Ankara Haber Ajansı [1721366]
CHP'li Özyürek: Bu, Demokrasiye Değil, Diktatörlüğe Doğru Bir Gidiş (2)
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, Türkiye'nin Hukuk Devleti Olmaktan Hızla Uzaklaştığını İfade Ederek "Bu Gidiş Bazı Çevrelerin Söylediği Gibi Demokrasiye Doğru Bir Gidiş Değildir. Bu Gidiş Diktatörlüğe Doğru Bir Gidiştir. Bu Gidişin Sonu İyi Değildir" Dedi.
CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, Türkiye'nin hukuk devleti olmaktan hızla uzaklaştığını ifade ederek "Bu gidiş bazı çevrelerin söylediği gibi demokrasiye doğru bir gidiş değildir. Bu gidiş diktatörlüğe doğru bir gidiştir. Bu gidişin sonu iyi değildir" diye konuştu. Özyürek, Türkiye'nin "İlle her şey benim dediğim gibi olacak" diyen değil çağdaş, demokratik, laik bir düzenin yerleşmesi için çalışan bir Başbakan'a ihtiyacı olduğunu belirtti. Özyürek, CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarına ekonomideki gelişmelerden bahsederek başlayan Özyürek, Türkiye'deki siyasi tartışmaların gündemi bütünüyle işgal ettiği için ekonomide meydana gelen olayların, yapılan zamların halkın gözünden kaçırılmaya çalışıldığını ifade etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın küresel krizi "Kriz bizi teğet geçecek" diyerek küçümsediğini kaydeden Özyürek, "Fakat daha sonra 2009'un ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 13,8 küçülmesi, arkasından işsizliğin yüzde 15'lerde seyretmesi, sanayi üretimindeki düşüşlerin yüzde 17-18'lere ulaşması krizin Türkiye'yi teğet geçmediğini, aksine diğer ülkelerden çok daha ağır bir şekilde bu krizin bedelini Türkiye'nin, Türk ekonomisinin ödemekte olduğunu ortaya koydu" diye konuştu. Bu gelişmeler sonunda mali disiplinin de yerle bir olduğuna dikkat çeken Özyürek, "Bütçe ilk 6 aylık dönemde 23 milyar TL açık verdi. Oysa 2009 yılı bütçesi TBMM'den geçerken 2009 yılı boyunca açığın 10 milyar TL olacağı öngörülmüştü. Öyle anlaşılıyor ki açık yılsonunda 50 milyar TL'yi geçecektir" dedi. Açığın böylesine büyüyünce Hükümet'in hemen dolaylı vergileri artırdığını söyleyen Özyürek, şöyle konuştu: "Tabii bu vergileri artırarak bir yere varmak da mümkün değil. Çünkü ilk 6 ayda giderler yani devletin harcamaları yüzde 24 arttı, buna karşılık gelirler yüzde 1 civarında düştü. Bu düşüşün önümüzdeki aylarda devam edeceği, harcamalardaki artışın da devam edeceği anlaşılıyor. Bu açıkları kapatmak üzere bazı vergi artışlarına başvuruldu. Yerel seçimlerdeki AKP'nin hovardaca harcamaların bedelini halkımız ödemeye başladı." Özyürek, akaryakıttan alınmakta olan ötv'nin benzinin litresinde 20 kuruş, motorinin litresinde 15 kuruş, Lpg'nin litresinde 10 kuruş yükseldiğini, ötv üzerine uygulanan kdv ile zammın daha da büyüdüğünü anımsatarak "Bunlar galiba kandırmaca yapıyorlar. Otomobildeki ötv ve kdv düşünce birçok insan hemen gitti ucuzladı diye otomobil aldı. Fakat aldıkları bu otomobillere koyacakları benzinin fiyatı hükümet tarafından artırıldığı için biraz enayi yerine konmuş oldular" dedi. -"GÜNAY KARARNAMELERİ OKUMADAN MI İMZALIYOR?"- 1. sınıf lokantalarda ve 3 ve daha fazla Yıldızlı otellerin lokantalarında yüzde 8 olarak uygulanmakta olan kdv'nin yüzde 18'e çıkarılmasının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın buna tepki gösterdiğini ve kendilerine sorulmadan bu vergilerin konduğunu söylediğini anımsatan Özyürek, Günay'ın bu kararnamede imzasının olup olmadığını araştırdığını, kararnamenin altında Günay'ın da imzasının olduğunu açıkladı. Özyürek, şunları söyledi: "Bu kararnameden Ertuğrul Günay'ın da haberi var, imzası var. Ya önceden boş kararnameler alıyorlar, imza atıyorlar, ne yazılacağını bakanlar bilmiyor. Veya Ertuğrul Günay kararnameleri okumadan imzalıyor. İkisi de bir bakan için, bir Hükümet için vahim. Böylesine önemli, herkesi yakından ilgilendiren kararnamelerin bütün bakanların bilgisi ve onayıyla çıkması gerekir." -"ZAMLARA EKONOMİ ÇEVRELERİNDEN TEPKİ GÖRMEDİK"- Bütün bu zamlar yapılırken ekonomi çevrelerinden kaydadeğer bir tepki görmediklerini ifade eden Özyürek, TOBB'un öncülüğünde yapılan "Haydi pazara çık' kampanyasını kendilerinin de desteklediğini, ancak ötv ve kdv'ye yapılan zamların ekonomiyi canlandırmak bir yana daha da durgunlaştıracak önlemler olduğunu söyledi. Özyürek, "Buna karşı bir tepki göstermelerini biz beklerdik ama ne yazık ki bu tepkiyi görmedik. Çünkü bu önlemlere tepki gösterilmesi bir anlamda Hükümet'e karşı tepki gösterilmesi anlamına gelir. Ne yazık ki Türkiye'de pek çok kuruluş Hükümet ne derse doğrudur deyip kabulleniyor ama özel konuşmalarında da bu ülkenin hali ne olacak diye dertlenmeye devam ediyorlar" diye konuştu. -"ALINAN ÖNLEMLER IMF'YE DAVETİYE"- Alınan önlemlerin IMF'ye davetiye niteliği taşıdığını dile getiren Özyürek, sözlerini şöyle sürdürdü: "IMF'yle yapılacak anlaşmanın ön şartlarının hazırlanmasıdır. Çünkü IMF de geldiğinde anlaşmayı yaptığınızda bu önlemlerin alınmasını, yani mali disiplinin artırılmasını, vergilerin yükseltilmesini ister. Onlar da "Biz IMF istedi de onun için yaptık' dememek için önceden yapıyorlar. Ama ne olursa olsun, ister IMF için yapsınlar, ister başka nedenle yapsınlar zaten çok güç durumda olan, alım gücünü kaybetmiş olan geniş kitleler bu zamlardan çok olumsuz etkileneceklerdir." -"YENİ ZAMLAR YOLDA"- Hükümet'in ikinci 6 ay için Bağ-Kur emeklilerine 5 TL, ssk emeklilerine 10 TL, Emekli Sandığı emeklilerine de 15 TL zam yaptığını, ancak bu artışı tüpgaz zammıyla hemen geriye aldığını, suya, ulaşıma zamlar yapıldığını belirterek bunların Türkiye'nin en önemli konuları olduğunu ancak halkın hayatını ilgilendiren konular olmasına karşın yeteri kadar gündemde yer olmadığı için bu konuları özellikle gündeme getirmek istediğini vurguladı. Hükümet'in yeni zamlar yapmaya hazırlandığını bildiren Özyürek, yurtdışına çıkış harcının 15 TL'den 30 veya 50 TL'ye yükseltilmesinin düşünüldüğünü, otomobillerden alınan vergilerin ve emlak vergilerinin 1 taksit fazla alınmasının, Özel İletişim Vergisinin artırılmasının gündemde olduğunu söyledi. -"HSYK'DAKİ GELİŞMELER ERGENEKON'UN SİYASİ BİR DAVA OLDUĞUNUN KANITI"- HSYK'nın 1 aydan beri 1500 hakim ve savcıyı ilgilendiren kararnameyi sonuçlandıramadığını kaydeden Özyürek, Hükümet'le kurulun yargıç üyeleri arasında bir büyük uyuşmazlık ve büyük tartışma olduğunun anlaşıldığını ifade etti. Gelen haberlere göre, bazı kurul üyesi yargıçların Ergenekon savcı ve yargıçlarının yerinin değiştirilmesini istediği, buna karşılık da Hükümet'in bu noktada direndiğinin anlaşıldığını dile getiren Özyürek, kurulu çalıştırmanın Hükümet'in işi olduğuna dikkat çekti. Gene basına yansıyan haberlere göre, Başbakan'ın emriyle bakanın toplantıya girmediğini, müsteşar da girmeyince resmi toplantı yapılamadığını söyleyen Özyürek, şöyle konuştu: "Zaten atama kararnamesinin taslağını da Adalet Bakanlığı hazırlıyor. Kurul üyelerinin bu taslak üzerinde değişiklik talep etme yetkileri var. Ama onlara tanınmış olan bu yetki belli çevrelerde öyle insafsızca eleştiriliyor ki sanki bunlar suç işliyorlar. Sanki önlerine gelen kararnameyi virgülüne dokunmadan imzalamak mecburiyetindeymiş gibi bir hava yayılıyor ve bu sürekli baskı, orada görevli yargıçların yemeklerdeki resimleri yayınlanarak akıl almaz, ahlaka sığmaz baskılar yapılıyor. Bunların hepsinin amacı şu: İsteniyor ki Ergenekon savcılarının ve yargıçlarının yeri değişmesin. İşte bu anlayış, Hükümet'e hakim olan bu anlayış, Ergenekon davasının siyasi bir dava olduğunun çok açık bir göstergesi. Yoksa bir davada deliller ortadadır, belgeler dosyadadır. Siz, hangi hakim, hangi savcı olursa olsun o dosyanın gereği yapılır, dava yürür. Allah göstermesin Ergenekon savcısı, hakimi ölse, hastalansa bu dava yarım mı kalacak? Elbette başka hakim başka savcı yerine atanacak. Ama isteniyor ki Hükümet tarafından mutlaka belli savcılar, belli yargıçlar bu davaya baksın, bunun dışında başka savcı ve yargıç bu davaya bakarsa istedikleri sonucu alamayacaklarını düşünüyorlar. Bu da bizim CHP olarak baştan beri söylediğimiz bu dava hukuki bir dava değildir, bu dava siyasi bir davadır görüşümüzün çok açık bir kanıtıdır. İlle belli hakimler olacak, ille belli savcılar olacak anlayışı bu davanın hükümet tarafından güdümlenen, yönlendirilen bir siyasi dava olduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir." -"BAŞBAKAN VESAYET ANLAYIŞINI ORTAYA KOYUYOR"- Başbakan Erdoğan'ın CHP'ye ve Deniz Baykal'a çok haksız suçlamalar yönelttiğini söyleyen Özyürek, Başbakan'ın "Türkiye'de Erdoğan vesayeti diye bir vesayet yok, çünkü ben 2011 veya 2012 yılında son olarak aday olacağımı açıklıyorum, siz de gelin açıklayın. Ben 2 yıl sonra son olarak adaylığımı açıkladığıma göre benim vesayetim söz konusu olmaz" dediğini, 6 yıllık bir dönemde daha başta kalacağını söylediğini, buna rağmen "Benim vesayetim yok" dediğini anımsatan Özyürek, "Bu bir kere mantık kurallarına aykırı. Kaldı ki Başbakan'ın aklındakinin de tekrar milletvekili olmak değil, Cumhurbaşkanı olmak olduğunu herkes biliyor. Bir anlamda diyor ki ben gelecek seçimde bir daha milletvekili adayı olacağım ama sonra bir daha olmayacağım, sonra Cumhurbaşkanı olacağım diyor. O tabii kendi bileceği iş, herkes her yere aday olabilir, ona saygımız var. Ama bu yolla AKP ve Tayyip Erdoğan vesayeti yok iddiasını kanıtlamak mümkün değil" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın "Erdoğan vesayeti yok" sözünün hemen ardından "Herkes haddini bilecek" dediğini belirterek "Yani bir Başbakan ki Yargıtay başkanı dahil, diğer bütün görevliler dahil, medya dahil herkes haddini bilecek diyerek kendi anlayışı doğrultusunda görev yapılmasını, kendi anlayışı doğrultusunda iş yapılmasını talep eden birisi tam olarak vesayet anlayışını ortaya koymaktadır" dedi. Başbakan Erdoğan'ın, "Çocukları yalnız bırakırsanız, kendi haline bırakırsanız ya davulcuya, ya zurnacıya varır" sözlerini de değerlendiren Özyürek, "Yani Başbakan ne istiyorsa, nasıl bir eğitim politikası istiyorsa, televizyonlarda Başbakan nasıl bir program yapılmasını istiyorsa bunların aynen yapılmasını istiyor, bunun dışındaki politikanın, bunun dışındaki uygulamaların çocukları baştan çıkaracağını söylüyor. Yani bir Başbakan'ın Türkiye'nin başöğretmeni gibi anlayışını topluma dayatmaya ne hakkı var? Bu, olsa olsa bir vesayet anlayışının doğal sonucudur. Türkiye'de genel başkanımızın dediği gibi ne yazık ki bir Tayyip Erdoğan vesayeti var" diye konuştu. -"DÜNYANIN HANGİ ÜLKESİNDE MAHKEMEYE BAŞVURMAK SUÇ?"- CHP'yi sürekli Anayasa Mahkemesine gitmekle suçlayan Başbakan Erdoğan'a da yanıt veren Özyürek, şöyle konuştu: "Bunu suç olarak söylüyor. Dünyanın hangi ülkesinde mahkemeye başvurmak, yargı yoluna gitmek suçtur, söyler misiniz? Sadece Tayyip Erdoğan'ın kafasında böyle bir suç var. Anayasa Mahkemesi niçin kurulmuş? Meclis'ten çıkan kanunların Anayasaya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir anamuhalefet partisi, elbette bunu yargıya götürecek, bu onun görevi, sorumluluğu. Ve nitekim bizim götürdüğümüz pek çok kanun yüce mahkeme tarafından iptal edilmiştir. Hukuka saygılı bir Başbakan'ın AKP çoğunluğu tarafından kabul edilen bir kanun için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğunda yüzü kızarmalıdır. Yine acaba nerede hata yaptık, arkadaşlar acaba nerede hukuka saygısızlık gösterdiler, nerede acaba Anayasa'yı dikkate almadılar diye yüzü kızarmalıdır. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği zaman Sayın Başbakan'ın iki defa yüzü kızarmalıdır. Ama Sayın Başbakan'da ne yazık ki o yüz yok. Onun için yüzü kızarmak yerine Anayasa Mahkemesi'ne başvuran Anamuhalefet partisini suçluyor. Bu, hukuka saygısız bir anlayıştır, bu, Anayasa'ya saygısız bir anlayıştır. CHP hukuka aykırı gördüğü her düzenleme için Anayasa Mahkemesi'nde dava açmaya devam edecektir." -"BAŞBAKAN YALAN BEYANDA BULUNUYOR"- Perşembe günü Anayasa Mahkemesi'nin görüşeceği askerlerin sivil mahkemede yargılanmasına dönük yasayla ilgili olarak Başbakan Erdoğan'ın "sürekli yalan beyanda bulunduğunu" söyleyen Özyürek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce dedi ki "O önergenin altında CHP'li milletvekillerinin de imzası var.' Belgeler ortada, Meclis'in arşivinde hiç böyle bir şey olmadığı ortaya çıktı. Yani bir Başbakanlık mertebesine yükselmiş bir insanın mesela bu gerçek, bu hakikat ortaya çıkınca yüzünün kızarması lazım. Ama Başbakan bağıra çağıra söylediği o yalanı unutuyor, ikinci yalana geçiyor. Nedir ikinci yalan? Diyor ki Meclis Başkanı soruyor önergeyle ilgili olarak. Kabul edenler, etmeyenler. CHP'liler de el kaldırıyor, kabul oyu veriyorlar diyor. Ama daha sonra kabul oyu veren birisi basın toplantısı yapıp Anayasa Mahkemesi'ne gideceklerini açıklıyor. TRT 3'ün, Meclis televizyonunun kaseti burada, elimde. Tekrar tekrar izledik. O oylama sırasında bir tek CHP'li kabul oyu vermemiştir. AKP'lilerin oylarıyla o önerge kabul edilmiş, o önergeyi içeren 7. madde de gene AKP çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir." -"BU GİDİŞ DİKTATÖRLÜĞE DOĞRU BİR GİDİŞTİR"- Türkiye, bir hukuk devleti olma anlayışından, Anayasal devlet olmaktan, bir kanun devleti olma niteliğinden sürekli uzaklaştığını ifade eden Özyürek, "Türkiye sadece Sayın Başbakan'ın emirleriyle yönetilen bir devlet haline gelmiştir. Bu gidiş bazı çevrelerin söylediği gibi demokrasiye doğru bir gidiş değildir. Bu gidiş diktatörlüğe doğru bir gidiştir. Bu gidişin sonu iyi değildir" diye konuştu. Kamuoyunu olup bitenleri daha yakından izlemeye, demokrasinin önüne çıkarılan engellere karşı tavır koymaya ve Anayasal kurumlarımızın kendi özgür iradesiyle çalışmasının sağlanmasına katkıda bulunmaya çağıran Özyürek şunları söyledi: "Bırakalım HSYK dilediği gibi karar versin. Bırakalım yüksek yargı istediği gibi kara versin. Bırakalım Anayasa Mahkemesi görevini yapsın. Bırakalım yargı görevini yapsın. Bağımsız kurullar görevini yapsın. "Hayır, ille her şey benim dediğim gibi olacak, herkes haddini bilecek, eğitim de benim dediğim gibi olacak, yargı da benim dediğim gibi olacak, çocuklar da benim dediğim gibi yetiştirilecek', Elele gezen gençleri gördüğü zaman "Türkiye nereye gidiyor' diye feryat eden bir Başbakan yerine Türkiye'de çağdaş, demokratik, laik bir düzenin yerleşmesi için çalışan bir Başbakan arzusu kaçınılmaz şekilde gündemdedir." -"MECLİS BAŞKANLIĞI İÇİN TOPTAN'I DESTEKLEYEBİLİRİZ"- AKP'den çıkacak 5 aday olduğunun söylendiğini ancak Başbakan'ın burada vesayet anlayışını ortaya koyarak tek adayla gidilmesini sağlayacağını tahmin ettiğini söyleyen Özyürek, Köksal Toptan'ın seçimindeki gibi bir uzlaşma arayışı olursa ve kendi anlayışlarına ters düşmeyen bir aday olursa o adayı destekleyeceklerini açıklayan Özyürek, "Ama uygun olmayan bir aday AKP tarafından dayatılırsa ona oy vermemiz de söz konusu olmaz. Köksal Toptan'a biz geçen dönem oy vermiştik, aday olması durumunda gene desteklememiz mümkündür" dedi. (ANKA) (HH/NK)
| 8/10 (11 kişi) |
-
ATM'ye Dokunan Yanıyor
Yüksek havale ücretleriyle gündeme gelen bankaların her köşe başında kurduğu ATM'ler de cep...
-
TFF'den Sürpriz Fenerbahçe Çıkışı
Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne gidip gitmeyeceği tartışmalarına TFF'den açıklama geldi.
-
Video
Türkiye'nin Puanları Niye Düştü?
Eurovision'da 3 ülkeden Türkiye'ye puan çıkmadı. Önceden yüksek puan veren ülkeler de hayal...
-
Bu Sözcükleri Yazmadan Önce İyi Düşünün
ABD, sanal dünyada insanları izlemek için bu kilit sözcükleri kullanıyor!
-
Şırnak'ta Çatışma: 1 Teğmen Şehit!
Şırnak'taki Besta Bölgesi'nde güvenlik güçleri ile PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmada, 1...
-
Dikkat! Yeni Yağış Dalgası Geliyor
Meteorolojiden yapılan son değerlendirmelere göre hava durumu şöyle olacak.








