Almanya temaslarını sürdüren Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Bavyera Eyaleti Başbakanı Günther Bekcstein ile görüştü.
Akşam saatlerinde yarın düzenlenecek konferansa katılmak üzere başkent Berlin'den Münih'e gelen Başbakan Erdoğan, Bavyera Eyaleti Başbakanı Bekcstein ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, "Bu ziyaretimiz çok çok önceden belirlenmiş bir ziyaret. Fakat Ludwigshafen'de meydana gelen acı olay bu ziyaretimizi gölgelemiş durumda. Ama inanıyorum ki bu acı hepimizin ortak acısı. Dün olay yerinde incelemelerde bulunduk, bilgiler aldık. Gerek Alman polisinin
gerek itfaiyenin yaptığı çalışmalardan duyduğumuz memnuniyetlerimizi ayrıca ifade etmek istiyorum. Hastalarımızı yerinde ziyaret ettik. Doktorlar, hemşireler ve sağlık personelinin gerçekten hastalarımıza karşı gösterdikleri ilgiyi, şefkati bizzat kendilerinden dinledik. Bundan da ayrıca memnunuz" dedi. Almanya ile Türkiye arasındaki dostluk bağlarının çok eskilere dayandığını ifade eden Erdoğan, "Son 5 yılda başbakanlığım döneminde gerçekten AB sürecinde her zaman Almanya'yı yanımızda gördük. Bundan
sonraki süreçte de bu dayanışmamızın devam edeceğine inanıyorum. Aramızdaki ekonomik işbirliği her geçen gün artıyor. Almanya ile siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel, turizm gibi bir çok alanlarda işbirliğimiz var. Ekonomik alanda ticaret hacmimize baktığımızda, 2007 sonu itibariyle 22 milyar euroya ulaşmış durumdayız. 4 milyar euroluk bir açığımız var. Tabii bu biraz bizim aleyhimize. Dengeye getirirsek çok daha isabetli olacak. Bunun yanında, Türkiye ile Almanya arasında eğitim konusundaki
çalışmaların geleceğe çok farklı bir temel oluşturacağına inanıyorum. Türkiye'de Almanca eğitim veren okullarımız var. Örneğin bir Alman Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Lisesi. Bunlar Almanca eğitim veren okullarımız. Şimdi ise Almanca eğitim verecek bir üniversitenin kuruluş çalışmaları yapılıyor. Temennimiz odur ki, bizde bunun karşıtını Almanya'da kuralım. Bunlar Türkiye-Almanya ilişkilerini çok daha güçlü kılacak atılımlar, adımlar olacak. Ben bunu entegrasyon için çok önemsiyorum. Entegrasyon
için burada yaşayan Türkler'in çok iyi Almanca konuşmasını önemsiyorum. Ama dil biliminde, bir ikinci dili öğrenmek isteyenin, ana dilini çok iyi bilmesi gerektiğini biliyorum. Almanca'yı iyi konuşamayanları şöyle bir dinlediğimiz zaman, Türkçe'yi de iyi konuşamadıklarını görüyoruz. Bu konuda Almanya ve Türkiye arasında bizim bir dayanışma içinde olmamızın gereğini konuştuk. Aynı apartmanları, aynı sokakları, aynı mahalleleri özgüven içerisinde paylaşabiliyorsak, orada entegrasyon kolaylaşır. Bir şeyi
iyi bilmemiz lazım. Farklı dinden, dilden, ırktan, milletten veya milliyetten olabiliriz. Ama bir ortak faydamız var ki, hepimiz insanız. İnsan olarak birbirimizi sevmemiz, birbirimize saygı duymamız lazım. Bavyera eyaletinde Türkler'in bulduğu huzuru, mutluluğu, Almanya'nın geneli içinde de görmek istiyoruz. Geleceği çok farklı duygusal yaklaşımlarla olumsuzluğa mahkum etmeyelim" diye konuştu.
Bavyera Eyaleti Başbakanı Becstein ise, "Yangında hayatını kaybeden 9 Türk vatandaşı için Bavyera eyaleti büyük üzüntü duymaktadır ve taziyelerimizi iletmekteyiz. Ayrıca Sayın Başbakan'a yürekten teşekkürlerimi ilettim. Kendisi bölgeyi ziyareti sırasında itfaiyenin ve polisin çalışmalarını övgü dolu sözlerle dile getirdi. Bu konuşmasıyla yeni gerilimlerin doğmasını engelledi. Şüphesiz ki bu olayın yüzde 100 açıklığa kavuşması gerekmektedir. Sayın Başbakan'a, Bayvera eyaletinin Türk vatandaşlarının en
güvende yaşadığı eyalet olduğunu söyledim. Terörün Türkiye için büyük bir bela olduğunu ve PKK ile mücadelenin bu açıdan bizim için önemli olduğunu dile getirdim. Sayın Başbakan'la yaptığımız görüşmelerin önemli konularından biri de İslam dinine mensup kişilerin burada sahip oldukları ibadet imkanları oldu. Bu konuda gerek DİTİB camilerinden, gerekse de diğer camilerden bahsettik. Bu konuda görüş alışverişinde bulunduk. Münih'teki cami konusunda da, ilke olarak böyle bir cami yapılmasında sorunumuz
olmadığını söyledik. Ancak bu kadar büyük bir caminin bu noktada yapılması konusunda bazı tartışmalar var. Aynı noktada daha küçük bir cami ya da aynı büyüklükteki cami faklı bir noktada kurulabilir. Bu konuda hiçbir endişemiz yoktur. Türkçe dilinde eğitim verecek öğretmenlerin burada kullanılması konusunda anlaştık. Bu zaten uygulanmakta olan bir şey. Uygulaması bir süre önce başladı. Bunun daha geniş bir çerçeveye oturtulup oturtulamayacağı ya da daha geniş çerçevede bir işbirliğinin yapılıp
yapılamayacağı ise her şeyden önce çalışma düzeyindeki grupların yapacakları araştırmalardan sonra ortaya çıkacaktır" şeklinde konuştu.
(HK-OYK-OYK-NÇ-D)