içi bir çatışma olduğunu ileri sürdü.

'KÜRT SORUNUNDA DİYALOG TEMELLİ ARAYIŞLARA KARŞI HAMLE YAPILIYOR'

BDP Genel Başkanı Demirtaş, özel yetkili savcılıkların kendilerine geceli gündüzlü soruşturma yaparken, işlemler hukuka uygun ve son derece normalmiş gibi kabul edildiğini söyledi. Demirtaş, şöyle dedi:

"Binlerce kişiyi içeri atıyor bu savcılar, milletvekillerini zorla ifadeye çağırıyorlar. Bunlar hep normal karşılanıyor. MİT Müsteşarını da çağırabilir o zaman. Bununda normal karşılanması lazım niye kıyamet kopartılıyor. Kıyamet koparılacaksa MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması üzerinden değil, bu özel yetkili mahkemelerin Türkiye'deki adalet hukuk sistemi işleyişi üzerinden kıyamet koparılması lazımdır. MİT Müsteşarı krizi çözülünce Türkiye'de yargı, sistem krizi çözülmüş mü olacak. Bu nedenle işin özüne inmek lazım.Türkiye'de bir vesayet rejimi vardır, AKP bu rejimi ele geçirmiştir. Şimdi kendi içinde bir çatışma yaşıyorlar. Fakat, bununla birlikte işin şu yönü de vardır. Kürt sorununda diyalog temelli arayışlara karşı bir hamle yapıldığı da anlaşılıyor. Fakat, bu hamle Başbakan'a karşı doğrudan diyalog yürüttüğü için Başbakan ekibine karşı yapılmış bir hamle değil. Bakın bu savcının yaptığı işlem vesilesi ile Başbakan'ın eline büyük bir tasfiye kozu geçirmiştir, Şu anda emniyet içerisinde, MİT içerisinde, hatta yargı içerisinde büyük bir tasfiye zemini fırsatı yakalamıştır Başbakan. Dolayısıyla bu çatışmadan güçlenerek çıkacak olan Başbakan'dır. Başbakan şu anda Kürt sorununda diyalog yöntemini kullanan bir politikayı izlemiyor ve desteklemiyor. Dolayısıyla bu çatışmadan güçlü çıkacak olan savaş konseptini savunun zihniyettir. Bununda bu şekilde okunması lazım. Buradan bu çatışmadan bir hayır çıkacağını ben zan etmiyorum. Kürt sorunu ile ilgili gerçekten akılcı bir düşüncenin ve akılcı bir yöntemin egemen olacağını çok sanmıyorum"

'BU SÜREÇTEN MİT VE BAŞBAKAN GÜÇLÜ ÇIKACAKTIR'

Demirtaş, yaşananların bir Emniyet-MİT çatışması olmadığını, MİT ve emniyetin içinde de AK Parti'nin, cemaatin kadroları olduğunu birde iki tarafta olmayan eski kadrolar olduğunu ileri sürdü. Demirtaş,

"Fakat, dediğim gibi sonuçta sistem yanlış işlediği için o yanlış işleyişten kaynaklı bütün boşlukları kendi içindeki gruplar birbirleri aleyhine kullanıyorlar.Yoksa bir MİT-Emniyet çatışması ve kurumlar arası bir çatışma olarak değerlendirmek doğru değil diye düşünüyorum. Kendi içlerinde farklı gruplaşmalar, farklı hizipleşmeler söz konusu. Meseleye MİT-Emniyet çatışması olarak baktığınızda emniyet sanki AKP' ye bağlı değilmiş gibi MİT, AKP'ye bağlıymış gibi anlaşılır. Bu doğru değil. Hepsi AKP'ye bağlı, hepsi AKP'nin kontrolündedir. Kendi içlerindeki grup çatışmaları, iktidar yarışı, iktidar savaşıdır" dedi.

Demirtaş, sürecin MİT Müsteşarı'na karşı işlem yapanların tasfiyesi ile sonuçlanacağını ve bu süreçten Başbakan ve MİT ekibinin güçlü çıkacağını ileri sürüp, şöyle dedi:

"Bunun tabi ki savcı tarafından bilinçli, bilerek yapılıp yapılmadığını araştırmak lazım. Savcı çok iyi biliyor ki MİT Müsteşarını ifadeye çağırmak sıradan bir olay değil. İfadeye çağırıp tutuklayarak içeriye atamazlar, bunu da biliyorlar. Arkasında hem Başbakan var, dolayısıyla çok önemli bir kurumun müsteşarından söz ediyoruz. Biz il milli eğitim müdüründen söz etmiyoruz. Ortadoğu'nun bu kadar karışık olduğu bir dönemde Türkiye'nin istihbarattan sorumlu bir numaralı adamını siz ifadeye çağırıyorsanız bunun tetikleme bazı olaylara da yol açacağını önceden tahmin etmeniz lazım. Buda bilinçli de mi yapıldı bunu da bakmak lazım. Hükümetin bir tasfiye operasyonu yapmasına zemin mi hazırlandı, bu fırsat mı sunuldu diye bakmak lazım. Biliyorsunuz aynı gün İstanbul Emniyeti'nde bazı operasyonlar başladı. Bu bürokratik değişiklikler, MİT'in içinde de yapılacaktır mutlaka. Ama emniyetin ve MİT'in içinde artık AKP kadrolaşması çok daha güçlü bir şekilde yaşanacaktır. Başbakan ekibini çok daha güçlendirecektir bu süreçten sonra. Bu süreçten kesinlikle AKP'nin merkezi ve kesinlikle Başbakan güçlü çıkacaktır. Dolayısıyla vesayet rejimi Başbakan'ın kontrolüne geçmiş olacaktır"

'KCK SORUŞTURMASINA BAKANLAR VE BAŞBAKAN'DA DAHİL OLABİLİR'

Demirtaş, KCK soruşturmasına Büşra Ersanlı, Fırat Anlı, Hatip Dicle, Ragıp Zarakoğlu dahil olabiliyorsa MİT Müsteşarı ve Başbakan'da dahil olabileceğini iddia etti. Demirtaş, şunları söyledi:

"Yani bunda bir tuhaflık yok. Kanun böyle. Savcının eline verdiğiniz kendi çıkardığınız yasa böyle. Savcıya verdiğiniz talimat böyle. Polisleriniz aracılığı ile hazırladığınız dosyalarınız böyle. Ben daha öncede söyledim. Savcılar biraz insaflı vicdanlı olsa madem dinleme kaydıyla arkadaşlarımızı tutukluyorlar bu işin altında bakanlarda çıkar Başbakan'da çıkar tabiki. Çünkü ortada yasadışı bir iş yapılmadı. Orada da son derece meşru bir çalışma var. Şimdi bugün meselenin bu noktaya gelmesinin en önemli nedeni Başbakan'ın Kürt sorununda diyalog sürecinin arkasında çok açık bir siyasal irade koymamasıdır. Yani bunu halen 'Devlet yürütüyor, hükümet ile alakası yok, bizimle alakası yok' diye topu taca atan ve hedef saptıran bir anlayışla Başbakan yürütmeye çalıştı. Oysa hem Oslo hem İmralı görüşmelerinde Başbakan'ın çıkıp açık açık 'bu bir hükümet politikasıdır, bu bir siyasi irade ve tercihtir' demiş olsaydı bugün bu noktalara gelinmeyebilirdi. ve bugün Kürt sorununda çok daha fazla mesafe kaydedilmiş olurdu. Bana göre şu noktada yapılması gereken vesayet sistemi çökertilmek ve dağıtılmak isteniyorsa özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için bir fırsattı. Tümüyle kaldırılmalıdır. Hükümet çıkıp açık açık Oslo görüşmelerini İmralı görüşmelerini sahiplenmelidir. Ortada bir suç yoktur. Tam tersine geçmiş dönemde diyalog yürütmeyen PKK ile Öcalan ile diyalog yürütmeyen varsa onlar suç işlemiştir"

'ULUDERE'Yİ AÇIKLA SONRA ERGENEKON VE BDP'Yİ BİRARADA TUT'

Diyarbakır'da yapılan kazılarda ortaya çıkan kemikler ve Başbakan'ın valiler toplantısında BDP ile ilgili sözlerinede değerlendiren Demirtaş, şöyle dedi:

"Çıkan kemikler kriminal incelemede aslında birkaç gün içinde ortaya çıkarılacak sonuçlardır. Adalet Bakanı talimat verip işi hızlandırabilir. En azından kemiklerin ne kadar önceye ait oldukları rahat bir şekilde tespit edilebilir. Bunun ötesinde Silopi'de kimsesizler mezarlığı vardır. Orada yüzlerce sahipsiz mezar var. Faili meçhullerin gömüldüğü mezar vardır. Şimdi biz faillerinin peşine düştüğünü söylüyoruz diyen bir hükümet defalarca yaptığımız çağrıya ses vermedi. Ama burada restorasyon çalışması sonucu ortaya çıkan kemikleri sanki failli meçhullerle mücadele gibi sunmaya çalışıyor. Bunu da kendine yontmaya çalışıyor. Madem bu konuda duyarlısın kazı dışında diğer işlemleri de yaptır, adli tıp sürecini hızlandır. Bu kemikler ne zamana ait failler kimdir hızlı bir soruşturma yaptır, bunu yap, bunu yapmıyor. Ne yapıyor. Valiler toplantısında BDP'yi şikayet ediyor, tehdit ediyor, valilere hedef gösteriyor. Valiler senin siyasi parti il başkanlarımı sen valilere bir siyasi partiyi hedef gösteremezsin. Sen orada Başbakan sıfatı ile konuşuyorsun. AKP'nin genel başkanı sıfatı ile konuşamazsın. Suç işliyorsun. Valilerde hepsi alkışlıyor. İl başkanı gibi. Böyle bir zihniyeti ve anlayış olabilir mi. Bütün bu faile meçhuller yargısız infazlar, köy yakılmaları tamamı devletin suçudur. AKP'de bu suçun devamını yürütüyor. Kendisi döneminde de yüzlerce faile meçhul cinayet vardır. Dosyaları kendisine göndermemize rağmen dosyaları almayı bile kabul etmedi. İşi gücü mikrofonu ele aldıkça efendim BDP'yi tehdit ederek, hakaret ederek, BDP'yi hedef göstererek konuyu çarpıtmak çalışmaktır. Daha 34 kişinin kanı kurumadı. Uludere'deki soruşturma ile ilgili ne yaptın. Çık bunu bir açıkla da ondan sonra Ergenekon ile BDP'yi bir arada tut. Ergenekon zihniyeti neyse AKP genel başkanı zihniyeti odur"

Kaynak: Demirören Haber Ajansı