Belediye-İş Sendikası, Bakanlar Kurulu’nun belediyelere norm kadro standardı getiren kararnamesinin iptali için Danıştay’da dava açtı.
Bakanlar Kurulu’nun 2006/9806 sayılı “Belediye ve Bağlı Kuruluşlar ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslar”ına karşı Belediye-İş Sendikası ve işinden çıkarılan Muharrem Kaya adlı bir belediye işçisi iptali ve yürütmenin durdurulması için Danıştay’a başvurdu.
Belediye-İş Sendikası, dava dilekçesinde kararnamenin yüzbinlerce belediye çalışanının işini kaybetmesine neden olacağını belirtirken, üyeleri olan Muharrem Kaya’nın kararname gerekçe gösterilerek, işten atılmasını somut örnek olarak gösterdi.
Kararnamenin Anayasaya, Sendikalar, Belediye ve Devlet Memurları Yasalarına aykırı olduğu öne sürülen dava dilekçesinde, kanunla düzenleneceği çok açık bir şekilde Anayasa hükmü olan konuların hukuka aykırı olarak “Bakanlar Kurulu kararıyla” düzenlendiğine dikkat çekili. Dilekçde şöyle denildi:
“Yerinden yönetim ilkesine göre, yerinden yönetim kuruluşları, tüzel kişiliğe sahip, genel karar organları seçimle belirlenen özerk kuruluşlardır. Anayasanın 127. maddesine göre merkezi idare, mahalli idareler üzerinde vesayet yetkisine sahiptir. Vesayet yetkisi bir denetim yetkisidir. Bu yetki, vesayet makamının, denetimi altındaki kuruluşun yerine geçerek, onun adına işlem yapmasına imkan vermez. Anayasanın 127'nci maddesi mahalli idarelerle ilgili düzenlemelerin yasayla yapılmasını emretmektedir. Yasayla düzenlemenin ardından, yasanın öngördüğü düzenlemeleri ise ilgili mahalli idare biriminin yetkili organlarının yapması Anayasa gereğidir.”
“BELEDİYE YETKİLERİ ALINDI”
Bakanlar Kurulu kararının Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın “özerk yerel yönetim” ilkesine de aykırı olduğuna dikkat çekilen dava dilekçesinde, iptali istenen kararnamenin yerel yönetimlerin yasal yetkilerini elinden aldığı TBMM’ye ait bir yetkinin gasp edildiği de ifade edildi.
Dava dilekçesinde, kararnameyle “geçici işçi-sürekli işçi” ayrımı yapıldığını da vurgulayarak, bunun mevcut iş hukuku sistemine aykırı olduğunu ve bu kavram karışıklığının işçiler arasında statülerin belirlenmesi anlamında tedirginliğe yol açıldığı kaydedildi.
Kararnamenin 17. maddesinde “memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetlerin hizmet satın alma yoluyla karşılanması esastır” hükmünün hatırlatıldığı dava dilekçesinde şöyle denildi:
“Bu hüküm Belediye Yasası’nın 14. maddesine aykırıdır. Belediye Yasası’nın 14. maddesi belediyelerin yapacağı hizmetleri saymakta, ardından bazı hizmetler de ‘yapar veya yaptırır’ ifadelerine yer vermektedir. Yasa belediyelere seçenek sunmakta, zorunluluk getirmemektedir. Kararname ise belirli tür hizmetlerin Belediye tarafından yapılmasını istisna haline getirmekte, hizmet satın almayı kesin kural olarak getirmektedir. Kanunun öngörmediği bu hususun Kararname ile getirilmesi Kanuna aykırılık oluşturmaktadır.”
KADRO UÇURUMU
Sendika dava dilekçesinde kararnamenin nasıl işçi kıyımına neden olacağını da örnekler vererek anlattı. Kararnamenin eki olan cetvellere göre, Ankara EGO’ya 264 işçi öngördüğünü oysa aynı kurumda halen 2 bin 429 işçinin çalıştığına dikkat çekti. İzmir ESHOT’da ise 997 işçi çalışmasına karşın, kararnamenin 198 işçi çalıştırabileceği düzenlemesi getirdiğini belirten sendika, işçilerin tamamına yakınının kendi üyesi olduğunun da altını çizdi.