Cumhurbaşkanı Gül: Hollande'a 'Ne Derdiniz Var' Dedim (3)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Cumhurbaşkanı GÜL.NATO Zirvesi için ABD'nin Chicago kentinde bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Küresel İşler Konseyi adlı düşünce kuruluşunda konuşma bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı GÜL: HOLLANDE'A 'NE DERDİNİZ VAR' DEDİM (3)

CUMHURBAŞKANI GÜL, 'TÜRKİYE'NİN EKONOMİK VE DIŞ POLİTİKA ÖNCELİKLERİ' KONULU KONUŞMA YAPTI

NATO Zirvesi için ABD'nin Chicago kentinde bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Küresel İşler Konseyi adlı düşünce kuruluşunda konuşma bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Gül, ' Türkiye'nin Ekonomik ve Dış Politika Öncelikleri' başlıklı konuşmasında, Türkiye'nin etrafındaki birçok ülke için başarı örneği oluşturduğunu ve diğer ülkelerin de aynı yönde çalışmalar yapması için onlara esin kaynağı olduğunu söyledi.

Avrupa'yı saran ekonomik krize rağmen Türkiye'nin, Çin'in hemen ardından, dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi olarak ön plana çıktığını ve doğal olarak da bu durumun, birçok kişinin, Türkiye'nin ekonomi politikası ve önceliklerine ilgi duymasına yol açtığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, dış politika alanında da Türkiye'nin gözle görülür bir rol oynamadığı neredeyse hiçbir küresel konunun kalmadığına değindi. Cumhurbaşkanı Gül, "Hakikaten, Irak'tan Suriye ve Afganistan'a, Somali ve İran'dan Arap Baharı'na ve sürdürülebilir kalkınmadan, medeniyetlerarası diyaloğa kadar Türkiye, uluslararası toplumlara bir artı değer kazandırmaktadır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sözlerine şöyle devam etti: "Onları haklı çıkarırcasına, çok uzak değil on yıl öncesine kadar gerçekten de siyasi istikrarsızlık ve ekonomik kriz konusunda endişe duymaktaydık. O zamanlardan bu zamana ne değişti de bu kadar kısa bir sürede Türkiye günümüzün bölgesel bir güç merkezi haline geldi? Öncelikle, Amerika'da denildiği gibi, siyaset yereldir. Bu nedenle ilgi odağı olmamıza neden olan bu yolculuğumuz aslında Türkiye içerisinde başladı. 2002'de siyasi istikrar yolunda büyük bir adım attık ve o zamandan beri bu istikrar devam etmektedir. Ama siyasi istikrarla aynı zamanda daha güçlü bir Türkiye vizyonu oluştu ve bu vizyonun hayata geçirilmesi adına kesin bir yükümlülüğümüz olduğunu hissettik. Biz ilk olarak kendimize inandık ve geniş bir coğrafyada potansiyelimizin bir iyiliğin güçlü simgesi olacağını düşündük." Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu doğrultuda, demokratik ve ekonomik gelişimlerinin önünde engel teşkil edebilecek sorunları ortadan kaldırmak için cesur reformları hayata geçirdiklerini, öncelikle yasal standartları güncellediklerini söyledi. Sonrasında, istikrarlı büyümenin yolunu açan ekonomik alanda yapısal reformlar gerçekleştirdiklerini ve ilerleyen günlerde karşılaşma ihtimalleri olan krizlerle başa çıkabilmek için gerekli güvenlik duvarını sağladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Gül, ayrıca güvenlik uğruna yıllarca feda edilen toplumdaki özgürlüklerin kapsamını genişlettiklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Gül, "Diğer bir deyişle, güvenlik ve özgürlükler arasındaki dengeyi, özgürlük lehine olacak şekilde yeniden düzenledik. Bunu yaparken de gücümüzü insanlarımızdan ve onların daha iyi işleyen bir demokrasiye olan taleplerinden aldık. AB üyeliği perspektifinden de büyük fayda sağladık" diye konuştu.

"Biz, işbirliği ve karşılıklı diyalog yoluyla bu bölgenin çatışma bölgesinden çıkarak, ortak barış ve refah bölgesi olabileceğine inanmaktayız ve bunun sonucunda bölgede bulunan tüm uluslara bir 'barış payı' sunmayı hedefliyoruz" diyen Gül, şunları söyledi: "Böyle bir politika izlememizi, elbette ülkemizin büyüyen ekonomisi ve ilerleyen demokrasimiz kolaylaştırdı. Diğer bir deyişle, ekonomik ve politik açıdan kendi ulusumuzda ne kadar güçlendiysek, dış politikamızda da o denli aktif hale geldik ve kendimize olan güvenimiz arttı. Bu bağlamda kendi bölgemiz ve ötesindeki ülkelere ulaşmayı başardık. Daha uzaktaki komşu ülkelerle tesis ettiğimiz diyalog yoluyla, siyasi uzlaşma alanlarımızı genişletmeye çalıştık. Ekonomik dayanışmayı zenginleştirdik ve kültürel ve sosyal anlayıştan oluşan köprüler inşa ettik. Bu kadar iddialı bir politikayla ilgili kesin yargılara varmak için tabii ki on yıl kısa bir süredir. Ama şimdiden hatırı sayılır ölçüde yol katettiğimizi görebiliyoruz. Sadece komşularımızla bile, son on yıl içerisinde ticari hacmimizi dörde katlamış durumdayız. Birçok olayda, ülke olarak barışı sağlamak ve uzlaşma sağlamak açısından etkili bir rol oynadık. Örneğin Afganistan ve Pakistan arasında işbirliği oluşturmak adına ortak bir platform oluşturma çabalarımız veya Bosna-Hersek ve Sırbistan arasında işbirliği sağlama doğrultusunda gösterdiğimiz gayretler şimdiden meyvelerini vermeye başlamıştır."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İran'daki nükleer sorunla ilgili olarak, "Bu soruna askeri bir çözüm bulunması imkansızdır. Bu tür bir hareket, eldeki sorunun daha da büyümesine yol açar ama aynı zamanda bölgemizde ve ötesinde yeni çatışma alanlarının oluşmasına neden olur" dedi.

Konuşmasında Arap Baharı'na değinen Gül, başından beri, Türkiye'nin bu tarihi değişimin en büyük destekçisi olduğunu söyleyerek, "Neden? Çünkü demokrasiye doğru atılan her adım bu ülkelerin hem kendi vatandaşlarının meşru beklentilerini karşılamak hem de uluslararası topluluklara göre bu ülkelerin daha güvenilir birer ortak olabilmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Suriye Ulusal Konseyi tarafından temsil edilen muhaliflerle sürekli temaslarını sürdürdüklerini ve onları, ülkelerindeki tüm vatandaşları kapsayan, insanların haklarını tamamıyla temin eden yeni bir Suriye için, yeni bir vizyon oluşturmaları doğrultusunda teşvik etmeye çalıştıklarını belirterek, "Fakat şunu söylemem gerekir ki uluslararası toplum bir bütün olarak var olan krize etkili bir tepki göstermemiştir" dedi.

Altı maddelik Annan Planı'nın, tüm yönleriyle acilen uygulanmaya başlanması halinde Suriye'de düzenli bir geçiş elde etmek için hala son şans olabileceğini söyleyen Gül, "Bu nedenle, şimdi Suriyeli insanlarla dayanışma zamanıdır ve gecikmeksizin bu yönde gerekli adımların atılması gerekir" diye konuştu.

NATO zirvesinin kilit maddelerinden biri olan füze savunma sisteminden de söz eden Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin NATO'ya bağlılığının bir ölçütü olarak geçen yıla kadar ateşli tartışmaların en önemli gündem konusunun bu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Bize göre NATO'ya olan sadakatimiz ve müttefiklerimizle olan dayanışmamız hiçbir zaman sorgulanabilir bir konu olmamıştır. İttifakın, üyelerinin güvenliği ve kolektif savunması konusunda oynadığı rolü takdir etmekteyiz. ve NATO'nun faaliyet ve programlarına katkıda bulunmak için elimizden gelen her türlü görevi yerine getirmek konusunda kararlıyız" diye konuştu.

Lizbon'daki son zirvede karar verilen NATO'nun füze savunma sistemiyle ilgili Türkiye'de radar sistemine ev sahipliği yapmayı kabul ettiklerini belirten Gül, "Bunun, güncel uluslararası güvenlik ortamında haklı bir adım olduğunu düşünüyor ve bu kararı birliğin hayati önem taşıyan kolektif bir yetkinliği olarak görüyoruz. Bu kararın hiçbir ülkeye karşı agresif veya saldırgan bir hareket içerdiğini düşünmüyoruz. Hatta tam aksine, bu kararı, İttifak üyelerinin insanlarını ve bölgelerini korumak amacıyla tasarlanmış bir savunma projesi olarak görüyoruz" diye konuştu.

Konuşmasında Türkiye'nin AB sürecine de değinen Cumhurbaşkanı Gül, AB üyeliği için teşebbüsleri devam ettirme yönünde kararlı olduklarını belirterek şunları söyledi: "Şu anda sahip olduğumuz gelişme düzeyinden dolayı Türkiye'nin hala AB üyeliğine ihtiyacı olup olmadığını birçok insan bana soruyor. Ama burada soru, Türkiye ve AB'nin birbirlerine ihtiyaç duyup duymadıkları değildir. Türkiye de, AB de kendi kendilerine yetebilir. Burada esas mesele, her ikisinin kendileri için, komşuları için ve başka ülkeler için birlikte neler yapabilecekleridir. Bu bakımdan Türkiye'nin AB üyeliğinin resmi bağlamından öteye geçen bir etki yaratacağına inanmaktayız. Bu durum, bu ilişkiyi yakından takip eden değerler ve bu değerlerin evrenselliğiyle ilgili sorulara cevap arayan birçok ülke için esin kaynağı olacaktır."

Kaynak: Demirören Haber Ajansı