Haber Tarihi: 28 Eylül 2010 Salı Saat 11:53
Anadolu Ajansı  [2256322]

Dava 3 Yıl Sürdü Ama Anıları 63 Yıldır Hala Canlı


Murat Asil - Türk Siyasi Tarihine Damgasını Vuran 'Türkçülük Davası'nın Hayatta Kalan Son Tanığı Olan 88 Yaşındaki Fehiman Tokluoğlu (altan), İlerleyen Yaşına Rağmen Verdiği Konferanslarda O Dönem Yaşadıklarını Anlatıyor

Murat Asil - Türk siyasi tarihine damgasını vuran 'Türkçülük Davası'nın hayatta kalan son tanığı olan 88 yaşındaki Fehiman Tokluoğlu (Altan), ilerleyen yaşına rağmen verdiği konferanslarda o dönem yaşadıklarını anlatıyor.

Fehiman Tokluoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk milliyetçiliği fikrinden, lise son sınıfta öğrencisi olduğu Hüseyin Nihal Atsız'ın ve Reha Oğuz Türkkan'ın çıkardığı dergileri okuyarak etkilendiğini belirtti.

Tek parti döneminde rejimle bir sorunları olmadıkları halde muhalefet eksikliğini hissettiklerini kaydeden Tokluoğlu, Türkçülükle tanışma öyküsünü şöyle anlattı:

'1939'da lise son sınıftaydım. Aslında devletin eğitim politikası milliyetçi bir tarih tezine dayalıydı ama muhalefetin eksikliğini hep hissederdik. Bütün gazeteler orkestra gibiydi. İlk muhalif yazılar Nihal Atsız tarafından yazıldı. 1939'da Reha Oğuz Türkkan'ın Gökbörü Dergisi Kayseri'ye gelmeye başladığında, o yazılarda içimizde olan ışığı Bulduk ve ona dört elle sarıldık. Ziya Gökalp'in 'Türçülüğün Esasları' adlı kitabı bizim için de önemli bir kaynak oldu. Böylelikle Türkçülük fikri bende oluşmaya başladı. Daha sonra İstanbul'da Reha Oğuz Türkkan'ın arkadaşları Cihat Fer ve Muzzafer Eriş ile samimi olduk ve yargılanma sürecinde de dost olduk.'

3 Mayıs 1944'te Ankara'daki bir yürüyüş sonrası çıkan olaylarda gözaltına alınanlardan 23'ünün 'Türkçülük Davası'nda yargılandığını hatırlatan Tokluoğlu, bu davanın 2. Dünya Savaşı şartlarında Sovyet baskısını üzerinde hisseden yönetimin, 'hem muhalif bir sesin ortaya çıkmasından, hem de Sovyetler Birliği'nin tepkisini üzerlerine çekmekten korktuğu için zoraki icat edilmiş bir dava' olduğunu ileri sürdü.

Tokluoğlu, dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu'nun Meclis'te 'Biz Türküz, Türkçüyüz ve Türkçü kalacığız' sözleri üzerine Nihal Atsız'ın 'Başvekil Saraçoğlu Şükrü'ye Açık Mektup' isimli 2 makale yayımladığını, bu mektupların 3 Mayıs sürecinin başlangıcı olduğunu ifade ederek, 'Atsız dava için Ankara'ya geldi. Ankara'ya gelince buradaki milliyetçi gençler ve onların öncüleri Said Bilgiç, Cabbar Şener gibi isimler Atsız'a destek vermek için gösteri düzenledi. Olayı haber alan Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün talimatı üzerine polis, en uzun boylulardan başlayıp tutabildiklerini alıp emniyete götürdüler ve 3 Mayıs tutuklamaları böylelikle başlamış oldu' diye konuştu.

İsmet İnönü'nün dava sürecinde yargıyı yönlendirmeye çalıştığını iddia eden Tokluoğlu, olayların planlayıcısı olduğu gerekçesiyle Nihal Atsız ve irtibatta olduğu çevresindeki kişilerin de tutuklandığını kaydetti.

- 'MATEMATİK FORMÜLLERİNİ ŞİFRE SANDILAR'-

Polisin, Atsız'ın mektuplarında ismi geçenleri tespit ettiğini ve Alparslan Türkeş'in Adsız'a yazdığı mektupların da ele geçirildiğini ifade eden Tokluoğlu, şunları söyledi:

'5 Mayıs'ta bizim okula gelen polisler, tamamı matematik formülleriyle dolu kitapları bile topladılar. Matematik formüllerini şifre sandılar. Mayıs ortasında bir çok tutuklanma gerçekleştirildi. Bizi Sirkeci'de bulunan o zamanki Emniyet Müdürlüğü binasında topladılar. Okul idaresi bizi okuldan atmama kararı almıştı. Kararın ardından okulda bize verilen 3 öğün yemeğimizi okulun hademesi sefertası ile tramvayla bize getiriyordu. Yani okulumuz bize çok sahip çıktı. Davalarımız Tophane'de bulunan 1 numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinde görülüyordu. Sonra bizi Tophane'de bulunan askeri cezaevine koydular. Biz tüm tutuklular orada bir araya gelmiş olduk. Hasan Ferid Cansever, Fethi Tevetoğlu, Üstteğmen Alparslan Türkeş, Nurullah Balaban, Zeki Sofuoğlu gibi isimler de oradaydı. Bize hep sordular (Türkçülük nedir? Türk milliyetçiliği nedir? Neden Türk milliyetçisi oldunuz?) diye. Ben Kayseri'nin Tavlusun köyünde doğdum ve büyüdüm. 250 hanesi Müslüman olan ve 100'ün üzerinde şehit veren bir köyde, bu hanelerden Yükselen ağıt sesleri içinde büyüdüm. Bunları yaşayan birine (neden milliyetçisin?) diye sorulamaz. Başka ihtimal yoktu da ondan.'

Reha Oğuz Türkkan'ın kurduğu gizli bir örgüte üye olmak ve örgüt yemini etmekle suçlandıklarını anlatan Tokluoğlu, kendilerine 'komik' iddialar yöneltildiğini savundu.

Tokluoğlu, Nihal Atsız'ın yazdıklarından dolayı yargılandığı için inkara kaçmadığını belirterek, 'Atsız, mahkemede (Evet Türkçüyüm, Turancıyım, bununla da iftihar ediyorum) dedi. O dönemler siyasetçi olmayan ve üsteğmen rütbesinde bulunan Alparslan Türkeş ve Fethi Tevetoğlu gibi askerler ise Atsız'ın yazılarını okudukları ve bu yolla orduya siyaset soktukları gerekçesiyle yargılandılar. Sonuçta, bu davadan 9 ay hapis yattım. Sovyetler Birliği'nin karşısına Almanlar'ın çıkması ve Sovyet baskısının Türkiye üzerinden azalması sonucu bu davada son buldu. Çünkü, davanın gerçek sebebi ortadan kalktı' diye konuştu.

- DAVANIN BAŞLANGICI-

Nihal Atsız ve Sabahattin Ali arasında devam eden 'hakaret davasının' 2. duruşması sonrası davayı takip eden gençler, Ankara'da Ulus Meydanı'nda yürüş yapmış, olaylara müdahale eden güvenlik güçleri 165 kişiyi gözaltına almıştı. Gözaltılar ile başlayan 1944 olayları tarihe 'Türkçülük Davası' olarak geçmişti.

Dönemin hükümetinin baskısıyla devam ettiği iddia edilen yargılama sürecinde, tutuklu bulunanların maruz kaldığı işkenceler daha sonra ki dönemlerde o günleri yaşayanların anlattıkları ile ortaya çıkmıştı.

Yaklaşık 3 yıl süren davada ise 'Zeki Velidi Togan, Hasan Ferit Cansever, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Orhan Şaik Gökyay, Reha Oğuz Türkkan, Hüseyin Namık Orkun, Sait Bilgiç, M. Zeki Özgür (Sofuoğlu), İsmet Tümtürk, Hikmet Tanyu, Hamza Sadi Özbek, Muzaffer Eriş, Cebbar Şenel, Nurullah Barıman, Cihat Savaşfer, Fazıl Hisarcıklı, Yusuf Kadıgil, Fehiman Altan (Tokluoğlu), Cemal Oğuz Öcal, Saim Bayrak' yargılanmıştı.

(MAS-ORC-İÇR-HMD) - KAYSERİ

7/10 (2 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12