Başbakan Erdoğan'ın ABD Temasları
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George W. Bush ile Beyaz Saray'da Yaptığı Görüşmenin Ardından Ulusal Basın Kulübü'nde Gazetecilerden Gelen Soruları Yanıtladı. Erdoğan, İlerleyen Dakikalarda İse Strateji ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'ne Geçerek Bir Konuşma Yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı George W. Bush ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin ardından Ulusal Basın Kulübü'nde gazetecilerden gelen soruları yanıtladı. Erdoğan, ilerleyen dakikalarda ise Strateji ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'ne geçerek bir konuşma yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, güneydoğuda yaşanan sıcak gelişmeler ve olası bir sınır ötesi operasyon konusunda destek toplamak üzere ABD Başkanı George W. Bush ile önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Erdoğan, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, Başkan Bush ile yapılan ikili görüşmenin olumlu geçtiğini dile getirdi. Daha sonra Ulusal Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, son olarak Strateji ve Uluslar arası Araştırmalar Merkezi'nde bir konuşma yaptı. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan konuşmasına, "Bu salonda, hükümetin ilk yılını tamamladığı 2004 yılında, Türkiye'nin ekonomik imkanlarına ilişkin bir sunum yapmıştım. 2002'de ise Genel Başkan sıfatıyla değerli dostlarımla yine burada buluşmuştuk. Şimdi ise yaşanan sıcak gelişmelerin ardından Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri değerlendirmek üzere buradayım. ABD ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklık devam etmektedir. Zaman zaman pürüzler çıksa da ilişkilerimiz olumlu bir şekilde devam etmektedir" ifadeleriyle başladı.
Erdoğan, tüm dünyada yaşanan terör tehdidine değinerek, "Dünyada ve özellikle Türkiye'nin yakın bölgesinde yeni risk ve tehditler oluşmaktadır. Türkiye, .bu risk ve tehditleri yakından hissetmektedir. 11 Eylül'ün ardından göç, kitlesel imha silahları ve etnik bir takım saldırılar bu tehditlerden birkaçıdır. Türkiye bölgesel barışa katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda NATO ortaklığımız, AB üyeliğine üyelik perspektifimiz ve ABD ile olan stratejik ortaklığımız oldukça önemlidir. Ancak tüm bunlara
karşın önemli riskler de beraberinde gelmektedir. Tüm bu riskleri imkana çevirmenin gayreti içindeyiz. Bölge barışı ve küresel barış için Türkiye kilit noktadadır. Farklı medeniyetlerin farklı dünyaların barış içinde yaşaması için Türkiye kilit rol oynamaktadır" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın özellikle üzerinde durduğu unsurlardan biri de Ortadoğu'da istikrar sağlanması için atılan adımların sonuçsuz kalması oldu. Erdoğan, "Şunu, altını çizerek vurgulamak isterim; Türkiye'ye rağmen bölgede atılan adımlar sonuç vermemiştir, ileride de atılacak olan adımlar vermeyecektir. O bölgedeki barışın sağlanması için Türkiye'nin rolü önemlidir. Terörle mücadeleye yönelik olarak, PKK terör örgütünün Kuzey Irak'taki varlığı ve ülkemize yönelik olarak sürdürdüğü saldırılar çok ciddidir.
PKK tarafından dökülen kan milletimizin sabrını zorlamaktadır. Hiçbir ülke, sınırının hemen ötesinde güvenlik ve istikrarını zorlayan bir terör unsurunu kabullenemez. Parlamentomuz, 19'a karşı 507 oyla hükümetime sınır ötesi dahil, her türlü önlemi alma yetkisi verilmiştir. Bu önlem Irak'ın toprak bütünlüğünü ya da Irak halkını hedef almamaktadır. Afganistan'da yaşanan benzer durumda alınan önlemlerin Afgan halkını hedeflemediği gibi. Biz o dönemde Afganistan'a büyük destek verdik. ISAF komutasını 2 kez
üstlendik. Bir kez daha üstleneceğiz. Aynı şartlarda biz de destek bekliyoruz. Terör, ulusal bir olay değildir, uluslararasıdır. Değişik ülkelerden bunlara destek veriliyor. Avrupa'daki dost ülkelere söylediğimizde, 'terör örgütü' ilan ediliyor, ancak lafta söylemekle olmuyor. Uygulamada da öyle olmalı. Orta sahada top çevirme zamanı değil. Golü atmalısın. Golü atma zamanı. Biz netice almak istiyoruz. Bunun için de dostlarımızdan destek bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Terörle mücadele konusunda oluşturulan mekanizmadan bir sonuç alınamadığına değinen Erdoğan, "Biz güçlü bir mekanizma oluşturduk güya. 15 ay bu mekanizma çalıştı, fakat bundan bir sonuç almadık ve nihayetinde dağıldı. Bizim için adım atma vakti. Çünkü Türk milletinin temsilcisi olan 507 milletvekilinin verdiği onayı gerekli şartlarda kullanacağız. Terörün kaynağını kurutmayı hedefliyoruz. Mekanizmalarla bir yere varamayız. En önemli aktör biziz. Bu adımı atmak zorundayız. Gerekli zamanda ve zeminde bu
adımı atacağız. Müttefikimiz ABD de süratle bu adımı atmalıdır. Avrupa'da yakalanan bir terör elebaşısı, tutuksuz olarak yargılanırsa ve oradan kaçıp, bir başka Avrupa ülkesine geçerse, oradan da bir uçağa bindirilip Kandil Dağı'na geçirilirse, burada bir samimiyet yoktur. Türkiye, terörle mücadeleye destek veriyorsa, dostlarının da vermesi gerekir. Terörü yöntem olarak benimseyenler, kendilerine yaşam alanı oluşturmaktadır. Bizim Türkiye olarak beklentimiz, ABD makamlarının, terör örgütünün bölgeden
sökülüp atılması noktasında sözden öte eyleme geçmesidir. Irak'ın istikrara kavuşturulacağına inanıyoruz, fakat istikrarsız bir Irak, Türkiye'ye de zarar veriyor. Biz savaşı değil, operasyonu hedefliyoruz. Hedef bir operasyondur ve sadece terör örgütüne yönelik olacaktır. Türkiye, istikrarlı bir Irak için elinden geleni yapıyor. Bunu alt yapıdan, üst yapıya kadar sürekli desteğini vererek yapıyor. Bundan sonra da her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu söylüyoruz" dedi.
Kerkük meselesine atıfta bulunan Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;
"Irakla ilgili önemli sorunlardan biri de Kerkük meselesidir. Bu mesele aceleye getirilmeden çözülmelidir. Referandumun ertelenmesi mantıklı olmuştur. Daha önce yapılan zirvede sekreterya oluşturulması kararı alınmıştır. Bu ana kadar ne yapıldı, şu an ne yapılıyor, daha sonra neler yapılacak, bunlar takip edilecek."
Ermeni meselesinin çözüme kavuşturulması için Türkiye tarafından iyi niyetle atılan adımların var olmasına rağmen, bir şekilde rant sağlamak isteyenlerin bunu çıkmaza sürüklediğini kaydeden Erdoğan, "ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın ziyareti sırasında önemli konularda görüşmelerde bulunduk. Bazı çevrelerin ilişkilerimizi zedelemek için1915 olaylarına ilişkin iddiaları içeren karar tasarılarını ön plana çıkarması bizi üzmektedir. Tarihsel olayların yargılaması parlamentolara düşmez. Tarihi olayları ait
oldukları dönemin şartları göz önüne alınarak incelenmelidir. Bu konu ile uğraşacak olan kiukisi verilmiştir. Bu şiler siyasetçiler değil, tarihçilerdir. Bu gibi yabancı girişimlerin ilişkileri zedelemesine izin verilmemelidir.
Ben 2005 yılında Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan'a konuya ilişkin bir mektup yazdım. Sorunun karşılıklı olarak çözümü için ortak tarih komisyonu oluşturmasını teklif ettim. Gelin, biz arşivlerimizi açtık, siz de açın dedim. Şu ana kadar tasnifini yaptığımız belgeler 1 milyonun üzerinde. Sivil arşivlerin yanı sıra askeri arşivler de açıldı. Çalışmalar halen devam ediyor. Ermenistan da arşivlerini açsın. Bu iddiaların aslı varsa, biz kendi tarihimizle hesaplaşırız ama Ermenistan kendi tarihiyle
hesaplaşabilecek mi? 2005'ten bu yana mektuba cevap alamadım. Aklı selime çağrı şeklindeki mesajımıza rağmen bir sonuç alınamaması, şu soruyu akla getiriyor; Bu sadece bir rant mı? Biz bunu düşünüyoruz. Böyle bir soykırım olduysa, bu durum, taraf olan 2 ülkeyi ilgilendirir. Taraf olmayanların araya girmesi niçin? Bunu anlayabilmiş değilim. Ermenistan'ın asılsız iddiaları sürdürmesi, ikili ilişkilerin normalleştirmesini mümkün kılmıyor. ABD yönetiminin bugüne kadar gösterdiği sağ duyulu davranışını
takdirle karşılıyorum. ABD'nin, stratejik bir ortağımız olarak ilişkilerini yalnızca bugüne ait olarak değil, yarına ait ilişkileri de değerlendireceklerine inanıyorum. Devletler 1 güne, 1 aya, 1 yıla ilişkin kararlar almaz. Ülkelerimizde bu dayanışma, geleceğe yönelik olarak devam etsin. Bu noktadan sonra bu konunun gündemden tamamen kaldırılacağına inanıyorum. Türkiye-ABD ilişkilerini zedeleyecek şekilde tasarının Genel Kurul'da ele alınmasının engelleneceğine inanıyorum. Neticede bu konunun gelecekteki
ilişkilerimize ipotek vurmamasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) girmesi konusunu ele alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "AB'ye katılım hedefi:sürecinde ABD hükümetinin desteğini gördük. 1952 yılında NATO'ya üye olan, 1963 yılında tam üyelik hedefi ile taraflarla görüşmeye başlayan Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti olarak, AB müktesebatına uyum sürecinde reformlarımız sürüyor. Bütün kurumlarımızı AB müktesebatına uygun bir şekilde hazırladık. 1996 yılında Türkiye, birliğe üye olan diğer tüm ülkelerin aksine bir tutumla Gümrük
Birliği'ne alındı. Diğer ülkeler önce AB'ye üye oldular, daha sonra Gümrük Birliği'ne dahil edildiler. Bu gibi konular bizi üzüyor. Oyun içinde kurallar konuluyor. Kurallar bellidir. Uluslararası münasebetlerde ciddiyetten uzak bir tutum sergiliyor. Hükümet olarak aldığımız bütün kararların arkasındayız. Türkiye'yi de içine alacak bir genişleme AB'yi de geliştirecektir" ifadelerin kullandı.
Erdoğan konuşmasını, "Ortadoğu'nun durumu malumunuzdur. Bu durum Türkiye'nin dününü, bugününü ve yarınını ilgilendiriyor. Türkiye'nin, bu sorunlara bigane kalamayacağı ortadadır. Türkiye'nin desteğe ihtiyacı vardır ve özellikle de 50 yılı aşkın bir süredir stratejik ortağı olan ABD'den de bu yönde bir destek görmeyi arzu etmektedir" cümleleriyle sonlandırdı.
Konuşmanın ardından gelen "1990'ların başında ve ortalarında Türkiye, Kuzey Irak'taki bir takım kişilerle işbirliği yapılmıştı. O dönem PKK'ya karşı mücadelede Barzani ile işbirliği yapılmıştı. Hatta kendilerine pasaport da verilmişti. Peki gelinen noktada Iraklı Kürt liderler neden PKK'ya darbe vurmada isteksizler?" şeklindeki bir soruya Erdoğan, "90'lı yıllarda olanlar ve bugün olanlar arasındaki mukayesede bizim de üzüldüğümüz noktalar var. Saddam zulmünden kaçanlar, Irak'ın kuzeyinden kaçanlar,
Türkiye'nin güneydoğusuna yerleştirildiler. Bunlar arasında Kürtler de var. O dönem içinde bulunduğum siyasi parti kanalı ile TIR^'larla gıda, yiyecek, içecek sunduk. Bütün bunların yapıldığı dönemdeki iyi iletişim, bugün bu safhada. Bu bizi de düşündürüyor. Oradaki yerel yönetim PKK'ya 'terör örgütü' bile demiyor, diyemiyor. Dese ne olur da diyebilirsizin? Avrupa'dakiler diyor da ne oluyor? Yakalıyor ve daha sonra Kandil Dağı'na yolluyor. Bizim burada bir gerçeği vurgulamamız lazım. Terör örgütü
Kürtlerin temsilcisi değildir. Terör örgütü içinde Kürt var, Ermeni var. Bu etnik bir durum değil" açıklamalarıyla karşılık verdi.
(KK-KK-KK-D)


















