Baykal: Damat Ferit Bile 'Dışarıdan Gelen Talimatı Uygulamak Lazım' Demeye Cesaret Edemedi (2/son)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Kendi Sorunlarını Kendi İradeleriyle Çözemeyen Devletlerin Sorunlarını Başkaları Onlar İçin Gelir ve Çözer" Sözlerine Tepki Göstererek 1. Dünya Savaşı'nın Sonunda da Türkiye'ye "Senin Sorunlarını Biz Çözeriz" Denildiğini Ancak Türkiye'nin Kendi Anlayışıyla Sorununu Çözdüğünü Söyledi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Kendi sorunlarını kendi iradeleriyle çözemeyen devletlerin sorunlarını başkaları onlar için gelir ve çözer" sözlerine tepki göstererek 1. Dünya Savaşı'nın sonunda da Türkiye'ye "Senin sorunlarını biz çözeriz" denildiğini ancak Türkiye'nin kendi anlayışıyla sorununu çözdüğünü söyledi. Baykal, "O zaman da birileri "Canım bu ülkeler böyle istiyor, onlarla mücadele ederek bir yere varılmaz, suyuna gidin, ne söylerlerse yapın, işbirliği içinde olalım, öyle sorunlarımız çözülür' diye düşünüyorlardı. Ama hiçbirisi, Damat Ferit dahil olmak üzere "Dışarıdan gelen talimatı aynen uygulamak lazım, sorunlarımız böyle çözülür, bunu yapmazsak başımız derde girer' diye açıkça ifade etmeye cesaret edememiştir" diye konuştu.

Partisinin Meclis grubunda konuşan Baykal, yargının AKP öncesi döneme göre daha bağımsız olmadığını ifade ederek "Falan kişiyi sen mahkum ettin, haydi bakalım müfettişler üzerine. Gerekçeli kararını yazdın mı yazmadın mı, kaç gün sonra yazdın... Artık dünya ayağa kalkmaya başladı. Uluslararası kuruluşlar Türkiye'deki yargılama sisteminin kabul edilemez olduğunu, uluslararası standartlara uymadığını resmen ifade ediyorlar. AKP'li baro başkanları dahil olmak üzere pek çok baro başkanı bu gidişi sakıncalı bulduğunu ifade ediyor. Türkiye'de Yargıtay Başkanı Adli yılı açış konuşmasında "Falan davadaki uygulamalar kabul edilebilir değildir" diye daha yürümekte olan bir dava ile ilgili bir Yargıtay Başkanı olarak tepkisini söyleme zorunluluğu hissediyor" diye konuştu.

Türkiye'de kadın-erkek eşitliğinin 2002 öncesine göre daha güvenceli olmadığını da kaydeden Baykal, "Türkiye'de kılık kıyafet, yaşam tarzı özgürlüğü daha öncesine göre güvenceye alındı diyebilir miyiz?" diye sordu.

-"DEVLETLER FATURA ÇIKARMA KONUSUNDAKİ İDDALARINDAN VAZGEÇMİYOR"-

Türkiye'nin dış politika bakımından çok önemli gelişmelerle karşı karşıya olduğunu dile getirerek "Bu gelişmeler sadece konuların öneminden kaynaklanmıyor, Türkiye'yi temsil edenlerin bu sorunlar karşısındaki tavırlarından, tutumlarından, bu konulara yönelik bakış açılarından kaynaklanıyor" dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün TBMM'nin açılış konuşmasında "Kendi sorunlarını kendi iradeleriyle çözemeyen devletlerin sorunlarını başkaları onlar için gelir ve çözer" dediğini anımsatarak "Eğer Türkiye'de rejimin zirvesinde bulunan anlayış bu ise, bu bakış açısı ile Türkiye sorunları çözmeye çalışıyor ise bu bizi çok büyük sorunlarla, sıkıntılarla karşı karşıya bırakır" diye konuştu. "Bir başka ülkenin gelip de bir ülkenin sorununu başarıyla çözdüğüne dair ne örnek var dünyada?" diye soran Baykal, 1. Dünya Savaşı'nın sonunda işgal edilmiş, ordusu dağıtılmış bir toplum olarak büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalındığını anımsatarak şöyle konuştu:

"Bize "Senin sorunlarını böyle çözeceğiz' diye bir reçeteyi teklif ettiler. Ne oldu o zaman? O reçete karşısında ne yaptı Türkiye? "Bir dakika, böyle bir şeyi kabul etmem mümkün değildir' dedi. "Ben bu konuyu kendi anlayışım doğrultusunda kendi gücümle çözerim' dedi. Çözerdin çözemezdin tartışması içinde 2,5 yıl bir mücadele yaşadık 1919-1922, ve Türkiye bağımsız bir devletle kendi sorunlarını kendi anlayışıyla çözmüş olarak ortaya çıktı. Kime karşı? Dünyanın en ciddi, en güçlü ülkelerine karşı. O zaman da birileri "Canım bu ülkeler böyle istiyor, onlarla mücadele ederek bir yere varılmaz, suyuna gidin, ne söylerlerse yapın, işbirliği içinde olalım, öyle sorunlarımız çözülür' diye düşünüyorlardı. Ama hiçbirisi, Damat Ferit dahil olmak üzere "Dışarıdan gelen talimatı aynen uygulamak lazım, sorunlarımız böyle çözülür, bunu yapmazsak başımız derde girer' diye açıkça ifade etmeye cesaret edememiştir. Onlar sessizce işi götürmeye çalışıyorlardı, mantık oydu, onu götürmeye çalışıyorlardı ama ama ifade etmeden, itiraf etmeden. Böyle bir şey olur mu? Ne oldu, biz kendi sorunumuzu kendimiz çözdük. Tabii çözerken kolay olmadı. O zaman hatırlarsanız İngiliz temsilcisi Lozan'da İsmet Paşa'ya "Bak ne söylersem geri çeviriyorsun, geri çevirdiğin her şeyi cebime koyuyorum, günü geldiği zaman onları teker teker çıkaracağım' demiştir. Ama onun da ömrü yetmedi, rahmetli İsmet Paşa'nın da ömrü yetmedi. Ama anlaşılıyor ki devletler birbirlerine fatura çıkarma konusundaki iddialarını zaman geçse de takip etme durumunda oluyorlar."

-GÜL'E TEPKİ-

Cumhurbaşkanı Gül'ün "gelip çözerler" sözlerine tepki gösteren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Neyi çözerler kardeşim? Irak'ın sorunu çözüldü mü? Afganistan'ın sorunu çözüldü mü? Kim neyi çözecek? İran'ı yönetenler İran halkına dönüp de "Sevgili İranlılar, sorunlarımızı çözmezsek birisi gelir çözüverir, aman gelin şunu şöyle çözüverelim' diyor mu? Suriye'de bunu diyorlar mı? Niye biz diyoruz? Sorunları biz çözmezsek birileri gelip çözecekmiş. Neyin sorun olduğunu sen önce nasıl anlıyorsun bir söyle de bir görelim bakalım, senin kafandaki sorun tarifi ne, sorun neymiş kardeşim? Önce sen kafandaki o sorun kompleksinden kendini kurtar. Bu, çok kaygı verici bir tablodur. Bunu üzüntüyle kaydediyorum. Gönül istiyor ki özgür bir basın ortamında bu konu sorulmalıdır ve böyle konuşanlar daha açıklama yapmaya, ne düşünüyorlarsa onu ortaya koymaya davet edilmelidir. Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Bir kısmı aynı anlayışta olduğundan dolayı, bir kısmı "Kimseyi üzmeyelim' noktasında olduğundan dolayı olayı geçiştiriyor. Çok üzüntü verici bir tablo."

-"SORUNLARIN TEMELİNDE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ YATIYOR"-

Türkiye'deki "davetkar anlayış" sebebiyle bir süreden beri yabancı hükümetlerin finanse ettiği bazı yabancı sivil toplum örgütlerinin Türkiye'ye yol haritaları hazırladığını, bu yol haritalarında Türkiye'ye "PKK ile mücadeleden vazgeçin, teröristlerle bir masaya oturmazsanız onların temsilcileriyle oturun, Anayasanızdan Türk milleti adını çıkarın, azınlık dilini eğitim dili yapın, teröristlere kademeli olarak af çıkarın" telkinlerinde bulunulduğunu söyleyen Baykal, Başbakan'ın bu öneriler ortaya çıktıktan sonra "İspatlayın, asarım, keserim" dediğini, şimdi ise "gıkını çıkaramadığını" dile getirdi.

Baykal, bu raporun ardından AB tarafından finanse edilen Azınlıkları Koruma Grubu'nun raporunun geldiğini ifade ederek şöyle devam etti:

"Tesadüf bu ya, iki ayrı rapor ama ikisi de hemen hemen aynı çizgide. Ne mutlu Türküm diyene demeyeceksiniz, İstiklal Marşını olur olmaz söylemeyeceksiniz, okullarda milli ant okumayacaksınız, Lozan'daki azınlık tanımını genişleteceksiniz, Alevileri, Kürtleri azınlık yapacaksınız. Müslüman etnik grupları ve bazı mezhepleri azınlık arasına sokacaksınız... Onun da kendine göre bir listesi var. Bunların hangi amaca yönelik olduğu belli, biz 80 yıldır bu işin içindeyiz. Burada önemli olan, yeni olan şu: Türkiye'yi yönetenlerin kafası bu tip önerilere açık duruyor, ilk kez. Öyle durduğu içindir ki zaten bu konu böyle akmaya başlıyor. O nedenle bugün karşılaştığımız sorunların temelinde ülkede Cumhurbaşkanlığı seçimi yatmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yolu açanların bugün önümüze gelen sorunlar karşısında şikayet ederken bir durum değerlendirmesi yapmalarına ciddiyetle ihtiyaç vardır."

-"YAĞMA YOK, CHP VAR"-

Cumhurbaşkanı Gül'ün "Türkiye daha fazla şehit vermeden, teröre daha fazla mali kaynak ayırmadan terör sorununu çözeceğiz, teröre kurban vermeyeceğiz, ama bu sorunu çözecek yeni kapasitemizi harekete geçireceğiz" dediğini anımsatan Baykal, "Geçen hafta 11 şehit verdik, daha dün 6 vatandaşımızı kaybettik. Ne olur şu kapasiteyi harekete geçirin de bir görelim. Neymiş o kapasiteniz? Terörle mücadele etmeden terörü etkisiz kılacak bir yöntem. Terörü gerçekleştirenler terör yönteminden vazgeçmeye hazır olduklarını söylediler mi?" dedi. "Bu tartışmalar artık çığırından çıkmıştır" diyen Baykal, Başbakan'dan mektup gelmesi durumunda mektup vesilesiyle "açılım' konusundaki düşüncelerini kamuoyuna bir kez daha ifade edeceğini açıkladı. "Açılım'ın adına en son "milli birlik açılımı" dediklerini belirten Baykal, konuşmasını şöyle tamamladı:

"İşi tam tersine çevirerek yapmakta oldukları açılımın Türkiye'yi parçalayayıcı yönünü gözden kaçırabileceklerini düşündüler. Ama bu isim koymakla falan olan bir şey değil. Ortada hiçbirşey yok. Başbakan "Hazmettire hazmettire millete bunu anlatacağız' dedi. Öyle anlaşılıyor ki kendisi hazmetmiş. Milleti hazmettirmeye hazırlandığı şeyi kendisi hazmetmiş, şimdi millete hazmettirme niyetinde. Ama hala hazmettirici ilk lokmayı da görmedik. Neyle alıştıracaksın bizi? Ne söyleyeceksin? Onu dahi söyleyebilir halde değil. Hiçbirşey söyleyemiyorlar. Hollywood yıldızlarından medet umdular, onlarla acaba işi kabul ettirebilir miyiz diye, o da olmadı bizim 1000 yıllık tarihimizin içindeki ne kadar saygın isim varsa onları bir araya getirerek, onlardan medet umarak, onların arkasına saklanarak sanki Başbakan'ın niyetlendiği ve telaffuza dahi cesaret edemediği işlerin arkasında o insanlar varmış gibi bir izlenim yaratıp bir aldatmacayı deneyerek Türkiye'yi yönlendirmeye çalışıyorlar. Ama yağma yok, burada Cumhuriyet Halk Partisi var. Bütün bu oyunlar, bu tuzaklar karşısında hiç merak etmeyin, Cumhuriyet Halk Partisi görevini sonuna kadar kararlılıkla yapacaktır ve Türkiye'yi sahiplenmeye devam edecektir." (ANKA/SON)

(HH/BÜN)

Kaynak: ANKA