Haber Tarihi: 14 Aralık 2011 Çarşamba Saat 09:50
 [3189870]

Burdur Gölü'nün Kurumasının Nedeni

Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici Burdur Gölünün çekilmenin nedeninin yağışlardaki azalma olmadığını belirtti.

Haber: Burdur Gölü'nün Kurumasının Nedeni

Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici Burdur Gölü Havzası'nda 1995'ten beri yağışlarda artış olduğunu, göldeki çekilmenin nedeninin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun iddia ettiği gibi yağışlardaki azalma olmadığını belirtti.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ak Parti Sinanpaşa İlçe Kongresinde gazetecilerin soruları üzerine pop müziğin megastarı Tarkan'ın kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı için korunması çağrısında bulunduğu Burdur Gölü'nde korkulacak bir şey olmadığını, yağmur ve kar yağmasıyla göl seviyesinin normale döneceğini savunmuştu.

Burdur Gölü de dahil olmak üzere Göller Bölgesi'ndeki pek çok gölde 30 yıldan bu yana bilimsel çalışmalar yürüten Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici, Türkiye'deki uluslararası koruma altına alınmış 13 Ramsar Alanı'ndan birisi olan Burdur Gölü'nün su seviyesindeki düşüşün en önemli nedeninin, gölün doğal yapısına müdahale edilerek, gölü besleyen akarsuların Göle ulaşmasının engellenmesi olduğunu söyledi. Kesici, gölü besleyen irili ufaklı bütün akarsuların sularının, bu akarsular üzerinde plansız olarak ve gölün beslenmesi düşünülmeden inşa edilen baraj ve göletlerde tutulduğunun ve yer altı sularının sondajlarla aşırı miktarlarda çekildiğinin altını çizdi. Sadece havzadaki en büyük akarsu olan Bozçay ve kolları üzerinde 14 baraj ve gölet olduğunu ifade eden Kesici, "Tasarruflu sulama yöntemleri kullanılmadığında barajlarda tutulan bu su da heba oluyor" dedi.

Meteoroloji Verileri Yağışlarda Artış Olduğunu Gösteriyor

Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Burdur İli yağış verilerine göre özellikle 1995 yılından sonra havzada yağışlı bir döneme geçildiğini vurguladığı açıklamasında şunları söyledi:

"Burdur yağış verilerine bakıldığında 1980-1995 yılları arasında 500 mm'nin üzerinde hiç yağış gerçekleşmediğini görüyoruz. Ancak 1995-2010 yılları arasındaki döneme baktığımızda, 1997, 1998, 2001, 2002, 2003 ve en son 2009 yılında olmak üzere 6 defa 500 mm üzerinde yağış görülüyor. Yağışların artmasına rağmen göl seviyesinde düşüş var. Çünkü Yağan yağışların tamamına yakını havzadaki baraj ve göletlerde tutuluyor. Bir başka deyişle Göle ulaşmıyor. Burdur Gölü'ne 1970'li yıllarda fiili su girişi 243 hm3 iken, 1985'te bu miktar 162 hm3, 1990'da 54 hm3 ve 2000'de 34 hm3 olarak kaydedildi. 2010 yılında ise Göle su girişi yok denecek kadar az. İnsanların yaşamında damarlar ne kadar önemliyse, doğal göllerin beslenmesinde de dereler ve çaylar o kadar önemlidir ve damarlar kapatılmamalıdır. Burdur Gölü'nün kurumasının nedeni Sayın Bakanın ifade ettiği gibi yağışlardaki azalma değil, gölü besleyen yeraltı sularından, dere ve çaylardan Göle su girişindeki azalmadır."

Eğer böyle devam ederse 2040 yılında Burdur Gölü'nün önemli bir bölümünün yok olacağına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Kesici, Burdur Gölü'nün kurumasının önüne geçilmesi için, gölün doğal yapı ve dengesinin korunması, Burdur Gölü Yönetim Planı'nın tüm havzayı kapsayacak şekilde genişletilmesi ve Ramsar Sözleşmesi kapsamında verilen sözlerin tutulması gerektiğini vurguladı.

6/10 (11 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12