Baykal'dan Başbakan'a Tepki

Baykal, Başbakan Erdoğan'a "Hukuksuzluğu Dile Getirmemi Ne Anayasa Engeller Ne de Yasa" Dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kendisini anayasanın "Mahkemelerin bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesini ihlal etmekle suçlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Hukuksuzluğu dile getirmemi ne anayasa engeller ne de yasa. Bir iddianameyi yanlış bulmak, eleştiri yapmak herkesin hakkıdır" sözleriyle karşılık verdi.
Baykal, önceki gün yapılan CHP Sinop il kongresinden dönüşünde uçakta bir grup gazeteciye Anayasanın 138. maddesini okuyarak, "Başbakan bizde 138'in ihmalini arayacağına Başbakan Yardımcısının (Cemil Çiçek) açtığı telefona baksın" değerlendirmesini yaptı. Baykal'ın sözleri şöyle:
"Bizim sözlerimizin hiçbirisi yargı mercilerinin alacakları kararlarla ilgili, onlara yön verme, emir verme, genelge gönderme, tavsiye telkinde bulunma anlamına gelmez. Biz geleceğe yönelik yapılacak işlerle ilgili tavsiye ve telkinde bulunmuyoruz. Yapılmış olan işlerle ilgili eleştirilerimizi ifade ediyoruz. Yargı kararları da idarenin kararları da eleştiriye açıktır. Ama demokratik toplumda ne yapılması gerektiğiyle ilgili talimat verilemez, yönlendirme yapılamaz. Bizim yargıya bu anlamda saygımız var. Yargının bazı uygulamalarıyla ilgili şikayetlerimizi, eleştirilerimizi söylemek hem hukukumuz, hem yetkimiz içinde, hem de görevimiz. Hükümet, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili kıyamet kopartıyor. Mahkeme karar almadan önce o kararı etkilemek için yurt içinde ve dışında nelerin yapıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Yanlış olan, suç olan bunlardı. Üstelik bunu yapanlar yetkili konumda olan insanlar.
Bizim yetkimiz, kuvvetimiz yok sadece vicdani kanaatimizi alınmış kararlarla ilgili olarak, gerçekleştirilmiş yargı kararlarıyla ilgili olarak ifade ediyoruz. Bir iddianameyi yanlış bulmak, eleştiri yapmak herkesin hakkıdır. Ucu açık iddianameden şikayet etmeye hakkımız yok mu?
Mahkûmiyet gibi
İstanbul'daki bir mahkeme bile (Kafes soruşturması) iddianamesi konusunda karar alırken bir hakimin muhalefetiyle karşı karşıya kaldı. Hakim çıktı, 'deliller yetersiz' dedi. Dava açmak Türkiye'de bir çeşit mahkumiyet gibi işliyor. Bu söylediklerimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğunu en iyi hukuk çevreleri biliyor. Başbakan Yardımcısı telefon açıyor 'tahliye et' diyor, Anayasa'nın 138. maddesi ortada. Başbakan bizde 138'in ihmalini arayacağına Başbakan Yardımcısının açtığı telefona baksın. İstanbul'daki hakim 'üzerimde kurumsal baskı var, bu davada tarafsız davranamayacağım' dedi. O baskı nereden geliyor, hakim ana muhalefet partisinin kurumsal baskısından mı şikayet ediyor?
Çok kötü günler
Yargı bakımından Türkiye'de gerçekten çok kötü günler yaşıyoruz. Habur'dan şikayet etmeyecek miyiz, bunu söylemek niye suç oluyor? Sen orada hukuku katledeceksin ana muhalefet partisi bunu söyleyince savcıları harekete geçireceksin, böyle bir şey olur mu? Habur'da yaşanan hukuksuzluğu dile getirmemi ne anayasa engeller ne yasalar engeller. Anayasayı ihlal edenler Habur'da o mahkemeyi kuranlar, o kararı aldırtanlardır. Yarın hesabını verecek olanlar da onlardır."











