Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı
Osman Baydemir'i kentte 28 Mart'ta çıkan olaylarda, göstericilere hitabı sırasında sarf ettiği sözlerden dolayı 1500 YTL para cezasına mahkum etti.
Diyarbakır'da 28 Mart'ta yaşanan ve 10 göstericinin öldüğü olaylar sırasında göstericileri yatıştırıp evlerine göndermek için sarf ettiğini söylediği sözlerden dolayı yargılanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde savunma yaptı.
Davayı Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknas Uca, DTP Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, İl Başkanı Nejdet Atalay, Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı, Bağlar Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin, Diyarbakır Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Ali Öncü, Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi izledi.
"İnşallah bir daha kentimde böyle bir trajedi yaşanmaz. Hiçbir şüpheniz olmasın ki tarih tekerrür etse ve bir daha aynı olaylar yaşansa yargılanacağımı ve ceza alacağımı bilsem de aynı çabayı ortaya koyarım" diyen Baydemir, herhangi bir demokratik devlette 28 Mart olaylarının benzeri yaşandığında emniyet müdürü, Vali, Bakanı hatta Başbakanının istifa etmek zorunda kalacağını söyledi. Baydemir savunmasında şunları kaydetti:
"Böylesi büyük bir sosyal patlamanın nedenleri üzerine kafa yorulurdu. Bu kadar çocuğun ve gencin neden bu kadar öfkeli olduğu üzerine sosyolojik analizler yapılırdı. Ama yapılan şey, kırılan camlar üzerinden olayı basit bir kriminal vaka olarak göstermek olmuştur. İddianame ve Mütalaa gösteriyor ki camlar canlardan daha değerlidir. Camların canlardan daha değerli olduğu bir yaklaşımın, bir devlet ve yönetim anlayışının takdirini sizlerin ve bütün kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Benim vicdanım, hukuk anlayışım, adalet anlayışım ve yönetim anlayışım bunu kabul etmediğini için bugün buradayım."
Duruşmaya yargılamaya ve yargılanmaya geldiğini dile getiren Baydemir, "Sormak istiyorum, öldürülen, işkence gören, tutuklanan çocuklarımıza kim sahip çıktı? Yürekleri yaygın yerine dönen ailelere kim sahip çıktı? Sayın Başbakan, hükümet ne yaptı bu konuda? Bir heyet mi gönderdi? Bir soruşturma mı açtı? Yaptığı tek şev var: Bizleri, diyalog kurması gereken yurttaşlarını mahkeme salonlarına düşürdü" diye sordu.
Diyarbakır'da yaşanan olayların, on yılların yarattığı trajedinin patlaması olduğuna dikkat çeken Baydemir "Benden ne yapmam bekleniyordu? Başbakan, "Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılacaktır' dedi ve gereği yapıldı. Çoğu çocuk ondan fazla insanımız yaşamını yitirdi. Benim savunduğum yönetim ve devlet anlayışında devlet yaşatandır. Vatandaşını yaşatabilen devlet başta kendi vatandaşının gözünde olmak üzere itibar sahibi devlettir. Karşı çıktığım, bugün huzurunuzda yadırgadığım ve yargıladığım yönetim anlayışı ise öldürendir. Diyarbakır olaylarında vatandaşlarını yaşatamayan devletin itibarı yere düşmüştür ve hala yerdedir" diye konuştu.
- ASKER ANNESİNİN DE MİLİTAN ANNESİNİN DE ACISI AYNI -
"Acımız 14'tü, 17 oldu. Ve Sayın Başbakan sağ olsun, "çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapıldı'. Acımız 14'tü 26 oldu" diyen Baydemir, acının kimliği ve gözyaşının da renginin olmadığını söyledi. Yaşamını yitiren bir "asker annesi" ile bir "militanın annesinin" yaşadığı acı aynı acı olduğuna işaret eden Baydemir, "Yaşamını yitiren gençlerimizin evlerine düşen ateş, aynı ateştir. Kentimde bir asker yaşamını yitirdiğinde hangi acıyı hissediyorsam, bir militan yaşamını yitirdiğinde de aynı acıyı hissediyorum. Yaşanan olaylarda yaşamını yitirenlerin 4'ü kentimin gençleriydi. Kentimde yaşayan anne ve babaların çocuklarıydı. Diyarbakır'da dört eve ateş düşmüşken, bu acıya elbette ortak olacaktım. O zaman ortak oldum, şimdi de oluyorum ve olmaya devam edeceğim. Kürt meselesinde yaşanan trajediye bir son vermek, 28 Martların önüne geçmek istiyorsak eğer, acılarımızı ortaklaştırmak zorundayız" diye konuştu.
Devlet ve hükümet yetkililerinin de çeşitli nedenlerle defalarca "30 bin kaybımız var" diye ifade ettiklerini anımsatan Baydemir "Ölen 30 bin insanımıza devlet yetkilileri sahip çıkınca niye sorun olmuyor davalar açılmıyor da, ben sahip çıkınca sorun oluyor, hakkımda davalar açılıyor. İnancım odur ki, gün gelecek bu kadim topraklarda herkesin acısına saygı duyulacak, acılar ortaklaşacak. Ben yıllardır bunu savunuyorum. Bunun için cezalandırılacaksam eğer, bununla gurur duyarım" dedi.
- "TANIK, SANIK VE MAĞDURUM" -
Baydemir'in savunmasının ardından avukatlar Muharrem Erbey, Meral Danış Beştaş, Tahir Elçi, Nesip Gültekin savunma yaptı. Savunmaların ardından Mahkeme Başkanı Baydemir'e son sözünü sordu. Baydemir "28 Mart-1 Nisan tarihleri arasında yaşanan trajedinin "tanığı, sanığı ve mağduruyum' ama asla faili değilim. Failler şu ana kadar yargı önüne çıkarılmadı, yargılanmadı" dedi.
Mahkeme heyeti verdiği aradan sonra Baydemir'e Türk Ceza Kanunu'nun suç ve suçluyu övme fiilini düzenleyen TCK'nın 215'inci maddesi uyarınca 2 ay hapis cezası verdiklerini açıkladı. Bu cezayı da 1 ay 20 günü indiren Mahkeme Heyeti, hapis cezasını 1500 YTL para cezasına çevirdi, ancak para cezasını ertelemedi.(ANKA)
(EYL/ZG)