Çanakkale: Rauf Denktaş Çanakkale'de
KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Bin 200'den Fazla Rum'un Mülkiyet Davalarının Çözüm Yerinin KKTC Mal Tanzim Komisyonu Olduğuna Dair Karar Vermesinin Kimseyi Aldatmaması Gerektiğini Belirterek, "Şimdi Bizim de Güneyde Bırakılan Topraklarımız İçin, Öldürülen İnsanlarımız İçin, Kaybolan İnsanlarımız İçin, Yıkılıp Yakılmış 103 Köyümüz İçin Harekete Geçmemiz V...
KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, bin 200'den fazla Rum'un mülkiyet davalarının çözüm yerinin KKTC Mal Tanzim Komisyonu olduğuna dair karar vermesinin kimseyi aldatmaması gerektiğini belirterek, "Şimdi bizim de güneyde bırakılan topraklarımız için, öldürülen insanlarımız için, kaybolan insanlarımız için, yıkılıp yakılmış 103 köyümüz için harekete geçmemiz ve davalar açmamız lazım" dedi.
Onsekiz Mart Üniversitesi Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin düzenlediği "3. Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi"ne katılmak üzere Çanakkale'ye gelen Rauf Denktas, önce valiliği ziyaret etti. Vali Orhan Kırlı tarafından kendisine verilen brifingi takip eden Denktaş'a, daha sonra vali tarafından çeşitli hediyeler verildi. Valilik çıkışında basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Denktaş, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bin 200'den fazla Rum'un mülkiyet davalarının çözüm yerinin KKTC Mal Tanzim Komisyonu olduğuna dair kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna şu cevabı verdi:
"Karar, Türk milletine ve bizim halkımıza, KKTC'nin bir alt örgütü tanındı diye takdim edilmektedir. Böyle takdimlere ihtiyacımız yoktur. Gerçekleri söylememiz gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) KKTC diye bir kuruluşu tanımıyor. Kıbrıs Türk idaresini Türkiye'nin alt kuruluşu olarak tanımlıyor. Verdiği bu kararla Türkiye'nin bir alt kuruluşunu kabul ettiğini açıklamış oluyor. Bunu zaten kendileri de açıkça vurgulamışlardır. Onun için bunlar oluyor ve iyiye gidiyoruz diye kimse sevinmesin. Böyle bir komisyonun kurulması ve topyekün halledilmesi gereken toprak meselesini peyperpey Rumlar'a nasıl iade edeceğiz, topraklarını onlara nasıl vereceğiz diye işlem yapılması lehimize bir şey değildir. Ama bu başlatıldığına göre, şimdi güneyde bırakılan topraklarımız için, öldürülen insanlarımız için, kaybolan insanlarımız için, yıkılıp yakılmış 103 köyümüz için bizim harekete geçmemiz ve davalar açmamız, aynı İnsan Hakları Mahkemesi'nin önüne bunları getirmemiz lazımdır ki, bu haksızlıklar sora ersin. Yoksa, böyle 'AB istedi, aman her istediğini yapalım. İnsan Hakları Mahkemesi dedi, onu da yapalım' diyerek tek yanlı girişimlere devam edersek, müdafaa edecek hiçbir şeyimiz kalmayacaktır. Bunları biz görüyoruz ve hakikaten üzülüyoruz. Rumlar'a topraklarını iade etmek ne demektir? Rum bize toprak mı iade ediyor? 'Geliniz, eviniz hazırdır, buyurun oturunuz' mu diyor? Yoksa işgal ettiği mal ve mülkü için tazminat mı veriyor? Niye tek yanlı, mütemadiyen Rumlar'ı memnun edecek işlemler yapıyoruz, ben bunu anlamıyorum".
Denktaş, Kıbrıs Türkleri üzerindeki ambargo ve izolasyonların bir bütün olduğunu belirterek, "Bunun bir tanesini alıp da, 'Efendim, sen bunu yaparsan, ben de sana bunu yaparım' demek , Rum'a bir şeyler daha vereceğimiz anlamına gelir. Bu ne biçim pazarlıktır? Anlamak mümkün değildir. Ayrıca kime ne veriyoruz, onu çok iyi düşünmek lazımdır. Avrupa Birliği'nin meşru hükümet olarak tanıdığı tarafa biz, 'Gel de sana bir liman açalım' diyoruz. Ne yaparsın? 'Efendim, sen de bir Ercan Havaalanı'nı açarsın vesaire'. Bu da yanlış bir adımdır. Paketi delmek demektir. KKTC tanınmadan, bunun tanınacağının, kırmızı çizgi olarak Avrupa Birliği'ne duyurulmadan, adım adım, sayfa sayfa bir şeyler teslim etme anlamına gelir. Nerede durulacağı belli değildir. Rum, güzel bir taktik uygulamaktadır. 'Teklif edileni reddettim' diyor. Biraz sonra AB'de diyor ki, 'Tatmin olmadık, az verdin'. Biraz sonra da 'Aman, biraz daha verelim ki Rum kabul etsin'. Böyle pazarlık olmaz. Ben dünyanın hiçbir yerinde böyle pazarlık görmedim" dedi.
Rauf Denktaş, bir basın mensubunun, "Genelkurmay Başkanı bu pazarlık olayından kendilerinin haberlerinin olmadığını ve bunları televizyondan öğrendiğini açıkladı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?" sorusuna ise "Beni onlara karıştırmayın. Sizin değerlendirecek aklınız var" demekle yetindi.
Denktaş daha sonra valilik önündeki Atatürk anıtı ile Ünlü Troy filminde kullanılan Truva atının fotoğraflarını çekti. Ardından da belediyeyi ziyaret etti.









