Haber Tarihi: 18 Eylül 2011 Pazar Saat 11:22
Anadolu Ajansı  [2999303]

Batıya Doğru Akan Nehir" Medeniyet Belgeseli Tanıtımı


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yakın zamanlara kadar çok büyük kültürel taarruzlara maruz kaldık.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yakın zamanlara kadar çok büyük kültürel taarruzlara maruz kaldık. Belki geçmişte bu taarruzlara karşı kendi sözümüzü söyleme imkanını bulamıyorduk, ama artık bu durum değişmiştir. Bugün bir yandan medeniyetimize yapılan saldırıları göğüsleyebilecek, bir yandan da kendi eksiklerimizi telafi edebilecek durumdayız" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Batıya Doğru Akan Nehir" medeniyet belgeselinin tanıtım gecesinde yaptığı konuşmada, medeniyet tartışmalarının öne çıktığı bir dönemde böyle bir belgeselin hazırlanmış olmasını önemsediğini belirterek, belgeselin yapımında emeği geçenleri kutladı.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Medeniyet, Medine, medeni bunlara din ve dünyayı da ekleyebilirsiniz, birbiriyle alakalı, birbirini doğuran kavramlardır. Medeni, Medineli, yani şehirli olmak demektir. Suudi Arabistan'daki Medine şehrinin eski ismi 'Yesrib' idi, yani Peygamber Efendimiz hicretten sonra bu şehre 'Medine' ismini vermiştir.

'Yesrib' bir ayrılık, bir nifak ve fesat diyarıydı ama Medine olunca hem medenileşmiş, hem de 1400 yıllık medeniyetimizin inşa edildiği merkez olmuştur.

Peygamberimizin gelmesiyle birlikte, o zamana kadar kardeş ve kabile kavgalarıyla çalkalanan Yesrib, Medine olunca sulh ve güven zeminine dönüşmüştür."

-MEDENİYET KAVRAMI-

Başbakan Erdoğan, medeniyet kavramının, Batı terminolojisine çevrildiğinde esas mecrasından çıkarıldığını, dünyanın zayıf ülkeleri üzerinde bir tahakküm aracına dönüştürüldüğünü söyledi.

Güçlü olanların, dünyada tek tip bir medeniyet tanımı yaparak, diğer medeniyetleri tahkir ve tezyif ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu büyük yanlış ne yazık ki bugün de aşılabilmiş değildir. İşte şu anda Afganistan'da, Irak'ta, Yemen'de, Mısır'da, Tunus'ta, Libya'da, Suriye'de, Somali'de... Soruyorum kimler ölüyor, kimler öldürülüyor? Ne adına, niçin? Hep ölen ve öldürülenler ağırlıklı olarak Müslümanlardır. Bu kendi medeniyet ailesini üstün görme ve diğer medeniyetleri ötekileştirme anlayışı, bugün dünya barışının önündeki en büyük engeldir."

-MEDENİYETLER İTTİFAKI PROJESİ-

İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile bir araya gelerek birlikte medeniyetler çatışmasının önüne geçecek bir adım atmaya karar verdiklerini belirten Erdoğan, süreci şöyle anlattı:

"(Bu adım da bir Medeniyetler İttifakı Projesi olsun) dedik. 'Acaba bizi destekler mi, yalnız kalır mıyız, bu işi başlatalım bakalım nereye varırız' dedik. Başlattık. O bir sosyal demokrattı. Ben de Türkiye'de muhafazakar demokrat bir partinin lideriydim. Bu işi bir BM projesi haline getirelim dedik. Kofi Annan'ın son dönemiydi ve bir BM projesi haline getirdik.

Medeniyetler İttifakı Projesi, aslında bir BM projesi haline gelmiştir ve yüzü aşkın ülke, uluslararası kurum ve kuruluş da bu projeyi artık destekliyor."

"O kadar evrensel değer, o kadar demokrasi, o kadar özgürlük ve eşitlik vurgusuna rağmen, dünya haritasına bir bütün olarak baktığınızda, bu kavramların gerçekte ne kadar evrenselleştiğini görürsünüz" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşte bunun en son ve en açık örneği ne yazık ki Somali'dir. Bugün Somali'de yaşanan trajediyi sonlandırmayan, bir lokma ekmek, bir damla su bulamadığı için ölen Somalili, Etiyopyalı, Kenyalı çocuğa merhamet elini uzatmayan bir dünya gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Gelişmiş ülkeler bu noktada medeniyet kavramını, 'Biz bundan nasibimizi aldık' demek suretiyle ifade edemezler. Zira buraya uzanan el yok. Uzanan ellerin niçin olduğunu yaşayan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Böyle bir dünyada kimse ama kimse evrensel değerlerin, medeniyetin temsilcisi olduğunu, demokrasinin beşiği olduğunu iddia edemez."

"Artık eski dünyada değiliz. Bugün bütün dünya ile diyalog halindeyiz. Bu çok yönlü iletişimin bütün imkan ve araçlarına sahibiz" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İnsanlık kendi tarihini de, başkalarının tarihini de yeni araçlar üzerinden okuyor, izliyor, takip ediyor. İşte Tahrir'in gençleriyle Yunus Emre Kültür Merkezinde toplantı yaptık. O gençlerin gözleri cıvıl cıvıldı. Bütün her şeye rağmen ben Tahrir'in gençlerine inanıyorum.

Yakın zamanlara kadar çok büyük kültürel taarruzlara maruz kaldık. Belki geçmişte bu taarruzlara karşı kendi sözümüzü söyleme imkanını bulamıyorduk, ama artık bu durum değişmiştir. Bugün bir yandan medeniyetimize yapılan saldırıları göğüsleyebilecek, bir yandan da kendi eksiklerimizi telafi edebilecek durumdayız."

Yeryüzü çapında yaşanan bütün bu gelişmeleri entelektüellerin, yazarların, sanatçıların, sinemacıların, akademisyenlerin yakından takip ederek dünyaya Türkiye'nin mesajını, konumunu aktarmak, anlatmak durumunda olduklarını belirten Erdoğan, "İşte bugün tanıtım toplantısında olduğumuz bu belgeselin de böyle bir çabanın ürünü olduğunu düşünüyorum" dedi.

- İstanbul

7/10 (11 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12