Haber Tarihi: 03 Şubat 2011 Perşembe Saat 15:40
Anadolu Ajansı  [2514333]

'Belediyeler Avrupa Birliği'ne Hazırlanıyor' Projesi


Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Şeffaflaşmayı Korku Olarak Gören, Ondan Çekinen Zihniyetlere Ödün Verecek Bir Ülke Değil' Dedi.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 'Türkiye artık ne AB'nin kapısında yalvaracak ne de kendi içerisinde AB'nin temsil ettiği demokratikleşmeyi, çağdaşlaşmayı, şeffaflaşmayı korku olarak gören, ondan çekinen zihniyetlere ödün verecek bir ülke değil' dedi.

Bağış, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) ve Türk Belediyeler Birliğinin (TBB) ortak düzenlediği 'Belediyeler AB'ye Hazırlanıyor Projesi' bilgilendirme toplantısında, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde her alanda önemli gelişmeler ve değişimler yaşadığını vurguladı.

Hiçbir ülkenin AB'den müzakere tarihi almak için 45 yıl beklemek zorunda kalmadığını, hiçbir ülkenin önüne müzakere başlıklarının yarısından fazlasının siyasi sebeplerle kapandığı bir ortam konmadığını ifade eden Bağış, 'Ama biz millet olarak azmettik. Biz o standartları yakalayacağız. AB süreci sonuçtan daha önemlidir. AB olmasaydı 50 yıl önce olduğu gibi ülkemizde darbelerden sonra başbakanların idam edildiği günleri özleyenler olabilirdi' diye konuştu.

Bağış, Türkiye'de 30 yıl önce Dostoyevski'nin, Kafka'nın dünya klasikleri arasında yer alan eserlerinin toplatıldığını ve 'komünizm propagandası yapılıyor' iddiasıyla yakıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Çok değil, bundan 10 yıl önce sizin bir meslektaşınızı ders kitaplarındaki bir şiiri okuduğu için hapsettiler. Ama bugünün Türkiye'si o Türkiye değil. Türkiye artık ne AB'nin kapısında yalvaracak ne de kendi içerisinde AB'nin temsil ettiği demokratikleşmeyi, çağdaşlaşmayı, şeffaflaşmayı korku olarak gören, ondan çekinen zihniyetlere ödün verecek bir ülke değil. Bugün halkımızın refahı için hep birlikte el ele vereceğiz. İşte bugün bu odada farklı siyasi partilere mensup belediye başkanlarımız nasıl Türkiye'nin ortak paydası için el ele verebiliyorsa bizim vatandaşımız da o standartları yakalamak için gerekli çabaları ortaya koyacak. Çünkü, hepimiz çocuklarımızı daha aydınlık bir Türkiye'de büyütmek istiyoruz. Hepimiz Türkiye'nin daha modern, daha zengin, daha şeffaf bir ülke olmasını istiyoruz.

Bu ülkede insanların etnik kökenini dile getirmeye korktuğu günler geçmişte kaldı. Ama hala insanların etnik kökeni üzerinden istismar yapmaya kalkan ve çarpık zihniyetlerini gizleyemeyen insanların da maalesef siyaset arenasında yer bulduğunu da görüyoruz. Onları da çok büyük bir üzüntüyle karşılıyoruz.'

-'TÜRKİYE VE BU MİLLET HER ŞEYİN EN GÜZELİNE LAYIK'

Bağış, AB sürecinin başladığı günden bu yana Türkiye'nin gündeminin hep demokrasi, insan hakları, daha geniş özgürlükler olduğuna dikkati çekti.

Topyekun kalkınma, gelişmiş yaşam standartları, sosyal ve ekonomik refahın, AB sürecinde Türkiye'nin gündeminden düşmeyen konular olduğunu kaydeden Bağış, 'Bu süreci hep birlikte yürüteceğiz. Türkiye ve bu millet her şeyin en güzeline en iyisine layık. Biz gerçekten Türkiye'nin o standartlarını yükseltmek için adımlar atacağız ve bütün geçmişte yaşanan acıları kökünden kurutacak çareler bulacağız. Onun için Türkiye'de reform sürecinin devamlı sürdürülmesi, Türkiye'nin kalkınmasının hep birlikte gerçekleştirilmesi gerekiyor' dedi.

'AB nedir' diye sorulduğunda 'insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesi'nin akla geldiğini ifade eden Egemen Bağış, 2 gün önce hükümeti temsilen Polonya'da bulunduğunu, 1,5 milyon insanın katledildiği bir toplama kampını ziyaret ettiğini, insanların zorla kesilen saçlarından hazırlanan kumaş kalıntılarını gördüğünü bildirdi.

Bağış, AB'ın 'o vahşetin' ardından Avrupa kıtasında bir daha kan dökülmemesi için kurulmuş bir barış projesi olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin katılımı sağlanmadığı takdirde bu barış projesinin kıtasal bir barış projesi olarak kalacağını, küresel barış projesine dönüşemeyeceğini ifade etti.

Türkiye'nin 'doğunun en batılı ve batının en doğulu ülkesi' olarak AB barış projesinin standartlarını yükseltebilecek kapasiteye sahip olduğunu kaydeden Bakan Bağış, şöyle devam etti:

'Bugün Türkiye'nin AB sürecini sadece bölge ülkeleri değil, sadece 1,5 milyarlık İslam alemi değil, inanın bana kendini batıdan, Avrupa'dan ötelemiş hisseden, bir şekilde kaynaklarının istismar edildiği inancına kapılmış 3 milyarlık insanlık alemi yakından takip ediyor. Bugün Çin'de, Hindistan'da, insan coğrafyasının tamamında da Türkiye'nin AB süreciyle ilgili makaleler yayınlanıyor, doktora tezleri yazılıyor, Türkiye'nin başarıları konuşuluyor, Türkiye'nin başarılarından hangi dersler çıkarılabilir, onun üzerine ciddi tartışmalar yapılıyor.

AB'nin bugün sıkıntıları olabilir. Bugün AB'de Yunanistan gibi, hatta bir zamanlar Avrupa'nın en mucize başarı öyküsü olarak anlatılan İrlanda gibi ülkelerde ciddi ekonomik kriz yaşanıyor olabilir. Ama hala AB önemli bir barış projesidir. Krizleri aşabilmesi için de Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Biz Avrupa Birliği sürecine bu özgüvenle gidiyoruz. Biz AB sürecinde bu kararlılıkla adım atıyoruz. Tutarlı bir ülke olarak Avrupa'nın daha güçlü olması için anahtar ülke olduğumuzu savunuyoruz.'

Bağış, Avrupa'nın arzu ettiği yeni enerji kaynaklarına kavuşması için Türkiye'ye ihtiyacının olduğunu, Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının yüzde 70'inin Türkiye sınırlarında bulunduğunu vurguladı.

Avrupa'nın yeni pazarlara ve ekonomik kalkınmaya da ihtiyaç duyduğunu ifade eden Bağış, AB'nin Türkiye aracılığıyla 1,5 milyarlık bir tüketiciye ulaşma şansının bulunduğunu vurguladı.

Bağış, Avrupa'nın hızla yaşlandığını, Türkiye'nin genç nüfus dinamizmiyle AB'ye çok önemli katkılarının olacağını belirterek, 'Biz bu süreçte 'şu fasıl açıldı, bu fasıl açıldı' ikilemine düşmeden, Türkiye'nin standartlarını yükseltmeye, Türkiye'deki rekabet ortamını AB üyesi birçok ülkeden daha çağdaş hale getirdikten sonra, onlar rekabet faslını açsalar ne olur, açmalar ne olur. Önemli olan bizim o standartları yakalamamız' diye konuştu.

- GAZİANTEP

7/10 (1 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12