Doğan Haber Ajansı [2542684]
Bakan Çağlayan: "2011 Bir Atılım Yılı Olacak"
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, 2011 yılının küresel ekonomik krizin etkilerinin ortadan kalkmaya devam ettiği bir atılım yılı olacağını belirtti.
- (GENİŞ HABER) BAKAN Çağlayan: "2011 BİR ATILIM YILI OLACAK. BU ATILIMIN ENERJİ KAYNAĞI Asya, LATİN AMERİKA, AFRİKA VE Ortadoğu BÖLGESİ"
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, 2011 yılının küresel ekonomik krizin etkilerinin ortadan kalkmaya devam ettiği bir atılım yılı olacağını, bu atılımın enerji kaynağının Asya, Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu bölgesi olacağını belirtti.
Çağlayan, Brüksel'de yapılan Crans Montana Forumu'nda yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinde küresel kriz ve sonrası dönemde meydana gelen gelişmelerin küresel ölçekte birçok ezberi bozduğuna dikkati çekerek, çok kısa bir zamanda, yerleşik, genel kabul görmüş birçok ekonomi politikasının ciddi açmazlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki 19. yüzyıl başlarında batılı ekonomiler lehine gelişen dengenin, iki asırlık bir aradan sonra, bu defa küresel kriz sonrasında gelişme yolundaki ekonomiler lehine değişmeye başladığını belirten Çağlayan, "Gelişme yolundaki ekonomiler küresel toplam talep artışının motoru konumuna gelmiştir" dedi. "Küresel kriz ve sonrasında ise bırakın küresel pazarlardan yeni pay kapmak mevcut pazar paylarını korumak bile çok zor bir hale gelmiştir" diyen Çağlayan, bugün dış ticarette korumacılık ve devlet desteklerinin batı ekonomilerinin daha fazla kullandığı ticaret politikası araçları haline geldiğini söyledi. Çağlayan, 2011 yılının küresel ekonomik krizin etkilerinin ortadan kalkmaya devam ettiği bir atılım yılı olacağını, her ne kadar batı ekonomileri önemli sorunlarla uğraşmaya devam edecek olsalar da bu atılımın enerji kaynağının Asya, Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu bölgesi olacağını belirtti. Küresel ekonomik ve teknolojik rekabetin en önemli Oyuncuları olan zengin OECD ekonomilerinin bu Oyunun ana kutbu olmaktan hızla çıktığını, Çin'in dünyanın bir numaralı ihracatçısı olması, Hindistan'ın küresel şirket satın alma-birleşme stratejileri, Brezilya'nın başta tarım ve enerji sektöründeki büyük hamleleri ile Türkiye ve birçok gelişme yolundaki ekonominin dünya ticareti ve küresel ekonomik yönetişimde artan rollerinin dünya ekonomisini hızla çok kutuplu hale getirdiğini belirten Çağlayan, şunları kaydetti: "Bugün geldiğimiz noktada, batı finans piyasalarında başlayan ve tüm dünya ekonomisine sirayet eden küresel ekonomik kriz, bu süreçte payı olmayan gelişmekte olan ülkelere ağır bedeller ödetse de gelişmekte olan ekonomilerin dünya ekonomisindeki nispi güç değişimindeki artan rollerini engelleyemediği görülmektedir. Günümüzde küresel talep ve zenginlik yalnızca gelişmiş ülkelerden kaynaklanmıyor. Tüm dünya küresine yayılıyor. Dünya ekonomisinde merkezin OECD ülkelerinden hızla Asya'ya kaydığı görülüyor. Gelişmekte olan Asya ülkelerinin dünya ekonomisi içindeki payı 1980'lerde yaklaşık yüzde 8 iken, 2010'da yaklaşık yüzde 24'e ulaşmıştır. Benzer şekilde, gelişmekte olan ülkelerin, satın alma gücü paritesi bazlı küresel gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payı, 1980'de yüzde 30 iken, 2010'da yüzde 47'ye yükselmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin ithalatları, yüksek gelirli ülkelerin ithalatlarından çok daha hızlı büyümektedir. Son on yılda dünya ithalat talebindeki artışın yarısından fazlasının gelişmekte olan ülkelerden gelmesi gelecek planlaması açısından önemli bir noktadır. Ben burada zengin gelişmiş ülke pazarlarını ihmal edip, dikkatimizi sadece gelişmekte olan ülkelere odaklayalım demiyorum. Yalnızca mevcut değişimin temel dinamiğini vurgulamak istiyorum."
Çağlayan, bu değişimin temelinde BRIC ülkeleri diye tabir edilen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in 21. yüzyıl dünya ekonomisinde hakim güçler olacağı düşüncesinin yatmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek, birçok uluslararası stratejist ve ekonomi yorumcuları tarafından Türkiye'nin de içinde yer aldığı BRIC T kavramının genel kabul görmeye başladığını kaydetti. Türkiye'nin aynı zamanda G-20 üyesi bir ülke olduğunu, gerçekleştirilen reformlarla, makroekonomik gelişmelerle büyük bir değişim ve dönüşüm yaşayan Türkiye'nin, önümüzdeki dönemde "dünyanın parlayan yıldızı" olarak tanımlandığını ifade eden Çağlayan, "Türkiye, önümüzdeki 10 yıl içinde Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı olan 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflemektedir" diye konuştu. Çağlayan, etkin ve adil bir dünya düzenine giden yolun aynı zamanda bölgesel alanda gerçekleştirilecek diyalog ve işbirliğinden geçtiği kanaatinde olduğunu belirterek, 13-14 Mayısta Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı "En Az Gelişmiş Ülkeler Zirvesi"nin diyalog ve işbirliği için çok önemli bir fırsat olacağını, 50 ülkenin bulunduğu bu grubun 10 yıllık dönem başkanlığını
Türkiye'nin üstlendiğini belirtti.
DÜNYA EKONOMİSİNDE GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN ARTAN ROLÜ
Çağlayan, son açıklanan IMF verilerine göre, 2009 yılında yüzde 0,6 oranında küçülen dünya ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 4,8 oranında büyümesinin öngörüldüğünü, buna karşılık 2010 yılında gelişmiş ekonomilerin yüzde 2,7, gelişmekte olan ekonomilerin de yüzde 7,1 oranında büyüyeceğinin öngörüldüğünü kaydetti. Yine IMF'ye göre, 2009 yılında yüzde 11 gerileyen dünya ticaret hacminin,
2010 yılında yüzde 11,4'lük artış gösterdiğinin tahmin edildiğini, Türkiye'nin dış ticaret hacminin 2010 yılında 2009 yılına göre yüzde 23 seviyesinde artarak 243 milyar dolardan 300 milyar dolara yükseldiğini belirten Çağlayan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Bu büyümenin gerçekleşmesine Çin ve Hindistan başta olmak üzere gelişmekte olan ülkeler birinci derecede katkı sağlamaktadır. Son yıllarda gelişme yolundaki ülkeler arasındaki dengesizlikler de düzelmekte, örneğin Afrika'da hızlı bir ekonomik bir büyüme gözlenmektedir. Dünya Bankası'na göre, Sahra-altı Afrika'nın 2015 yılında yüzde 6'nın üzerinde, dünyadaki yoksulların yarısının yaşadığı Güney Asya'nın ise aynı dönemde yüzde 7 civarında büyümesi öngörülmektedir. Ortadoğu Bölgesi, dünyanın geri kalanı için önemli bir enerji kaynağı olduğu kadar sermaye kaynağıdır da. Ortadoğu ayrıca Avrupa, Afrika ve Asya arasında ticari, ekonomik ve siyasi açıdan kilit öneme sahip bir geçiş noktası özelliğindedir. 400 milyonu aşan nüfusu ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri dünya
petrol rezervlerinin yüzde 60'ına, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 45'ine sahip bulunmaktadır. 2009 yılı itibariyle 12 OPEC üyesi devletin 8 tanesi bahse konu bölge ülkelerinden oluşmaktadır." Çağlayan, böylesine zengin doğal kaynaklara sahip bölge ülkelerinde günümüzde yaşanan ekonomik sorunların temelinde yoksulluk ve işsizliğin olması üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini belirterek, Türkiye'nin Ortadoğu ve Afrika'da barış ve istikrarın sağlanması konusuna büyük önem verdiğini kaydetti. Çağlayan, Türkiye'nin bir eliyle Avrupa Birliği'nin uluslararası normlarına tutunmuş, bir diğer eliyle de köklü bağları bulunan Afrika, Orta Doğu ve Kafkas ülkeleri ile çok yakın ilişkilerini sürdüren bir köprü ülke olduğunu belirterek, "Bu bölgedeki gelişmelerin etkileri ülkemizde güçlü biçimde hissedildiğinden, Türkiye tarafından yakından takip edilmektedir. Bölgede adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın kök salması ve istikrarın sağlanması diğer tüm bölge ülkelerinin olduğu kadar Türkiye'nin de çıkarlarına hizmet edecek ve bölgede ekonomik işbirliği olanaklarının geliştirilmesini sağlayacaktır. Medeniyetin beşiği Orta Doğu'daki barış ve istikrarın stratejik önemi gelecekte daha da artacaktır" şeklinde konuştu.
-AFRİKA İLE TİCARET HACMİ-
Türkiye'nin Afrika bölgesine yöneliminin, sadece ekonomik ve ticari hedeflere bağlı değil, aynı zamanda Afrika'nın kalkınmasını da kapsayan ve bunun için hastalıklarla mücadele, tarımsal gelişme, sulama, enerji, eğitim alanlarında teknik ve proje işbirliği yardımları ile düzenli insani yardımları içeren bütüncül bir politika olduğunu söyleyen Çağlayan, "Türkiye, 2005 yılında Afrika Birliği'nde gözlemci ülke statüsünü kazanmış, Ocak 2008'de Addis Ababa'da yapılan 10'uncu Afrika Birliği Zirvesi'nde stratejik ortak olarak belirlenmiştir."
Afrika stratejimizi başlattığımız 2003 yılında Afrika kıtası ile 5,4 milyar Dolar olan ticaret hacmimiz yaklaşık üç kat artarak 2010 yılında 15,7 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde Afrika'ya ihracatımız 2,1 milyar dolardan 9 milyar dolara yükselmiş, ithalatımız ise 3,3 milyar dolardan 6 milyar dolara yaklaşmıştır. 2010 yılında dünyada 67 ülkeye ihracatımızda rekor kırılmış olup, bu ülkelerin 19 tanesi Afrika ülkesidir. Türkiye'nin Afrika ve Ortadoğu'daki varlığı sadece ticaretle sınırlı bir konu değildir. Türk müteahhitlik firmaları bölgenin alt ve üst yapı projelerini yapmakta, yatırımcılarımız bölge ülkelerinin üretim ve istihdamına katkıda bulunmaktadırlar. Bugün önemli bir toplumsal ve politik değişim krizinin yaşandığı Mısır'da Türk firmaları en önemli yatırımcı durumundadır. Tunus ve Mısır'daki Türk yatırımlarının toplam tutarı 3 milyar dolara yaklaşmaktadır." Geçen yıl Aralık ayında Fas, Tunus, Nijerya, Gana ve Ekvator Ginesi
ziyaretlerinde Afrikalı muhataplarıyla çeşitli konuları görüşme imkanı bulduğunu ifade eden Çağlayan, "Biz, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerimizi sadece kazan-kazan modelinde yürütmek istemiyoruz. Biz, iş ortaklarımızın daha fazla kazanabileceği projeler üzerinde de çalışıyoruz. Türkiye, sanayisi güçlü bir ülke olarak talep edildiği takdirde bütün Afrika ülkelerine tecrübelerini aktarmaya hazırdır. Başta Afrika kıtası olmak üzere bütün ülkelerle ilişkilerimizi çok daha fazla artırma çabasındayız" dedi.
| 8/10 (11 kişi) |
-
Video
İşte Canlı Bombanın Asıl Hedefi
Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde 1 polisin ölümüyle sonuçlanan saldırının ayrıntıları ortaya çıktı.
-
Fenerbahçe'de Şok İstifa
Fenerbahçeliler'i şoke eden istifa kararı...
-
Memura Gecikme Zammı Müjdesi!
Yeni maaşları belirleyecek Hakem Kurulu, 'zam' mesaisine başlarken memura iyi haber geldi.
-
"Başbakan 'Vajina' Bekçiliğini Bıraksın"
CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka, Başbakan'ın "kürtaj" ve "sezaryen" ile ilgili sözlerine çok sert...
-
Video
Kadına Şiddet Kamerada
Zonguldak'ta ayrılmak istediği erkek arkadaşı tarafından darp edilen kızın yaşadıkları an be an...
-
Bulgar Ligi'nde Diyarbakır İsyanı!
Bulgaristan'da Süper Lig'e çıkan takımın Türk sahibi takımın ismini değiştirmek isteyince ortalık...
Son Dakika Haberleri
- 'Guiness En Fazla Modelle Podyuma Çıkma...
- Boğulma Tehlikesi Geçiren Şahsı Kurtarmak...
- Şanlıurfa'da Trafik Kazası: 1 Yaralı
- Ankara'da Bir Poşet İçinde Mermi ve El...
- Birini Kurtarmak İsterken Kendi Boğuldu...
- 57. Eurovısıon Şarkı Yarışması'nda Oylamalara...
- Abdullah Avcı: Oyun Bizi Son Derece Memnun...










