Başbakan Erdoğan (3): 'Üslub'a Hassasız, Hassasiyetimizi Türkiye'den Esirgemiyoruz

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sanatın ve Siyasetin Dilinin Farklı Olduğunu Belirterek, "Bir Siyasetçi, Bir Milletvekili, Bir Genel Başkan, Bir Başbakan Olarak, Sözün Gücüne, Önemine, Sözün Ağırlığına Bütü Kalbimle İnanıyor ve Sözün Dilden Değil, Kalpten Gönülden Söylenmesine Çok Büyük Bir Önem Atfediyorum" Dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dolmabahçe Sarayı'nda yazarlara konuşmasını sürdürürken "Kastı aştığımız, yanlış anlaşıldığımız öfkelendiğimiz zamanlar olabilir. Ama siyasetin gündelik ve güvenilir olmaktan uzak söylemini, seviyeli, ağırlığı ve inandırıcılığı olan bir üsluba dönüştürmek için arkadaşlarımla birlikte tam bir hassasiyet içinde olduk. 'Söz'e gösterdiğimiz bu hassasiyeti, elbette Türkiye'nin meselelerinden de esirgemiyoruz" dedi.

-EKSİKLERİN GİDERİLEMEYİŞİNE "AĞLARIM AĞLATAMAM, HİSSEDERİM SÖYLEYEM"Lİ SİTEM-

Başbakan olarak sürgünleri, mahkumları sayarken, son dönemde yaşanan olumsuzlukları da unutmadığını dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:

"Eşber Yağmurdereli, Şanar Yurdatapan, Fikret Başkaya, Şamil Tayyar'ı, Hakan Albayrak'ı elbette unutmuyorum. Bu ülkenin Nobel ödüllü yegane yazarı Orhan Pamuk'a reva görülenleri elbette hatırımdan çıkatmıyorum. Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda devasa adımlar atıldı. Birçok yasalar değişti. Belki değiştirilmesi gerekenler de var. Hepsini hallettiğimizi iddia etmiyorum. Eksiklerimiz vardır ama bunların da giderileceğini ve giderilemeyişi önündeki engelleri anlatmaya ne zaman yeter, ne de hani, 'Ağlarım ağlatamam, hissederim, söyleyemem, dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım' ifadesi var ya... Bir de bu var. Fakat alacağımız daha çok yol var. Bunu biliyoruz. Türkiye'de ifade özgürlüğü ne kadar daraltıldıysa, kronik meselemiz o kadar ağırlaşmış, çözüm iradesi o kadar zayıflatılmıştır."

-YUMRUK ATANLAR KADAR SOKAKLARI SAVAŞ ALANINA ÇEVİRENLER DE HUZURA KAST EDİYOR-

Türkiye'nin düşünce ne kadar tehlikeli görüldü, ne kadar baskı altına alındıysa, o kadar geri gittiğini, demokrasi ve milli egemenliğin "o kadar" sıkıntı yaşadığını söyleyen Başbakan, suça itilen çocuklar konununa da değindi. Başbakan Erdoğan, "Elbette suça itilen çocuklar, bizim görüş alanımızın, ilgi alanımızın dışında değil. Bunlarla ilgili özel çalışmalarımız, özel çalışmam var. Elbette Hakkari'de hiç onaylamadığımız muameleye maruz kalan çocuk, İstanbul'da molotof kokteyli ile hayatını kaybeden kız yavrumuz, Samsun'da, Van'da saldırıya uğrayan siyasetçi, bizim gündemimizin uzağında değil. Atılan yumruklar nasıl bu ülkenin barışına kast ediyorsa, sokakları savaş alanına çevirenler de bu ülkenin huzuruna kast ediyorlar. Hükümet olarak Türkiye'nin meselerini çözmek için çıktığmız bu yolda, ne tür engellerle, engellemelerle karşılaştığımızı, statükonun her adımımzda nasıl önümüzü kesmeye çalıştığını sizler de aziz milletimiz de çok çok iyi biliyorsunuz" açıklamasında bulundu.

-BU KARDEŞİNİZ KANUNLARI TÜZÜKLERİ YAŞAYARAK ÖĞRENDİ-

Konuşması'nda Ece Ayhan'ın, "Her çocuğun kalbinde kendinden daha bir büyük çocuk vardır" dizelerini alıntılayan Başbakan, "Biz, tüzüklerle, çarpışarak büyüdük. Velhasıl 'onlar vurdu, biz büyüdük kardeşim' diyoruz. Evet. Bu kardeşiniz kanunları, tüzükleri yaşayarak öğrendi ve bugünlere geldi. Hakkı, hukuku savunmanın, önce hukukun çağdaş standartlara kavuşmasından geçtiğini çok iyi biliyoruz. İleri demokrasiye güçlü ekonomiye kavuşmanın ancak demokratik bir anayasayla, çağdaş bir hukuk sistemi ile olduğunu artık çok daha iyi anlıyoruz. Attilla İlhan'ın dediği gibi 'yaraya tuz basarak.' Aşık Veysel'in ifade ettiği gibi, "Uzun ince bri yoldayım, gidiyorum gündüz gece" diyerek, menzile ulaşmanın mücadelesi içinde olduk. 'Dert adamı yollara düşürür' diyen Mevalana'ya, 'Derdim vardır onun için inlerim' diyen Yunus'a kulak vererek bu uzun yolculuğa çıktık" diye konuştu.

-DOKUNULMAYANLARA DOKUNULDUĞU BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ-

Türkiye'nin kitapların suç sayıldığı, hatta suç delili sayıldığı, şiir okumanın mahkumiyet getirdiği günlerden bugünlere ulaştığını belirten Erdoğan, "Elbette eksiklerimiz vardır. İdeale ulaşmış değiliz. Ama artık dün konuşulmayanların serbestçe konuşulduğu, dün dokunulmayanlara dokunulduğu Türkiye'nin her meselesinin demokratik bir olgunlukla tartışıldığı bir sürecin içindeyiz" dedi. (ANKA/DEVAM)

Kaynak: ANKA