Bu Benim En Olgun Filmim
Nurgül Yeşilçay 'Yaşamın Kıyısında'da Hem Seksi Hem de Erkeksi Bir Örgüt Üyesiydi.
NURGÜL YEŞİLÇAY 'YAŞAMIN KIYISINDA'DA HEM SEKSİ HEM DE ERKEKSİ BİR ÖRGÜT ÜYESİYDİ.
Fatih Akın'ın Cannes Film Festivali'nde 'En İyi Senaryo Ödülü'ne layık görülen filmi 'Yaşamın Kıyısında', Antalya'da da 'En İyi Yönetmen' dalında 'Altın Portakal' aldı. Yeni Aktüel muhabirleri, Sinema dergisi için filmin senaristi ve yönetmeni Fatih Akın ile başrol oyuncusu Nurgül Yeşilçay ile konuştu. ..
Ortağımın kaybı filmi çok etkiledi
* Altı ayrı karakterin hikayesini bir araya getiren bir film çekmek istemenizin sebebi neydi?
Aslında temel olarak, hayatta yaşadığımız farklı olayların nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bir kişinin yaşadığı herhangi bir şeyin, diğer insanların yaşamını nasıl etkileyebildiğini göstermek istedim.
* Filmin çekimlerinden önce senarist Guillermo Arriaga ve yönetmen A. G. Inarritu'nun filmlerinden çok etkilendiğinizi, bu filmde onların yaptıklarına benzeyen bir iş ortaya koymak istediğinizi söylemiştiniz. Birden fazla hikayeyi aynı anda anlatmak istediğiniz için mi, bu sinemacıların tarzı size yakın gelmişti?
Farklı hikayelerin birbirine bağlanarak tek bir hikaye oluşturmasını etkileyici buluyorum. Bu yapıda bir film yapmak için işe koyulduğum zamansa, aslında bu işin göründüğünden daha zor olduğunu gördüm. Benim için neredeyse imkansız gibiydi. Mesela filmin senaryosu, şimdi göründüğünden çok çok farklıydı. Hikayeler birbiriyle fazlasıyla bağlantılıydı. Ancak filmi senaryoya göre kurguladığımızda gördük ki ortaya çıkan şey çok kafa karıştırıcı. Kimin nerede olduğu, ne zaman orada olduğu, hangi şehirde hangi saatte bulunduğu hiç anlaşılmıyordu. Anladık ki, kağıt üzerinde iyi görünen bir şey, perdede pek de öyle durmuyor. Bu nedenle kurgucum Andrew Bird ve ben filmi şimdiki haliyle kurgulamaya karar verdik.
SAVAŞ VERİRKEN BÜYÜMEK
* 'Yaşamın Kıyısında' son derece olgun ve ağırbaşlı bir film. Ancak kimi zaman da 'Fuck The EU ya!' deyip geçecek kadar genç, ateşli...
Evet. Bütün karakterlerin ciddi ve ağırbaşlı bir tarafı olduğu gibi, genç ve ateşli yönleri de mevcut. Yine de Avrupa Birliği'yle ilgili cümleyi bu klasmana sokamam sanırım. Çünkü o cümle daha çok Ayten adlı karakterin dünya görüşünü yansıtıyor. Ancak özellikle Charlotte (Lotte) karakteri sizin tezinizi destekler nitelikte. İlk başlarda Lotte fazlasıyla genç, havai şekilde davranıyor, ancak hikaye ilerledikçe o da olgunlaşıyor ve uğruna savaşacak bir şey buluyor. Bir diğer anlatımla, Ayten için savaş verirken, büyüyor ve olgunlaşıyor.
* Altı karakter arasından size en yakın olanı hangisi?
Bütün karakterler benim bir parçam, gerçekten... Bazısının bende kapladığı yer daha büyük bazısınınsa daha küçük, ama her biri benim bir parçam. Hikayenin lokomotifi olarak gördüğüm karakterse Nejat; çünkü filmdeki bütün öyküleri birbirine bağlayan o oluyor.
İKİ VERSİYON
*Filmin çekimleri sırasında yakın arkadaşınız ve ortağınız Andreas Thiel vefat etti. Şimdi ortaya çıkan filme baktığınızda, bu olayın etkisini görebiliyor musunuz?
Andreas hikayeyi geliştirmemde bana çok yardım etti ve özellikle söz konusu sanatsal fikir paylaşımı olduğunda, o benim sahip olduğum en iyi dosttu. Yaşarken de filmin üzerinde derin bir etkisi vardı. Ölümü de çekimlerin neredeyse sonuna doğru gerçekleşti. Bu nedenle üzerimizdeki etkisi elbette çok büyük oldu.
* Filmin senaryosunu yazarken ne gibi bir hazırlık yaptınız, kimlerden fikir aldınız?
En yakın olduğum insanlardan biri ortağım Andreas Thiel'di. Bütün araştırma süreci boyunca bana eşlik etti. Tretmanı oluştururken benimle birlikte büyük çaba harcadı. Aslında bir ilk versiyon, bir de ikinci versiyonunu yazdım senaryonun ve sonra da filmi çektik diyebilirim.
Birinin ölümü herkesi değiştiriyor
Ayten ve Charlotte, tanışıp birbirine aşık olan iki yalnız insan olarak filmde yer alıyorlar. Herhangi bir çiftten farkları yok. Hatta cinsel yönelimlerini de belki ilk kez birbirleriyle keşfediyorlar!..
Bildiğimiz kadarıyla filmde canlandırdığınız Ayten karakteriyle Fatih Akın gerçek yaşamda tanışmış ve hikayeyi o kişinin yaşadığı benzer bir olaydan yola çıkarak yazmış. Siz de role hazırlanırken gerçek Ayten'le tanıştınız mı?
Hayır, kendisiyle tanışmadım. Ben filme başlamadan 'hemen önce' gözlem yapmayı çok doğru bulmuyorum. Zaten oyuncuysan öyle yaşıyorsundur ve otomatik olarak sürekli gözlem halindesindir. Biriktirdiklerini de denk gelirse bir yerlerde kullanırsın. Ayten'in durumunda çok iyi bildiğimiz şeyler var. Bir kadınla aşk yaşıyor ama en nihayetinde aşk bir kadınla da bir erkekle de aynı aşk. Siyasi kimliği, bir eylemci olarak yaşamı da bana uzak değil. En nihayetinde hepimizin zamanında bulaştığı konular bunlar ya da televizyonu her açtığımızda gördüğümüz türden şeyler. Bir oyuncunun içini gıcıklayan, çekici gelen bir rol Ayten. Zaten bu ve bir sürü başka sebepten kabul ettim rolü...
HEPİMİZ AİDİYET İSTERİZ
* Bir örgüt üyesi olan Ayten'le ilgili olarak filmde Hanna Schygulla'nın oynadığı Susanne 'Sen belki de sadece mücadele etmeyi seviyorsun' diyor. Karakterinizi en iyi tanımlayan cümle bu olarak görüldü...
Yani bir bakıma 'Bir şeylere karşı çıkmış olmak için karşı çıkıyorsun ve aslında tam olarak neyin içinde olduğunu bilmiyorsun' diyor Susanne... Ayten, hepimizin içinde olan bir aidiyet hissine sahip. O da hepimiz gibi bir yerlere ait olmak istiyor. Haliyle, üyesi olduğu örgüt, onun için aynı zamanda ait olduğu bir yer hüviyetinde. Film boyunca da, Ayten'in bu noktadan yola çıkarak geçirdiği değişimi-dönüşümü izliyoruz. Ayten, aidiyet duyduğu şeylerin ona sırt çevirmesiyle, onu hayal kırıklığına uğratmasıyla birlikte hayatı öğreniyor bir nevi. O, siyasi açıdan çok bilgili, çok akıllı bir kız olabilir, ancak yaşam tecrübesi açısından göründüğü kadar bilge değil. Kısaca, Ayten'in hayat gailesi içinde pişmesini izliyoruz tüm bu olaylar süresince.
* Altı karakter içerisinde size en yakın gelen hangisi?
Bence izlemesi en keyifli karakter Ayten (Gülüyor)... Tuncel Kurtiz'in karakteri de çok renkli. Onu da çok seviyorum. Profesörün (Baki Davrak'ın oynadığı Nejat) yaşamınıysa biraz sıkıcı buluyorum. Bir de şu var; biliyorsunuz filmin ana meselesi ölüm. Ölümün yaşayanlar üzerindeki etkisi... Yani şahsi fikrimce diğer öyküler, örgüt üyesi kız, fahişe bir kadın, gurbette bir profesör vesaire... Bunların hepsi bu tema etrafına eklenmiş renkler.
BASİT DEĞİL
* Fatih Akın film öncesinde sizinle bol bol prova yapmış. Bu provalarda size rolle ilgili neler söylemişti?
Ben rolü filmdekinden çok daha basit olarak hayal ediyordum. Cinsel tercihini ve sonradan yaşayacaklarını da düşünerek Ayten'i tamamen erkeksi tavırlarla oynamayı düşündüm. Charlize Theron'un 'Monster' filminde yaptığı gibi ya da Hilary Swank'in 'Boys Don't Cry'da yaptığı gibi bir rol çalışması yaparım diyordum. Bunu da Fatih'e söyledim. Ancak o, istediğinin kesinlikle böyle bir şey olmadığını söyledi ve karakteri bana şöyle anlattı: 'Ayten'in hem seksi olmasını istiyorum, hem erkeksi, hem cool, hem de aynı zamanda duygusal olmasını istiyorum!' Bunun ardından belli bir süre provalar yaptık. Herkes özenli bir çalışma sergiledi. Bu provalar üç gün sabahtan akşama kadar sürdü. Ardından üç ay sonra da çekimleri başladık.
Bu benim en olgun filmim
Daha önceki filmlerinizin aksine, bu filmde Türkiye'deki mekanlar ve Türkiye'den oyuncular daha çok yer kaplıyor....
Türkiye'yi çok seviyorum ve orada evimde gibi hissediyorum. Elbette Türkiye'yi Almanya kadar iyi bilmiyorum. Ama ne zaman Türkiye'de bir çekim süreci yaşasam ülkemiz hakkında bir sürü şey öğreniyorum. Son derece iyi bir deneyim olduğunu söyleyebilirim.
* Şu ana kadarki kariyerinize baktığınızda 'Yaşamın Kıyısında' nasıl bir noktada duruyor?
Bu filmin en olgun filmim olduğunu düşünüyorum.
* Film festivalleri ve ödüller sizin için ne ifade ediyor?
Hepsi beni mutlu ediyor.
Benim için önemli bir deneyim
Filmin kendisinin ve filmle birlikte yaşadığınız Cannes Film Festivali deneyiminin kariyerinize nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?
Film çok farklı bir yere oturdu. Cannes'a gittik, kırmızı halıda yürüdük. Fatih'i çok sevdikleri için, biz de çok iyi karşılandık. Film gösterim sonrasında epey alkış aldı. Dört bin kişilik bir salonda herkesin ayağa kalkıp filmi alkışlaması büyük bir olaydı. Sonra, orada bir sürü özel insanla tanışma, aynı ortamda bulunma fırsatı yakaladım, sohbet ettim. Benim gibi, bu işi sonuna kadar yapmak isteyen birisi için gerçekten çok önemli ve güzel bir deneyimdi. Kariyerim açısından da elbette cebime koyduğum bir artı puandı.
Nurgül Yeşilçay
'Türkiye'de de elbette bir şeylere takılacaklardır. Sonuçta Fatih ne tam olarak Türkiyeli, ne de tam olarak Almanyalı bir yönetmen. Türkiye'de yaşayan biri gibi düşünemeyeceği ya da olaylara Almanya'da yaşayan bir Alman gibi de bakamayacağı kesin. Haliyle filmde de, tam ortada bir yerde durup, her ülkeye o noktadan bakıyor.'
Fatih Akın
'Türkiye'yi çok seviyorum ve orada evimde gibi hissediyorum. Almanya'da yaşadığımdan elbette Türkiye'yi Almanya kadar iyi bilmiyorum. Ama ne zaman Türkiye'de bir çekim süreci yaşasam ülkemiz hakkında bir sürü şey öğreniyorum. Bunun beni için son derece iyi bir deneyim olduğunu söyleyebilirim...'
















