Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 12 Eylül askeri darbesinde dış güçlerin etkisiyle ilgili "Bu darbeler başarıldığı zaman, Türkiye dışında 'bizim çocuklar işi başardılar' diye sevinildiği de yazılır, söylenir."
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 12 Eylül askeri darbesinde dış güçlerin etkisiyle ilgili "Bu darbeler başarıldığı zaman, Türkiye dışında 'bizim çocuklar işi başardılar' diye sevinildiği de yazılır, söylenir. Zaten bu tür olaylarda bir dış desteğin veya bir yönlendirmenin olması da çok doğaldır. Yani derinine gidildiği zaman belki bunun bağlantılarını ortaya koymak da mümkün" dedi.
Arınç, "Türkiye'nin, bunun dışarıya sorup, sorgulayabilmek için bugünkü trendini devam ettirmesi lazım. Yani güçlü bir devlet oldukça, söz sahibi oldukça, kendi içerisinde ekonomisiyle, yönetimiyle, toplumsal barışıyla ne kadar birbirine, içiçe geçmiş ve daha güçlenmiş ise dışardan bunun hesabı sorulabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Siyaset Meydanı" adlı programda Ali Kırca'nın sorularını yanıtladı.
"12 Eylül'ün ve daha önceki darbelerin de NATO çerçevesi içerisinde olduğu hep söylendi. Dolayısıyla bir uluslararası boyutu var işin...Dolayısıyla bir hesabın da dışarıya sorulması gerekmiyor mu-" sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:
"Çok doğru söylüyorsunuz. Bu darbeler başarıldığı zaman, başka yerlerde, Türkiye dışında 'bizim çocuklar işi başardılar' diye sevinildiği de yazılır ve söylenir. Zaten bu tür olaylarda bir dış desteğin veya bir yönlendirmenin olması da çok doğaldır. Yani derinine gidildiği zaman belki bunun bağlantılarını ortaya koymak da mümkün. Türkiye, bunu dışarıya sorup sorgulayabilmek için bugünkü trendini devam ettirmesi lazım. Yani güçlü bir devlet oldukça, söz sahibi oldukça, kendi içerisinde ekonomisiyle yönetimiyle toplumsal barışıyla ne kadar birbirine iç içe geçmiş ve daha güçlenmiş ise dışardan bunun hesabı sorulabilir. Yoksa mesela PKK terörüyle ilgili olarak da bazı ülkelerin bu terörün şu veya bu şekilde destekleyicisi olduğunu söylerler, biz de biraz biliriz, ama onlara harp ilan edecek halimiz yok. Bunları biliriz, tedbirini alırız, başbaşa geldiğimiz zaman da 'ayağını denk al, yaptıklarından haberimiz var, bu işlerden elini ayağı çek' deriz, bunu da yapıyoruz. Şimdi gerilere gidip de '12 Eylül'ü sen yaptırdın, 27 Mayıs'ta da senin parmağın' vardı diyerek birilerine 'gel bakalım Yüce Divan'a' diyecek halimiz yok."
Arınç'ın, "İç içe geçmiş meseleler bunlar. Yani Amerika'nın CIA vasıtasıyla dünyanın neresinde neler yaptığını..." yönündeki değerlendirmesi sırasında söze giren Ali Kırca, "Siz CIA adını söyleyince ben de söyleyeyim, Wikipedia'ya
'kontrgerilla' diye yazınca aynen şöyle deniliyor; 'kontgerilla NATO bünyesindeki ülkelerde sol örgütlenmeye karşı oluşturulan CIA bağlantılı yasadışı gladyo örgütlenmelerinin Türkiye'deki adıdır'. Asıl kökü dışarda olan bu yapılanma ve bunun konuşulması gerekiyor" demesi üzerine Arınç, şöyle konuştu:
"Bunu biliyor olmamız ve bunu konuşuyor olmamız, bence meselenin çoğunu halletmiş demektir. Çünkü bir devlet yönetimi, bir hükümet bu konularda bilgi sahibi olursa, çok doğru, çok isabetli, çok yerinde, bunu dışarıya karşı da en iyi şekilde kullanır. Biz, eskiden olduğu gibi başı önünde mahçup bir edayla duran bir ülke değiliz artık. Nerede ne konuşacağımızı, nerede ne yapacağımızı en azından kendimiz belirliyoruz ve kendimiz belirlediğimiz işlerde de dünya bizi dikkatle dinliyor. Daha 1 Nisan'da, İstanbul'da yaptığımız Suriye Halkının Dostları Grubu Toplantısı'na 80'e yakın ülke katıldı."
-"27 Nisan ayrı bir konudur"
"Darbeleri Araştırma Komisyonu" kurulmasıyla ilgili önergede bazı ifadeler aktarılarak, 27 Nisan'ın araştırma kapsamında yer alıp almayacağının sorulması üzerine Arınç, "Ben tam metni okumadım ama 27 Nisan ayrı bir konudur. Yani 28 Şubat da bir darbe değildir ama bir hükümeti devirmiştir. Yani darbenin bir başka şekliyle işlenişi vardır. MGK kararları, Sayın Demirel'in buna iştirak etmesi, askerin tutumu, maalesef başka siyasi partilerin de buna 'evet' demesiyle Türkiye'de bir siyasi dönem bitirilmiş başka bir siyasi dönem başlatılmıştır" dedi.
Meclis araştırmasının icrai fonksiyonunun bulunmadığını, bu nedenle sadece bir olayı tespit amacıyla komisyon oluşturulduğunu belirten Arınç, burada ticari ve devlet sırlarının araştırma konusu yapılamayacağı yönünde iki engel bulunduğunu vurguladı, uygulamalar hakkında bilgi verdi.
"27 Nisan'ın neden ayrı tutulduğu" sorusuna karşılık Arınç, şunları söyledi:
"Bir defa yani 27 Mayıs gibi veya 12 Eylül gibi sonuç vermiş, Meclis'in kapatılmasına yol açmış, şunu şunu gerektirmiş bir sonuç ortada değil. Ancak hükümete karşı bir tavır var, parlamentoya karşı bir tavır var. Parlamentoya diyor ki; anayasal görevin cumhurbaşkanını seçmektir ama böyle birisini seçemezsin, ben bunu beğenmiyorum, ben bunu istemiyorum. Hükümete de aba altından sopa gösteriyor. Sen de artık bunu savunma anlamına gelecek sözler. Hükümet buna karşı çıkıyor. Ertesi gün cevabını veriyor. Parlamento da bence daha önemli bir şey yapıyor. Bir anayasa değişikliği yapıyor, 'cumhurbaşkanını bundan sonra halk seçecektir' diyor. Kasımda olacak seçimi temmuz ayına alıyor. Bütün bunlar elbette bu 27 Nisan'da o yazılı olan bildiriyi geçersiz kılacak şeyler değil, ama ben tabii metni okumadığım için 27 Mayıs veya 12 Eylül'den farklı bir yere koymuşlarsa 27 Nisan'ı, belki bu sebepler gözetilerek konulmuş olabilir diyorum. Ama hepsinin araştırılması, askeri güç kaynaklı darbe veya benzeri teşebbüslerin sebepleri sonuçları üzerine herhalde bir araştırma komisyonu olacak."
"Bir taraftan teşebbüsten dolayı yargılamalar sürerken, bunun Meclis Araştırma Komisyonu'na başka bir teşebbüsün dahil edilmemesi konusunda çelişki gibi algılandı" sözlerine karşılık Arınç, şunları kaydetti:
"Bu iddianamede TCK'nın 146. maddesine aykırılık var, savcı öyle diyor. O da anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs. Aynı zamanda ikinci bir şey var iddianame içinde 147. maddede Bakanlar Kurulu'nu ıskata teşebbüs var. Diyor ki
'bu suçun unsurudur o, çünkü meclis kapatılmakla hükümetin faaliyetleri sona erdirilmekle millet iradesine karşı çıkılmıştır.' 'Bu suç daha ağır bir madde olan 146'nın içinde vardır' diyor. Bence de doğru bir tanımlama. Tabii savcı iddianame yapar ama mahkeme vasfını koyar. Yani hangi maddeden yargılayıp sonuç alacağını mahkeme kararlaştırır. Dolayısıyla 146. maddenin unsurları içerisinde bunların hepsi var. Orada tabii 'seçme, seçemezsin, ben istemiyorum, beğenmiyorum' şeklindeki sözlerin hangi safhada kaldığını mahkeme mutlaka kararlaştıracaktır. Kaldı ki şu anda 28 Şubat'la ilgili bir soruşturma var, ama henüz sonuçlanmadı."
- ANKARA
















