Başbakan Yardımcısı Arınç."Dokunulmazlık Konusunu Bizim Yeni Anayasada Çözmemiz Lazım."

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dokunulmazlık konusunun yeni anayasada çözülmesi gerektiğine işaret ederek, "Dört partinin müştereken hazırlayacağı bir anayasada dokunulmazlık nasıl tarif edilecek ve nasıl sınırlandırılacak bunu görüp yeni"...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dokunulmazlık konusunun yeni anayasada çözülmesi gerektiğine işaret ederek, "Dört partinin müştereken hazırlayacağı bir anayasada dokunulmazlık nasıl tarif edilecek ve nasıl sınırlandırılacak bunu görüp yeni anayasamızdan sonraki dokunulmazlığı tekrar Meclis'te önümüze koymamız gerekir diye düşünüyorum" dedi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, NTV'de katıldığı canlı yayında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Leyla Zana'nın çıkışının ardından Başbakan Erdoğan'a Sırrı Sakık'dan gelen
"aziz olun çağrısı"nı değerlendirmesi istenen Arınç, öncelikle Sırrı Sakık'a başsağlığı dilemek istediğini söyledi.
"Kendisi çok sevdiğimiz, saydığımız bir arkadaşımızdır. Siyasetimizde muhalefet etsek de birbirimize, insan olarak benim saygı duyduğum bir insandır" diye konuşan Arınç, Sakık'ın oğlunun vefat haberini Bursa'da aldığını ve başsağlığı için telefonla aradığını anlattı. Arınç, o sırada Sakık'ın uyutulduğunu ifade ettiklerinden ağabeyi ile görüştüğünü, başsağlığı dileklerini twitter'dan da yaptığını söyledi.
Bu konuda samimi olduğunu ifade eden Arınç, "Yani bir insanın evladını kaybetmiş olması aslında hepimizin üzüntüsüdür. Buna yönelik maalesef sosyal medyada terbiyesizce utanmadan sıkılmadan bazı eleştirilerin veya bazı hakaretlerin yer aldığını gördüm. Bunları kesinlikle kabul etmiyorum. Bir insanın evlat acısını paylaşmamız gerekir. Hepimizin evladı bizim için çok önemlidir. Allah kimseye evlat acısı vermesin diye de bolca dua ederiz" diye konuştu.
-"Sarılıp kucaklaşacaklarına"-
Arınç, Leyla Zana'nın "Bu terör bitmelidir, şiddet sona ermelidir, bu işi Tayyip Erdoğan yapabilir" şeklindeki beyanlarını anımsatarak, bu beyanın pek çok siyasetçi tarafından da yapıldığını söyledi.
Ancak, Leyla Zana'nın belki ademe mahkum ediliğini, ikaz edildiğini, dikkatinin çekildiğini, biraz da tehdit edildiğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün mesele şurada. BDP bağımsız siyaset yapabilse çok iyi bir aktör olarak, terörün sonlandırılması konusunda çok önemli rol üstlenebilir. Ama ne var ki PKK'dan bağımsız siyaset yapamıyor, yapması da şu şartlar altında mümkün değil. Bireysel olarak cesaret göstererek Türkiye'ye sahip çıkmak adına Kürt kardeşlerimize sahip çıkmak adına, terörü, şiddeti, öldürmeyi sonlandırmak adına bireysel olarak ortaya çıkanlar olabilir. Ancak BDP'nin hem manevi şahsiyeti hem de parti olarak varlığı bunu yapacak cesarette ve güçte değil. Keşke böyle olsalar. O kadar önemli bir rol üstlenebilirler ki.
Her BDP'li milletvekili yolda sarılıp kucaklaşacaklarına 'siz niçin dağdasınız- Niçin insan öldürüyorsunuz- Bu silahlar neyin nesi- Sizin hangi taleplerinizi biz dile getirmedik- Bunlar siyasi taleplerse parlamentoda biz varız, siyaset yapacağız. Hem orada hem bütün Türkiye'de hem bütün Avrupa'da. Bu iş siyasetle olur şiddetle olmaz' demeleri gerekirken, 'silahlar bizim güvencemizdir' demek, '400 kilometrede PKK hakimdir' demek, ölümleri sıkışmadıkları sürece telin etmemek elbette hoş değil.
Gönlümle diliyorum ki keşke BDP bağımsız siyaset yapabilse, keşke bütün Türkiye için siyaset yapabilse ve şiddete karşı çıksa ve biz onlarla bütün muhalefet partileri de dahil olmak üzere Türkiye'de bu şiddetin sonlandırılması konusunda işbirliği yapabilsek. Bu iyi niyetle çıkışların güç bulmasını dilerim.
Onlara destek olmamız gerektiğini düşünürüm. Ama Kemal Burkay'ın başına gelenlerle, Şivan Perver'in başına gelenlerle BDP'den bazı siyasetçilere 'otur oturduğun yerde ne biçim konuşuyorsun' demekten vazgeçerek keşke bunlar biraz daha güçlü biçimde seslerini yükseltip halkla halkla kucaklaşabilseler, halkı PKK'dan uzaklaştırabilme konusunda bir gayret sarf etseler."
-"BDP sert politika yapıyor"-
BDP'lilerle terör örgütü üyelerinin kucaklaşma görüntüleriyle ilgili dokunulmazlıkların kaldırılacağı ve yargılama yolunun açılacağı yönündeki görüşleri değerlendirmesi istenen ve "BDP'nin Meclis'te sertleşen politikasını daha da sertleştirecek mi bu olay-" sorusu yöneltilen Arınç, BDP'nin sert politikası olduğunu, bunun aynı zamanda olumsuzluklar da getirdiğini söyledi.
"Umarım bundan vazgeçerler" ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti:
"Yani kürsüde bardak kırmaktan tutunuz, sadece bağırıp çağırmakla, sadece o bölgeye giderek bazı eylemlere öncülük etmekle, yeri geldiğinde polise karşı gelmekle, tokatlamakla yeri geldiğinde kamu görevlilerini Van'da olduğu gibi darbetmekle, yeri geldiğinde İstanbul'daki gösterilerde anarşistleri kucaklayarak kendi arabasına koyup kaçırmakla vazife yapıyorlar. Dolayısıyla BDP'nin bu sert dili, şiddete yönelik dili bir siyasetçi dili değildir, o ayrı bir konu."
-"PKK ile kucaklaşmadan daha ağır dosyalar var"-
BDP'li milletvekili Sebahat Tuncel hakkında terör örgütü üyeliğinden verilen hapis kararını değerlendiren Arınç, "Pek çoğu hakkında da bu tür yargılamalar var bildiğim kadarıyla. O yargılamalar bittiği zaman Ayşe'nin, Fatma'nın, Mehmet'in Ahmet'in de suçlanması veya beraat etmesi mümkün olabilecektir" dedi.
BDP'li milletvekillerinin parlamentoda 400'den fazla dosyası bulunduğunu ifade eden Arınç, "Bu dosyaların her biri PKK ile kucaklaşmalarından belki daha da ağırdır. Yani geçtiğimiz dönemde 2007-2011. 2011'den bu yana 1,5 yıl geçtiğini kabul edelim o dosyalarından dolayı dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme gelmemişse sadece bu olaydan dolayı gündeme getiriliyorsa, bunun üzerine çok iyi düşünmek gerekir" dedi.
Arınç, bazılarının bu düşüncesini aykırı bulabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Sadece o PKK-BDP buluşması, koklaşması, öpüşmesini suç kabul ederek ondan dolayı dokunulmazlık kaldırmak ne kadar ciddi bir iştir ve sadece bundan dolayı kaldırırsanız diğer dosyalarından dolayı yargılama yapamayacağınıza göre neyi amaçladığınızı iyi düşünmeniz lazım.
Ben çok basit bir şey söylüyorum. Bütün dokunulmazlıklarla ilgili dosyalara henüz el sürmediğimize göre, bugüne kadar beklettiğimize göre yeni anayasa çalışmaları da devam edip belki de bu yılın sonunda sonuçlanabileceğine göre, dokunulmazlık konusunu bizim yeni anayasada çözmemiz lazım. 4 partinin müştereken hazırlayacağı bir anayasada dokunulmazlık nasıl tarif edilecek ve nasıl sınırlandırılacak bunu görüp yeni anayasamızdan sonraki dokunulmazlığı tekrar Meclis'te önümüze koymamız gerekir diye düşünüyorum.
Çünkü sonuçları siyasidir. Siyasi sonuç elde edeceksek, PKK'nın da BDP'nin de bundan karının ne olacağını düşünmemiz lazım.
Bir parti ki her gün 'beni kapatın' diye bağırıyorsa, bir milletvekili ki her gün 'benim dokunulmazlığımı kaldırın çünkü ben suç makinesiyim, her gün bu suçu işleyeceğim' diyorsa bizim bunların ekmeğine yağ sürmemizin ne kadar faydası var bence bunu iyi düşünmemiz gerekir."
(Sürecek)
Muhabir: Selma Kasap
Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA
















