Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AB ülkeleri başta olmak üzere bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de bazı siyasi ve hukuki tartışmalar, mücadeleler yaşanabildiğini, bu tartışmaların yine birçok ülkede olduğu gibi zaman zaman sertleşebildiğini veya keskinleşebildiğini, bütün bunların demokrasinin doğasında mevcut olduğunu kaydetti.
Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) 24. toplantısının açılışında yaptığı konuşmada Gül, Türk Ceza Kanunu ve Medeni Kanun'da yapılan değişikliklerle AB müktesebatına uyum doğrultusunda yapılan düzenlemelerle hayatı şekillendiren demokratik standartlara yaklaşıldığını vurguladı. Bunlardan sadece birkaçının bile yaşanan dönüşümün boyutlarını gösterdiğini ifade eden Gül, idam cezasının savaşta veya barışta kaldırıldığını, işkence ve kötü muamele iddialarına mesnet olan durumlarının ortadan kaldırıldığını, kadın hakları ve kadının eşit statüsünün anayasal güvenceye ve uluslararası standartlara en kuvvetli biçimde bağlandığını, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün alanının daha da genişletildiğini söyledi.
AB müktesebatı ile uyum çalışmalarının da etkisiyle artık birçok alanında somut ilerlemeler yaşandığını ifade eden Gül, üretilen malların, verilen hizmetlerin kalitesinin yükseldiğini, çok sesli, bilgilendirici, dinamik, dünyaya açık bir medya ve sivil toplumun hayatı artan biçimde etkilediğini kaydetti.
-TÜRKİYE'DE KÜLTÜREL CANLANMA VE ÇEŞİTLENME YAŞANIYOR-
Cumhurbaşkanı Gül, kültürel hayatta belirgin bir canlanma ve çeşitlenme yaşandığına işaret ederek, "Bilgi toplumu olma yönünde hızlı bir gelişme vardır. TBMM'deki kadın milletvekili sayısı en yüksek düzeye ulaşmıştır. Tüketici hakları, çevre koruma, aile içi şiddete karşı mücadele gibi çok çeşitli konularda artan bir bilinçlenme görülmektedir. Saydamlıktan ve iyi yönetimden yana yolsuzluklara karşı kolektif bir duyarlılık gelişmekte ve hayata geçmektedir. Tüm bu saydıklarım AB değer ve standartlarının hayata geçmekte olan sadece birkaç örneğidir. Aynı zamanda bu örnekler Türkiye'nin hangi istikamete doğru geliştiğinin en iyi kanıtıdır" diye konuştu.
-TÜRKİYE'NİN BAŞARISI BÖLGEL BARIŞ, İSTİKRAR VE REFAHA OLUMLU ETKİ-
Türkiye'nin AB ile entegrasyon sürecinde gösterdiği performansın, gelişmeleri objektif bir bakışla izleyen dünya kamuoyunun dikkatinden kaçmadığını söyleyen Gül, başta Avrupa ve Orta Doğu olmak üzere dünya kamuoyunda bu ilişkinin sadece AB ve Türkiye için değil, bölge ve dünya için bir anlam taşıdığının görüldüğünü kaydetti. Gül, "Gerçekten de Türkiye-AB entegrasyonu nihayette başarılı olursa, bunun bölgesel barış, istikrar ve refah üzerinde çok yönlü ve olumlu etkileri olacaktır" dedi.
-TARTIŞMALAR DEMOKRASİNİN DOĞASINDA VAR-
AB ülkeleri başta olmak üzere bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de bazı siyasi ve hukuki tartışmalar, mücadeleler yaşanabildiğini aktaran Gül, bu tartışmaların yine birçok ülkede olduğu gibi zaman zaman sertleşebildiğini veya keskinleşebildiğini, bütün bunların demokrasinin doğasında mevcut olduğunu kaydetti. Gül, demokrasilerin ancak bu tür tartışmaların ortak akılla sonuçlandırılması suretiyle güçlenebildiğini vurguladı.
-DUYARLILIK ÇAĞRISI-
Türkiye'de de bu tür tartışmaların, ileri özgürlük koşullarında çok sesli ve çoğulcu bir ortamda gerçekleştirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Herkes demokrasinin ilkelerinin ve kurumlarının zedelenmemesi konusunda duyarlı olmalıdır. Böyle bir ortamın tartışmaların en akılcı biçimde toplumun çıkarına sonuç vermesine imkan tanıyacağına inanıyorum. Dünya demokrasilerinin, Avrupa demokrasilerinin tecrübesi de esasen bu yönde olmuştur" dedi.
-REFORM SÜRECİNE UZUN VADELİ VİZYONLA EĞİLMELİ-
Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince karşıladığının tespit edilmesi üzerine, tam üyelik müzakerelerine başlandığını vurgulayarak, şimdi Türkiye'nin önceliğinin, kriterlerin uygulanmasını pekiştirmek ve müzakere fasıllarının gerektirdiği diğer alanlardaki hususları gerçekleştirmek olması gerektiğini söyledi. "Yani daha yapacak epeyce işlerimiz vardır" diyen Gül, "Esasen söz konusu reformlar, AB ile müzakere sürecimizin unsurları olmasaydı da, Türkiye'nin ve Türk halkının çıkarlarına olduğuna inandığımız için bu reformları güçlü bir şekilde desteklememiz gerekmektedir" diye konuştu. Bu reformların Türkiye'nin iç bünyesini, uyum ve istikrarını daha da güçlendireceğini, böylece ulusal çıkarların lehine olacağına dikkat çeken Gül, reform sürecine konjonktürel veya güncel gelişmeler açısından değil, uzun vadeli bir vizyon içinde eğilmek gerektiğini ifade etti.
-KOMPLEKSE KAPILMAYA GEREK YOK-
Gül, reform sürecinde koşar adımlarla gidilmesi gerektiğini dile getirirken, "Bu konuda komplekse kapılmaya da hiç gerek olmadığı kanaatindeyim. Doğal olan neyse bunu yapmaktan hiç çekinmemek gerekir. Türk toplumu, geçmişinde en başarılı inkılap ve dönüşümleri başarmıştır. Türk toplumu bu defa da yeni bir çağdaşlaşma aşamasına ulaşacak öz güven ve yeteneğe sahiptir. İşte bu anlayışla, millet olarak reform sürecinde, ara vermeksizin koşar adımlarla gitmemizi tavsiye ediyorum" dedi.
Bunu, Türkiye'yi bugün içinde bulunduğu tartışmalı ortamdan da daha güçlü şekilde çıkaracağını, ayrıca toplumun bazı kesimlerinin var olan kaygılarını da gidereceğine inandığım için gerçekten tavsiye ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, "Reform sürecine konjonktürel veya çeşitli bahanelerle değil, çok güçlü, uzun vadeli Türkiye'yi daha güçlü kılacağı, Türkiye'yi bu bölgede çok daha güçlü kılacağı, Türkiye'yi bu bölgenin en cazip ülkesi haline getireceğine inandığım için söylüyorum bunları" diye konuştu.
Gül, bu açıdan sivil toplum örgütlerinin gerek AB sürecinde, gerekse Türkiye'nin diğer konularında etkinliğinin çok önemli olduğuna inandığını, KİK toplantısının ve bundan sonraki toplantıların Türkiye'nin AB'ye katılım sürecini giderek güçlendireceğine ve Türkiye ile AB'yi gerçek anlamda birbirine daha da yaklaştıracağına inandığını söyledi. (ANKA)
(EYL/ZG)