Başbakan Erdoğan, Partisinin Kadın Kolları Kongresine Katıldı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mevlana'nın Sözlerini Parti Sloganı Haline Getirerek İstismar Etmekle Değerler Dünyasının Hayata Geçirilmiş Olmadığını Belirterek, "Bal Bal Demekle Ağız Tatlanmıyor, Balı Yersen Ağız Tatlanır" Dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mevlana'nın sözlerini parti sloganı haline getirerek istismar etmekle değerler dünyasının hayata geçirilmiş olmadığını belirterek, "Bal bal demekle ağız tatlanmıyor, balı yersen ağız tatlanır" dedi.
Bir dizi açılış ve toplantıya katılmak üzere Konya'ya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Konya İl Kadın Kolları Kongresi'ne katıldı. Konya 100. Yıl Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen kongreye eşi Emine Erdoğan ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile gelen Başbakan Erdoğan'a salonda bulunan partililer büyük ilgi gösterdi. Kongreye, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, AK Parti Konya İl Başkanı Faruk Dügen, AK Parti Konya Milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve çok sayıda partili katıldı. Başbakan Erdoğan konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelirken salondan "Vur vur inlesin Deniz Baykal dinlesin" sloganları atıldı. Başbakan Erdoğan, bir kez daha Konya'da bulunmaktan ve dostluk havasını teneffüs ediyor olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Konya, Hz. Mevlana'nın, Hz. Şems'in, aşkın, sevginin, hoşgörünün, maneviyatın şehri. Konya, Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, modern cumhuriyetimizin şehri. Buraya gelip de eli boş dönmek mümkün mü? Konya'nın havasından, enerjisinden, huzurundan nasiplenmemek mümküm mü? Dünyanın dört köşesinden insanlar akın akın Konya'ya geliyor. Yurt içi ve dışından binlerce turist 13. yüzyılda dünyaya seslenen Hz. Mevlana'nın çağısına uyup akın akın Konya'yı ziyaret ediyor. Hangi ülkeye gitsem Medeniyetler İttifakı, Mevlana ittifakıdır diyerek Konya'yı ve Mevlana'yı adres gösterdim. Nereye gittiysem, Mevlana'nın çağrısını ilettim. Neden, çünkü bu çağın panzehiri, merhemi Hz. Mevlana'nın mesajında gizlidir de ondan.
Savaşların, çatışmaların, gerginliklerin, düşmanlıkların, kinin, nefretin devası Hz. Mevlana'nın felsefisidir de ondan. Kardeşliği, dostluğu, erdem ve fazileti yayan bu anlayış, her türlü farklılığı zenginlik kabul eden bu kültür. 5 sene öncesine kadar Konya'ya gelen ziyaretçi 500 bin, şimdi 2.5 milyon insan burayı ziyaret ediyor. Bütün dünya akın akın buraya geliyor. Bugün 2,5 milyon, bu yeterli değil gün ola harman ola bu rakamların 10 milyonu yakaladığını göreceksiniz" dedi.
MEVLANA'NIN SESİNE KULAK VER, GERİLİMDEN KURTULURSUN Başbakan Erdoğan, Konya'nın değiştiğini, Orta Anadolu'nun en modern kenti haline geldiğini ifade ederek, "Ama bazıları kendilerini Ankara'ya hapsetmeyi, gönlünü, gözünü kapatmayı marifet saydıkları için buralara çok uzaklar. Oysa gidemedikten sonra zaten her yer uzaktır. Asıl uzaklık, milletin gönül dünyasından, değerler dünyasından kopmak, milletin günlük yaşamına yabancı kalmaktır. Denizdeki balığın denizden habersiz olduğu gibi bunlar da yanı başındaki hazineden, zenginlikten habersizdirler. Sadece Mevlana törenlerine gelmekle bu felsefe yaşatılmıyor. Sadece Şeb-i Arus törenlerine katılmakla anlayış hayata geçirilmiyor. Mevlana'nın sözlerini parti sloganı haline getirerek istismar etmekle değerler dünyası hayata geçirilmiş olmuyor. Bal bal demekle ağız tatlanmıyor, balı yersen ağız tatlanır. Dine önem verdiğini söylemekle milletin maneviyatı paylaşılmış olmuyor. Siz milletin din ve vican özgürlüğünü ne kadar savunuyorsunuz? Milletin manevi iklimini ne kadar paylaşıyorsunuz? Önemli olan bu. Önemli olan Mevlana'nın sözlerini siyasi zeminde istismar etmek değil, özümüsemek, bu değerleri hayatında göstermektir. Sen hem Mevlana'nın hoşgörü mesajını, kardeşlik mesajını slogan yapacaksın, hem de 23 Nisan gibi önemli bir çocukların bayram gününde zehir zemberek nefret dolu konuşmalar yapacaksın. Çocuk bayramında çocuklara kötü örnek olacak bir siyasi üslup sergileyeceksin, o gün söyleme ertesi gün söylersin. Biraz samimiyet, dürüstlük lütfen. Yılda bir kere gelmekle olmuyor. Gelip, Mevlana'nın semtine uğrayacaksın, havayı, teneffüs edeceksin, gönlünü açacaksın, buradaki halkla birlikte kucaklaşacaksın, mesele bu. Sadece kulağınla değil, bütün kalbinle önce milletin sesine, ardından da Mevlana'nın sesine kulak vereceksin. İnan ki o gerilim havasından kurtulursun. Çocuk bayramında bile gizleyemediğin nefret duygusu varya, inan ki hepsine şifa bulursun. Kurultaydan kurultaya değişimci görünmekle milletin değerlerine saygı duyar gbi yapmakla değişimci olunmuyor, demokrat olunmuyor. Biz bu çağrıya kulak verdik, bizim kinle öfkeyle işimiz olmaz. Ayrımcılıkla, ayrışmayla, fitneyle, fesatla işimiz olmaz. Biz birleştirmek, bütünleştimek, üretmek için geldik. Biz gönüller yapmak, gönüller kazanmak için geldik. Bunlar 5,5 yıldır konuşuyor biz ise yapıyoruz. Hatta onlar 40-50 yıldır sadece konuşuyor biz ise iş üretiyoruz. Gelin yapıcı eleştirilerde bulunun. Bu ülkeyi birlikte daha ileriye taşıyalım. Gelin bu çorbada sizin de tuzunuz olsun. Bunların o taraklarda bezi yok. Bunların işi gücü engel çıkarmak, yollara hendekler kazmak. Kalkınan bir Türkiye'yi zincirlerle mahkum etmek. Bunların sosyallikle, sosyal devletle, sosyal politilarlarla ilgileri var mı? Bunu biz değil artık bütün dünyadaki sosyal demokrat liderler söylüyor. Bizi Yürkiye'yi Avrupa'ya şikayet etmekle vasıflandırdırlar. Beyefendi niye böyle konuşuyorsun? Bu imzayı atanlar sosyal demokrat liderlerdir. Sosyal demokrat milletvekillleri attı. Anlatsaydın onlara da, atmasaydılar. Senden mi izin aldılar yoksa. Veya sen başka şeyler söyledin de sana rağmen mi bunu yaptılar. Ne yaptınız bu ülke için; nutuk atmak, engel çıkarmak, gerilim oluşturmak, milli egemenliği tartışmaktan başka ne yaptınız. Laiklik denince, mili egemenlik denince ezberlemiş gibi başımızın üzerinde yeri var diyorlar. Evet bunların hepsinin başlarının üzerine yeri var. Çünkü bütün bu kavramları rafa kaldırmışlar onun için" şeklinde konuştu.
81 VİLAYETİ DOLAŞIYORUZ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye'yi baştan başa dolaşın. Ama Türkiye'de 81 vilayeti dolaşan lider var, bir de Sivas'ın doğusuna veya batısına geçmeyen lider var. AK Parti'nin lideri 81 vilayeti sürekli dolaşıyor. Yapmaya da devam edeceğiz. Halep ordaysa, arşın Konya'da. Konya'da gördükleriniz bizi anlatıyor. 22 Temmuz'da 10 binlerce Diyarbakırlı vatandaşımızın elinde Türk Bayrağı, bizden başka parti yok. 80 bin insana tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet dedirtiyoruz, biz buyuz. Ayrımcılığı ortadan kaldıran anlayış bu. Birlik, bütünlük ancak böyle olur. Hastaneler, poliklinikler, sabahlara kadar hastanenin eczanesinde kuyruk bekleyenler. Yarısını alıp yarısını alamayan kardeşlerim. İstediğin hastaneye gidip, istediğin eczaneden ilacı alabiliyormusun. 56 ay sonraya gün atmak yok. Hatalar olabilir. Eli öpülesi bazısı ihmalkar. Ama sistem bu ülkede zengin fakir ayrımı yapmayacaksınız diyor. Geçenlerde 2 olay yaşadık. Bir tanesi de yanık vakası. Tabi üzüntü verici. Hemen aradım ve bakanımla görüştüm, müdahele edildi. Orası 5 gün kapatıldı. Bu yetmez, bu vakalar önümüze gelirse Sağlık Bakanlığı'nın anlaşmalarını iptal edeceğiz. Sadece 5.5 yılda 310 bin konut yaptık, 170 binini teslim ettik. 5 bin konut Konya'da sahiplerine verildi. 4 bine yakını da yakın zamanda tamamlanacak." DEPOLARINDA PİRİNÇ SAKLAYAN VARSA BİZE HABER VERİN CEZASINI VERELİM Başbakan Erdoğan, son günlerde modanın, pirince zam, bulgura zam olduğunu söyleyerek, "Dünyada bir kuraklık yaşandı. Bunu fırsat bilen spekülatör yok mu? Bunlar dürüst değil. Böyle fırsat kollanmaz, kendini vatandaşın yerine koyar. Ambarlarını dolduruyor. Geliyor vatandaşıma 2 liraya aldığını, 4-5'e satıyor. Vicdansızlık, sahtekarlıktır ama ne oldu hemen fiyatlar düşmeye başladı. TMO hemen 30 bin ton verdiği pirinci geri aldı. Fiyatlar eskiye dönmeye başladı. Şimdi ithal de yapıyoruz. Vatandaşım da daha hassas olacak. 2-3 liraya, 5 liraya çıkarmışlarsa bulgur, makana yiyelim. Elinde kalsın, onları bir terbiye edelim. Depolarında pirinçleri saklayan varsa haber verin bize, biz cezalarını verelim. Hep beraber dayanışma içinde yapacağız. Konya'nın ovası artık bereketleniyor. Mavi Tünel bittiği anda Konya'da sulamada sıkıntımız kalmayacak. 5 yıl süre vermiştik. Sadece Konya'nın değil, Türkiye'nin ihtiyacında rol oynayacak" dedi.
BİZLERİN AYAKLARININ ULAŞTIĞI YERE ONLARIN HAYALLERİ BİLE ERİŞEMEZ Muhalefetin özelleştirmeler hakkındaki eleştirilerine de yanıt veren Başbakan Erdoğan, "Bazıları diyor ki 'Siz özelleştirmeden elde ettiğiniz parayı nereye harcadınız?' Bu özelleştirdiğimiz kurumların bazıları zarar ediyordu. Biz dedik ki, 'Devlet ticaret yapmaz, devlet yönetir.' Ve bu kurumları özelleştirdik. Bu özelleştirdiğimiz kurumlar şimdi bize vergilerini ödüyor ve bu kurumlarda en ileri teknolojileri kullanıyorlar. Ama bazılarının mantığı başka. Bunların mantığı 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz. Salla başı al maaşı' mantıkları buydu. Bu özelleştirmelerden 30 milyar dolar gelir elde ettik. Bu para nereye gitti açıklayayım. Biz hükümeti devraldığımızda IMF'ye olan borcumuz 23.5 milyar dolardı. Şimdi ise bu borç 7 milyar dolar. Yani tam 16.5 milyar dolar IMF'ye borç ödedik. Bunlar bir zaman nema adı altında sizlerden para topladılar ama ödemediler. Bu para toplam 13.5 katrilyon liraydı. Ben dedim ki, 'Arkadaşlar, devletin vatandaşa borcu olamaz' ve Allah'a şükür bu parayı ödüyoruz. Biz iktidara geldiğimizde Merkez Bankası'nın kasasında 26.5 milyar dolar vardı, şimdi ise 72 milyar dolar var. Şu 3 başlıkta toplam 72 milyar dolar harcadık. Elinize, dilinize dursun. Hala utanmadan çıkıp, 'Türkiye'yi borçlu bir ülke haline getirdiler' diyebiliyorlar. Eskiden 100 liranın 78 lirası borçtu. Şimdi ise 36 lirası borç. Gayri Safi Milli Hasılamız 230 milyar dolardan 659 milyar dolara çıktı. Artık 2. ligde değil 1. ligde oynuyoruz. Onlar bu farkı anlayamaz. Bizim ayağımızın yetiştiği yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz" dedi.
Hükümet olarak eğitime ayrı bir önem verdiklerini ve bu konuda birçok önemli projeye imza attıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "İktidarımız döneminde 115 bin derslik yaptık. Sadece Konya'ya 2 bin 738 derslik yaptık. Selçuk Üniversitesi'ne Edebiyat Fakültesi kazandırdık. Ayrıca 10 genel lise, 8 Anadolu Lisesi, 1 Anadolu Öğretmen Lisesi ve 2 adet Konya'da hiç olmayan Sosyal Bilimler Lisesi açtık. Okullarda bilgisayar yokken biz 9 bin 110 bilgisayarı okullara gönderdik. Bin 173 okulumuza internet hizmeti götürdük. Buradan Konya Büyükşehir Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyorum. Şu an bitirilmek üzere olan 100'e yakın proje var. Biz bu yola milletimizle çıktık ve bu yoldan asla dönmeyeceğiz. Bu yolda rehberimiz de, yol arkadaşımızda sizsiniz, milletimizdir. Bütün enerjimizle kadın-erkek beraber çalışacağız" şeklinde konuştu.
BUNLAR İFTİRA AT TUTMAZSA İZİ KALSIN MANTIĞI YÜRÜTENLERDİR 2009 Yerel Yönetim Seçimleri'ne de değinen Başbakan Erdoğan, "2009'un Mart'ın da Yerel Yönetimler seçimini yapacağız. Şunu açıkça söyleyeyim, bizim milletimize veremeyeceğimiz hesabımız yoktur. Alnımız açık, başımız dik. Siz bazı gazete ve televizyonlarda çıkan yalan haberlere itibar etmeyin. Bunlar 'İftira at, tutmazsa izi kalsın' mantığıyla hareket edenlerdir. Onlar 'Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır' düsturuyla çalışanlardır. Biz nasıl bu yola koyulduysak, öyle devam edeceğiz. Şimdi bağıranlar hortumu kesilenlerdir. Amaçları bizleri köşeye sıkıştırıp, 'Hani bizim komisyonumuz' demektir. Bir önceki iktidar döneminde fona devredilen banka sayısı 22'dir. Bunun vatandaşıma maliyeti ise 46 milyar dolardır. Ama şimdi yok, neden çünkü hortumları kestik. Bazı çıkar çevrelerinin bu bankalardan kazandığı para ortadadır. Kimse milleti cahil yerine koyup kendini alim yerine koymasın. Çünkü bu millet gereken cevabı vermeyi bilir. Sandık önüne gelince 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' hükmü tecelli edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın" diye konuştu.
Konuşmasının ardından AK Parti Konya İl Başkanı Faruk Dügen, Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'a çini işlemeli bir tablo hediye etti.
(MÇ-FM-ÖK-Y)




















