CHP Genel Başkanı Baykal'ın Basın Toplantısı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Yolsuzluk İddiaları Karşısında, Herkesin Yüzü Kızarmadan, Hiçbir Şey Olmamış Gibi İşine Devam Ettiğini Belirterek, "Yolsuzluklar Karşısında Hükümetin Ar Damarı Çatlamıştır' Dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yolsuzluk iddiaları karşısında, herkesin yüzü kızarmadan, hiçbir şey olmamış gibi işine devam ettiğini belirterek, "Yolsuzluklar karşısında hükümetin ar damarı çatlamıştır'' dedi.

Baykal, CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Baykal, TBMM tartışmalarından yola çıkarak iki noktaya dikkat çekmek istediğini belirterek, "Bütün gelişmeler açıkça gösteriyor ki Türkiye kuşatma altındadır. Bu kuşatma giderek geliştirilmekte ve yoğunlaştırılmaktadır" dedi. Kuşatma toplumun çeşitli kesimlerine yönelik olarak uygulandığını belirten Baykal, "Bu kuşatmanın amacı Türkiye'yi dönüştürmektir. Türkiye dönüştürülmeye çalışılıyor. Türkiye kalkınmaya

geliştirilmeye değil, dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu dönüştürmenin her alanda hızla yürütüldüğü görülüyor" diye konuştu. AK Parti'nin birinci iktidar döneminde kuşatmanın eğitim alanında olduğunu ve Mili Eğitim'in milli olmaktan çıkarılmak istendiğini ifade eden Baykal, "Türkiye'de eğitim politikası toplumu kuşatma anlayışına uygun bir şekilde sürdürülmüştür. Birbiri ardından çok köklü değişiklikler yapılmıştır. Bir gecede Talim Terbiye Dairesi gece yarısı darbesiyle görevden alınmıştır. Bütün ilköğretim

okullarının yöneticileri, yönetmelikler, müfredat, yardımcı kitaplar değiştirilmiştir. Eğitim politikası belli amaçlara uygun olarak kurgulanmış ve yürütülmüştür" diye konuştu. Gelinen aşamada ise, YÖK ve üniversitelere yönelik olarak kuşatmanın sürdürüleceğini savunan Baykal, üniversitelerin çökertileceğini, kimliği ve niteliğinin değiştirileceğini kaydetti. Bu kuşatmanın bir başka alanının da yargı olduğunu belirten Baykal, kısa bir süre önce getirilen yargıç ve savcı atama yöntemini belirleyen yasanın bu

yargı kuşatmasının temel çıkış noktası olduğunu kaydetti. Baykal, "Bu, yargıyı AKP'nin kendi denetimi altına alması doğrultusunda kullanılmak üzere bilinçli olarak hazırlanmış kararlılıkla uygulanmakta olan politikanın ürünüdür" dedi. Seçim öncesinde bu yasanın büyük tepkiler üzerinde geri çekildiğini ancak, HSYK üyeleri yurt dışındayken birden bire bir milletvekili teklifiyle yeniden gündeme getirildiğini savunan Baykal, Kanun'un komisyonlar ve Genel Kurul'dan hızla geçirildiğini söyledi. Yasa ile,

yargıçları bürokratik bir mülakatla göreve alınacaklarını belirten Baykal, şunları kaydetti:

"Düşünün ki mülakata alınacak kişiler emniyet denetiminden geçecek, soruşturma yapılacak ama bu yetmeyecek, bir de mülakat yapılacak. Sayın Başbakan 'Bu 1934'ten beri 1934'ten beri uygulanıyor diyor. O dönemde Türkiye'de tek parti, dünyada da faşizm vardı. Bu dönemde siyasi bir tartışma, demokratik mücadele söz konusu değildir. Devletin hakimi, savcısı olması çok doğal. Başbakan 1934'e bakacağına AB'nin uluslar arası hukuk kurumlarının yargıçlarının hangi nitelikte alınacağına ilişkin maddelerine baksın.

'Biz bazılarına hak ettiği halde, dürüst ve devletin saygıdeğer vatandaşı olduğu halde, siyaseten işimize gelmiyorsa dışlayacağız ya da birilerini mesleki bakımdan yeterli olmasa da onu hakim yapacağız' demektedirler. Bu devleti kuşatmanın bir parçasıdır. Hiç kuşku yok, çıkış tarzı, içeriği ortadadır. 21. yüzyıldaki Türkiye'ye yakışan bir yargıç alma yöntemi değildir".

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de kendisine biçilen rolü itaatle uyguladığını savunan Baykal, "Ne yazık ki Sayın Gül, seçiminden bu yana geçen sürede tarafsız, Anayasa'ya sahip çıkan, hükümetlerin yanlışları karşısında 'dur' diyebilen , fren olabilme işlevini yerine getirme konumunda değildir. Bu tartışılan bir konu, Anayasa'ya aykırılık konusunda biz de inceleme yapıp gereğini yapacağız. İnceleme yaptırması gerekmez mi? Bunlar boşuna mı? Hiçbir incelemeyi gerektirmeyen bir durum mu var? Emir büyük yerden

mi geldi? Cumhurbaşkanı doğal inceleme sürecini niye işletemiyor? Bu çok acıdır" diye konuştu.

KUŞATMA MEDYAYA YAYILIYOR

Kuşatmanın medyaya yayıldığını ve ATV ile Sabah'ın satış ihalesinin bugün gerçekleştiğini belirten Baykal, "İhale sonuçlandı ve Türkiye'nin ikinci büyük medya grubu ülkemizdeki gelişmelerin de ışığında önem kazanmış bir çevrenin eline geçti. İktidar ülkeyi medya alanında da kuşatmaya devam ediyor. Bir kez 'Katılım yeterince çok değil, katılmak isteyen başkaları var' diye ertelenen bir ihalenin şimdi daha önceki katılımın da altına inerek tek bir teklifle sonuçlandırılmasını herkes yorumlamalıdır. Kimse

ihaleye girme cesaretini gösterememiştir. Medya iktidara yardımcı olacak şekilde şekillendiriliyor. Köklü değişim yapılıyor. Bir televizyon veya gazetenin satılması değil, Türkiye'de iktidarın kendine teslim olmuş, kendi emellerine teslim olmuş medya konusunda adım atılmasıdır. Bu gidiş iyi değildir" şeklinde konuştu. İktidarın yolsuzluk iddiaları konusunda vurdumduymaz olduğunu savunan Baykal, "Kimse yüzü kızarmadan aldırmadan, hiçbir şey olmamış gibi işine devam ediyor. Bu çok yadırgatıcı bir tablodur.

Artık yolsuzluklar konusunda iktidarın ar damarı çatlamıştır. Yolsuzluklarını şimdi yeni bir gerekçeyle savunur haldedirler. 'Seçmen bize oy verdi' diyorlar. Şimdi kendi yolsuzluklarının bedelini, seçmene yansıtan bir savunma ihtiyacına girdiler. Bunun temelinde yolsuzluk iddiaları karşısındaki vurdumduymazlık yatıyor" dedi. Daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandıran Baykal, Eşref Erdem'in 'Baykal'ı da seviyorum ama ülkemi daha çok seviyorum. Artık çekilme zamanı' şeklindeki sözlerinin hatırlatılması

üzerine, "Yaşam böyle bir şey. Siyaset böyle bir şey. Herkesin her an düşüncesini değiştirebilir. Benim de sevdiğim bir arkadaşım, yeni bir rota çizdiği anlaşılıyor ve bunu saygıyla karşılıyorum" dedi. ABD Büyükelçisi Ross Wilson'un Kürt siyasetçilerle bir araya gelmesi ile ilgili bir soru üzerine de Baykal, "Biz kendi sorunlarımızı, kendi kurumlarımızda, kendi içimizde çözme anlayışımızın büyük anlam taşıdığına işaret etmek istiyoruz. CHP olarak bu konuda çok dikkatliyiz. Herkesle iyi ilişkilerimiz var.

Herkesin içinde bulunduğumuz ortamda iyi ilişkiler kurması doğru olur" dedi.

Hafta sonu yapılacak Fenerbahçe-Galatasaray derbisine yönelik tahmininin sorulması üzerine ise Baykal, "Hiçbir tahmin yapmamaya özen gösteriyorum. Bu, hem tahmin yapmak riskli olduğundandır, hem de şu sırada tahmin yapmak işime gelmiyor" yanıtını verdi. Hakimler ve savcılarla ilgili yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürüp götürmeyeceklerinin sorulması üzerine ise Baykal, "Hukukçu arkadaşlarımızla değerlendiriyoruz. Eğer uygun görürlerse gereğini yapacağız" dedi. Anayasa değişikliğiyle ilgili bir soru üzerine

de Baykal, bu konunun anlamlı bir istişare içinde ele alınması gerektiğini ancak, dar bir çevrenin Anayasayı hazırladığını belirterek, "Hazırlanan Anayasa daha sonra bir otelde Sakarya'da bir kez daha gözden geçirilmiştir. Başbakan bu kez 'Bu bizim tasarımız değil, tasarıyı hazırlıyoruz' demiştir. O noktadan bu noktaya film kopmuştur. Anayasayı kimler yaptı, kimler ne katkı verdi , ortadaki tablo nedir? Başbakan'ın Aralık ayının 15'inde açıklayacağım diye bir açıklaması var. Onu bekliyoruz. Bu şekilde

hazırlanan bir anayasayı Türkiye'nin Anayasası diye kabul etmesi mümkün değildir. AK Parti'nin kendine özgü kadrolarla kotardığı bir olaydır. Türkiye'yi kuşatmanın en vurucu hamlesi Anayasa değişikliği olacaktır. O anayasadan sonra Türkiye, başka bir Türkiye'ye dönüştürülmeye başlanacaktır" dedi.

(MÜG-MAY-ÖK-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı