Bakan Kılıç ve Bakan Şahin, Öğrencilerle Buluştu

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, iyi eğitim altyapısıyla geleceğe sağlam adım atan gençlerin ayakta tutacağı bir memleketi, hiç kimsenin diz çöktürmeyeceğini söyledi.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, iyi eğitim altyapısıyla geleceğe sağlam adım atan gençlerin ayakta tutacağı bir memleketi, hiç kimsenin diz çöktürmeyeceğini söyledi.

Bakan Suat Kılıç ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Gaziantep Zirve Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Öğrencilere, hitap eden Kılıç, eğitimin önemine vurgu yaptı.

Kılıç, Türkiye'de 10 yıl önceye kadar 50-60 üniversite varken, bugün 179 tane üniversitenin olduğunu, bu sayının da artması gerektiğini ifade etti.

Vakıf müesseselerinin de artmasını isteyen Kılıç, "Buralardan eğitim-öğretim alan öğrencilerimizin de sayısının ciddi anlamda artması lazım. Vakıf üniversitelerinin, devlet üniversiteleri ile tatlı bir rekabet içerisinde kalitenin artması yönünde ciddi katkılar ortaya koymaları lazım diye düşünüyorum" dedi.

Türkiye'nin savunma sanayinde geldiği noktaya dikkat çeken Kılıç, şöyle konuştu:

"Türkiye yakın zamana kadar savunma sanayinin olmazsa olmazı olan G3 piyade tüfeğini bile yurtdışından ithal etmeye mahkum olan bir ülkeydi. Bugün çok şükür, yürütülen Ar-Ge çalışmaları, Ar-Ge'ye ayırdığımız kaynaklar, hükümetimizin Ar-Ge'ye ve savunma sanayine ayırdığı önemli kaynaklar ve savunma sanayi milli komitesine bizzat Başbakan'ın başkanlık ediyor olması sayesinde Türkiye savunma sanayinde bambaşka bir ülke haline geldi. İlk milli savaş gemimizi suya indirdik, ikincisini de kızağa çıkardık imalatı başladı. Milli piyade tüfeğimizin imalatı başladı. Yurt dışından yüz binlerce sipariş aldı.

Atak adıyla kendi helikopterimizin imalatına başladık. Bildiğimiz helikopterler nedir, ya Skorky ya Kobra... Terörle mücadele de bunları kullanıyoruz, dünyanın parası. Terörler mücadelede kullandığımız insansız hava araçları heronlar, ANKA adıyla Türk mühendislerin eseri olan insansız hava araçlarının üretimine başladık. Milli tank projesinin geliştirilmesi yönündeki çalışmalar tam gaz devam ediyor. İnşallah orada da son aşamaya geleceğiz."

Kılıç, Türksat 1A, 1 B, 1C uydularının Türk uydusu olduğunu, her alanda da bu uyduların kullandığını ancak imalatının başka ülkeler tarafından yapıldığını hatırlattı.

Kılıç, " Milletten vergiyi topladık, gittik elin yabancısına para bastık, ödedik. Onlar da imal ettiler, Fransız Guyanası'ndan fırlattılar, parayı verdik uyduyu satın aldık. Bizim parayla ama. Şimdi 2013 yılında yeni bir uyduyu uzaya fırlatacağız. Bu uydu yüzde 100 Türk mühendislerinin eseri olan bir uydu. Nereden nerelere geldik, bunları görmeniz lazım. Uydu yüzde 100 Türk mühendislerinin eseri olduğu zaman Türksat 1A, 1B, 1C, adı da değişiyor. Göktürk oluyor, bu uydu uzaya fırlatılacak" diye konuştu.

Eğitimin ideallerle taçlandırılması gerektiğinin altını çizen Kılıç, şöyle devam etti:

"Eğitiminizi ideallerinizle taçlandırmazsanız, bilgi küpü olursunuz. Bir süre sonra sırtınızdaki bilgi küpü ağır gelmeye başlar, belinizi büker, 'Ben bu yükün hamalı niye oldum' diye hayıflanırsınız ama iş işten geçer. Bilgiyi anlamlı kılan, ayağa kaldıran, bilgiyi ayağa kaldırarak kültür ve medeniyet bilincimizi ayağa kaldıracak olan şey, idealizmdir. Onun için okumalısınız. İyi eğitim altyapısıyla geleceğe sağlam adım atan gençlerin ayakta tutacağı bir memleketi, hiç kimse diz çöktürmez."

-"Bu toplum kendi yaralarını, kendi bağışıklık sistemiyle sarabilsin istiyoruz"-

Kılıç, yumurta fırlatmayı bir düşünce biçimi, özgürlük ve hak kullanımı olarak görmediğini belirterek, hayatında bu tarz romantik protestoları hiç benimsemediğini ifade etti.

Öğrencilerin sorularını da cevaplandıran Kılıç, yumurta eylemleriyle paralel olarak gençliğin özgüvenleri konusundaki bakış açısının sorulması üzerine, şunları söyledi:

"Yumurta fırlatmayı bir düşünce biçimi olarak görmüyorum. Bir özgürlük, bir hak kullanımı olarak da asla değerlendirmiyorum. Bugün yumurta atan yarın devekuşu yumurtası atar, öbür gün taş atar. Bunun sonunun nereye gideceği belli olmaz. Dolayısıyla ben bu tarz romantik protestoları hiç benimsemedim hayatımda. Bizim de öğrenciliğimiz üniversitelerden geçti. Hiç kimseye yumurta atmadım. Atmayı da düşünmedim. Atana da tolerans göstermeyi düşünmem. Bunu bir özgürlük olarak görmüyorum. Ama kendini bağırmadan, çağırmadan, çığırmadan, hakaret etmeden, küfür etmeden, taş atmadan, mermi atmadan, bomba patlatmadan bir insan mamur ifadelerle kendini ifade edebilir. Bu, son derece normal ve doğal yollardan yapılır. Ama 'yumurtanın sarısı kravatının sarısına yapışsın' filan gibi şeyleri fazla romantik buluyorum. Hiç bana göre değil."

Bir öğrencinin, "depremde yapılan yardım çalışmaları hakkında ve Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz'in yardım için 50 milyon dolar gönderip göndermediği" sorusuna, Türkiye Devleti'nin Van'daki depremin yaralarını sarmak için yardım kampanyalarına ihtiyacının olmadığı kaydetti.

Kılıç, şunları söyledi:

"Biz Pakistan depremi olduğunda 150 milyon dolar nakit yardımı yapan bir ülkeyiz. Bunu niye söylüyorum. Bir zamanlar 70 cente muhtaç edilen bir ülkeydik. 4 sene önce Pakistan'a 150 milyon ayni ve nakdi yardımı tamamen devlet imkânlarından gönderdik. Somali yardımları yanlış hatırlamıyorsam 200 milyon dolara ulaştı. Sadece Türkiye'den, Somali'deki açlık ve kuraklık nedeniyle oraya intikal ettirilen yardımlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Van'daki depremin yaralarını sarmak için yardım kampanyalarına esasında ihtiyacı yok. Ama biz istiyoruz ki bu toplum kendi yaralarını, kendi bağışıklık sistemiyle sarabilsin. Bu toplumun kardeş olduğu, coğrafyamızın her bir parçasında yaşayan her bir bireyin birbirine aynı bağlarla, kendine yakın hissettiği duygusu toplumun her kesiminde hissedilsin. İstediğimiz buydu. Van'ın yarasını Gaziantep, Antalya, Mersin, Samsun, Trabzon, Erzurum, İstanbul, İzmir sarsın ki sarılan bu yaralarla birlikte kardeşlik bağlarının önemi bir kere daha anlaşılsın. Aynı vatan, aynı devlet, aynı bayrak, aynı millet ve aynı inanç ve kültürden gelen bu coğrafyanın insanları, bu kardeşliği terennüm etsin. Arzu ettiğimiz şey buydu. Bu da sağlandı. Sayın Başbakanımız, kardeşinin ölüm haberi üzerine taziye ziyareti için, Suudi Arabistan'a gitti. Kral Abdullah bin Abdülaziz 50 milyon doları Van depremzedelerine yardım olarak göndermek istediğini, bu ziyaret sırasında sayın Başbakanımıza ifade etti. Bunlar çok çok önemli rakamlar."

-"Güzel konuşmayı kitap okuyarak başarabilirsiniz"-

Bir öğrencinin, diksiyonunun niçin çok düzgün olduğu ile ilgili sorusunu da cevaplayan Bakan Kılıç, kelime dağarcığı ve okuma kapasitesinin önemine vurgu yaparak, "Çok okumayan biri çok güzel konuşma hayali kurmasın. Çünkü cümlenin yarısında bildiği kelimeler muhtemelen bitecektir. Kelime haznesini, dağarcığını kuvvetlendirmeden çok iyi metinler ortaya çıkarmak çok mümkün değil. Gerçi hukuk eğitimi aldık. Hukuk eğitimi biraz kelime oyunları ve lügati biraz bilmeyi gerektiren bir eğitimdir" şeklinde konuştu.

Bu sırada, araya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin girerek,

"Genetik miras var biraz. Annenin sesi de güzel" dedi. Gülüşmelere neden olan diyaloğun ardından Kılıç da "Biraz anneme çektim galiba. Babam ilkokul 3'ten terk, annem okuma yazmayı 2 sene önce öğrendi. Ama annemi Gaziantep Üniversitesine getirseniz, siyaset bilimi dersini rahat idare eder" ifadelerini kullandı.

Bakan Kılıç'ın bu cevabı da salonda gülüşmelere neden oldu.

Programın sonunda, Zirve Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Taner Nakıboğlu, Bakan Suat Kılıç'a çeşitli hediyeler takdim etti.

Kılıç, ardından öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

- GAZİANTEP

Kaynak: AA