CHP Lideri Baykal: "Anayasa Değişikliği Pazarlık Konusu Yapılamaz"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa Değişikliğinin Pazarlık Konusu Yapılamayacağını Söyledi. Tehdit ve Şantaj Yoluyla Kimsenin Yargıyı Etkilememesi Gerektiğini Belirten Deniz Baykal, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in de Gelinen Noktada Görevine Devam Edemeyeceğini Söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Anayasa değişikliğinin pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Tehdit ve şantaj yoluyla kimsenin yargıyı etkilememesi gerektiğini belirten Deniz Baykal, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in de gelinen noktada görevine devam edemeyeceğini söyledi.

Deniz Baykal, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu. AKP'nin yaptığı yanlışların yavaş yavaş toplumda anlaşılmaya başladığını söyleyen Baykal, "Giderek daha çok tespit edilmeye başlandığını, bu yanlışların ne olduğu konusunda giderek artan bir anlayışın şekillendiğini görüyorum" dedi.

AKP'nin kendi içinde Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlışlık yapıldığı yönünde değerlendirmeler yapıldığını ifade eden Baykal, Cumhurbaşkanlığının bir partinin "egemenlik alanı, bir güç göstergesinin alanı" olmadığını belirtti. Baykal şunları söyledi:

"Bütün bunları biz size söyledik. Size biz tuzak kurmadık. Doğruyu yanlışı, sizin içinde doğruyu, Türkiye için doğruyu biz iyi niyetle söyledik. Ama sürüklendiniz. Yanlışa sürüklendiniz. Sizi birileri yanlışa teşvik ediyor olabilir. Ama siz doğruyu yanlışı kendiniz göreceksiniz. Bugün Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı makamının sergilenmesi gereken, kucaklayıcı tavır, inandırıcı saygın çaba görülmemektedir."

Baykal, yapılan Anayasa değişikliğinin yanlış olduğuna ilişkin yapılan değerlendirmeleri de hatırlattı. Baykal şöyle konuştu:

"Birileri size "hadi biz hazırız, destek veriyoruz, arkandayız' dedi diye, ne kalkışıyorsunuz. Yanlış kardeşim. Ne oynuyorsunuz Türkiye'nin dengesiyle. Gaziantep'te senin bakanına çıkıyor senin bir hemşehrin, "Ne uğraşıyor bu AKP, bu devletin Cumhuriyetin düzeniyle, niye uğraşıyorsunuz' diye bakandan hesap soruyor."

Başbakan Erdoğan'ın, kapatma davasını etkileyecek anayasa değişikliği konusunda geri adım atmaya başladığını ifade eden Deniz Baykal, "Bu konuda hafif bir mesafe aldı. Sahiplenmiyor. Dikkatli duruyor. Buna devam etmesini tasfiye ederim. Bıraksın bu işi. Anayasa, hukuk değişikliği, yargıyı Anayasa ile engelleme çalışmaları çok daha büyük sıkıntılar doğurur" dedi.

-ONU ORDA TUTAMAZSIN ARTIK-

Tehdit ve şantaj yoluyla kimsenin yargıyı etkilememesi gerektiğine dikkat çeken Deniz Baykal, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in de gelinen noktada görevine devam edemeyeceğini ifade etti. Baykal, "Tehdit ve şantaj yargıya işlemeye başlarsa asıl o zaman Türkiye felakete sürüklenmeye başlar. Anayasa adına da hiç kimse pazarlık yapmaya kalkışmasın. Anayasa konusunda, hiçbir kişinin, makamın, mevkinin pazarlık şansı yoktur" diye konuştu. Baykal, şunları söyledi:

"Diyorlar ki, bazı bakanları değiştirelim. Elinizi tutan mı var değiştirin. "Ama bedavaya değiştirmek istemiyoruz. Değiştirmişken karşısında acaba bir şey alır mıyız? O bakanları oraya siz tayin ettiniz. Bakanları değiştirmek sizin elinizde. Bizim için önemli olan şu bakanın, bu bakanın değiştirilmesinden önce, şu bakanın, bu bakanın oraya tayin edilmesini uygun gören zihniyetin değişmesidir. Yani o zihniyet orada duracak, tayin ettiği bakanı geri alacak, biz rahatlayacağız, sonra uygun noktada tekrar yeri geldiği zaman yeni tayinini yapacak. Yanlış olan zihniyet. O bakan tabi değişecek. Onu tutamazsın orda. Bunun değiştirilmesi kaçınılmaz. Durum ortada. Onun değiştirilmesi sorunu çözmeye yetmez. Sen hangi bekleyişle onu tayin ettin onu. Yıllarca niçin taşıdın onu orada. Niçin göz yumdun işlerin ta bu noktaya gelmesine kadar. Nasıl devletin okullarında hala cihat çağrıları yapan kasetler gösteriliyor. Onu oradan almanı da bir lütuf gibi, laiklik güvencesi gibi bize sunman mümkün değil."

-KUTSAL DEĞERLER İSTİSMAR EDİLİYOR-

Türkiye'de demokrasi ve dinin "istismar" edildiğini söyleyen CHP lideri Baykal, konuşmamsını şöyle sürdürdü:

"Haram yiyenler, yetim hakkı yiyenler, yalan söyleyenler, yolsuzluk yapanlar, lükse, gösterişe, şaşaya, şatafata dayalı bir yaşam sürenler, sanki toplumun en dindar insanlarıymış gibi kendilerini sunuyorlar. Bu memleketin, dürüst, namuslu, mütevazi, ahlaklı, yolsuzluklar karşısında, haram karşısında, hukuksuzluk karşısında, yetim hakkı karşısında, vicdanıyla, sorumluluğuyla davranan bu memleketin dürüst, namuslu insanları sanki dinin karşısındaymış gibi takdim ediliyor. Sorun budur.

Yani kendi yakınlarını düşüneceksin, çoluğunu çocuğunu düşüneceksin. Milleti unutacaksın. Sen Müslüman olacaksın. Ama millet diyen, milletin hakkı için mücadele eden insanlar da sanki dinin dışındaymış gibi davranacaksın. Almanya'daki işçinin 30 yıllık emeğini din adına alıp yolsuzluk yapanlar, küçücük çocuklara cinsel saldırıda bulunanlar Müslüman, dindar diye geçinecek, bu ülkenin ahlaklı, namuslu, dürüst insanları da kuşkulu hedefler diye gösterilecek. Olur mu böyle şey?" (ANKA)

(ÇAĞ/ZG)

Kaynak: ANKA